Zeynep Gambetti

23 Mart 2014 admin
BASINA VE KAMUOYUNA,
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan, aynı zamanda Halkların Demokratik Partisi Danışma Kurulu üyeliği görevini de yürüten Zeynep Gambetti hocamız, derslerinden tanıdığımız kadarıyla radikal sol siyaseti ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin değerini gayet iyi bilen muhalif hocalarımızdandır. Ancak öğrencileri olarak bizler, tam da bu yüzden, kendisinin son günlerde HDP’nin İstanbul BŞB başkan adaylığından çekilip CHP’yi desteklemesi gerektiği yönünde kamuoyuna yaptığı açıklamalarını anlamakta güçlük çekiyoruz.
Bizler hocamızdan sermaye ve faşizmin nasıl iç içe geçtiğini; kendi alternatifimizi nasıl inşa edebileceğimizi; kolektif eylemin önemini; bireylerin kendi içlerinde değil, ancak bulundukları yapı içerisinde tanımlanabileceğini; bireyin, ancak eşitlikçi ve özgürlükçü bir kolektifin içerisinde gerçekten özgür olabileceğini öğrenmiştik.
Her bireyin kendi siyasi görüşünde ilkesel, stratejik ve taktiksel değişiklikler yapma ve ilişkili olduğu örgütü eleştirme özgürlüğü elbette bakidir. Dolayısıyla hocamız isterse HDP emekçisi olmaktan vazgeçerek BŞB Başkanlığı seçimlerinde CHP’yi destekleyebilir ve bunu istediği zaman açıklayabilir. Ancak halihazırda danışma kurulu üyesi olduğu partinin böylesi bir kararı yokken, bireysel olarak kitleleri farklı bir partiye yönlendirmesi, mevcut kolektif iradenin örgütlü yapısını, ilkelerini ve stratejilerini yok sayması anlamına gelmektedir.
Hocamızın açıklamalarına gelen tepkiler karşısında çizdiği tablo da daha az tedirgin edici değildir. Görevi itibariyle HDP vizyonunu özümsemesini ve kolektif içi eleştiri mekanizmasının nasıl işlediğini bilmesini beklediğimiz hocamız, kamuya yaptığı açıklamaların partiyi değil, sadece kendini bağladığını zannedecek kadar örgütlü siyasetten bihaber ve ilkesel olarak sorumsuzca davranmakta, bunun yanında, HDP’nin Danışma Kurulu üyesi olmasına rağmen, nasıl oluyorsa kendini HDP’li addetmeyecek kadar siyasete “profesyonel” yaklaşarak kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır.
HDP bürolarına yapılan faşist saldırılara karşı devletin ve muhalefetin sessiz kaldığı, “tatava yapma, bas geç!” denilerek alternatif bir siyaset etme biçimi olarak HDP tahayyülünün itibarsızlaştırıldığı, hatta parti emekçilerimizin işbirlikçilikle suçlandığı böylesi bir süreçte hocamızın yaptığı bu açıklamalar, maalesef mevcut saldırıların ve inkârların dolaylı da olsa meşrulaştırılmasına katkıda bulunmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Bizler, düne kadar aynı siyasi çizgiyi paylaştığımızı düşündüğümüz hocamızın bu açıklamalarını, en hafif tabirle siyasi etiğe, örgütlü mücadelemize, kolektif iradeye ve emeğe karşı yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendirerek kınıyor ve kendisini özeleştiri vermeye davet ediyoruz.
Boğaziçi Üniversitesi HDK-HDP’li Öğrenciler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>