Rasim Özdenören ve Uludere

25 Mayıs 2012 admin
Rasim Özdenören TC Gaddarlığını Görmezden Geldi 
Saygıdeğer Rasim abi,
 Yıllardır yazıyorsunuz. Devletçi yaklaşıma karşısınız. Maraş’a “kahraman” demeyecek kadar dürüstsünüz. “Türkoğlu”na halen “eloğlu” adıyla, orijinal adıyla yaklaşıyorsunuz, eyvallah…
26 Şubat 2012’de bir yazı yazmışsınız (bkz: Yeni Şafak). Farklı ülkelerdeki şiddet olaylarına ve katliamlara değinmişsiniz. Hepsini söze konu etmişsiniz, eyvallah.
Kabul ediyorum; öncelikle birer dünya vatandaşıyız üstadım. Fakat neden onca zulümden söz ederken Türkiye Cumhuriyeti devletinin Uludere’de katlettiği Kürtleri, o menfur katliamdan iki ay sonra yazdığınız yazıya konu etmiyorsunuz?
Bu devletin yetkilileri, 34 tane gencecik insanı 20 yaşına gelmeden öldürdüler. Bu doğru değil mi? sizin yazdığınız İslamî-Kemalist gazete, Tayyip Bey’in yaklaşımı doğrultusunda daha bugünkü (22 Mayıs 2012) manşetinde “bu olayı örtbas edin” (Yeni Şafak) diye yazmadı mı?
Yeni Vakit gazetesinin eskimez insancıkları “Uludere’ye akıtılan gözyaşı, PKK’ya can suyu oluyor” diye yazmadılar mı?
34 tane can gitmiş ve daha bugün Ülke TV’de müslüman bir yazar (kendisi de Kürt) Nevzat Çiçek, “Uludere, hükümeti yıpratma taktiğidir.” diye konuşuyor.
Bu adamı Türk milliyetçiliği bu hâle getiremezdi ama Türk İslamcılığı bu hâle getirdi.
Ve siz maşallah dünyada nerede bir zulüm varsa ne güzel yazmışsınız. “Zülf-i yâre neden dokunmadınız?” diye sorulursa, yarın ne cevap vereceksiniz?
Maraş katliamı hakkında şimdiye kadar hiçbir şey yazmadınız; ne siz, ne Pakdil Usta, ne merhum Zarifoğlu, ne kendisi de Kürt olan merhum Erdem Bayazıt ve diğer müslüman aydınlar…
Tarih size bunun hesabını sormayacak mı acaba? Sözgelimi 6-7 Eylül 1955’te bu ülkede gayrimüslimler boğazlanırken aşk şiirleri yazan, bu zulmü asla kalemine yaklaştırmayan Sezai Karakoç’tan tarih hesap sormayacak mı sanıyoruz?
Neden müslüman aydınlar olarak, İttihatçıların bu kadar etkisindesiniz?
Unutulmaz bir aydın olan Sartre, evinde Cezayirli direnişçileri saklıyordu. Siz bir aydın adayı olarak, gerçek bir aydın olan Fanon’u anlamak yolunda hiçbir çaba sarf ettiniz mi?
Böyle giderse yok olup gidecek tüm yazdıklarınız Rasim baba, çünkü siz farazi ve mücerret meselelere el attınız ama el kadar somut olan yakıcı ülke gerçekliğine dair açık bir şey söyleyemediniz. Yaşanan haksızlıklara duyarsız kalan hangi aydın kalabilmiş ki geleceğe? Birçok haksızlık yanında Türkiye’nin en köklü meselesi, Kürtlerin haklarını yüz yıldır gasp etmesi ve bunun sonucunda çıkan bir dizi meseledir. Allah, Kürtçeyi şu Türk devleti yasaklasın diye mi yarattı?
Evet, Uludere’de 34 masum insanı ay yıldızlı Türk uçakları vahşice katletti ve siz bundan iki ay sonra yazdığınız yazıda dünyanın çeşitli ülkelerindeki haksızlıkları anarken bunu bir cümleyle de olsa söze konu etmediniz. Gazeteniz de tıpkı efendisi gibi davranarak, bu katliamı diline dolayan bizlere aba altından sopa gösterdi.
Uludere’den sonra Türk devlet dininin en kesin mürtedi olduk, dayanışmak için kendini devlet İslam’ından arındırmış müslümanlar arandık ama neredeyse hiç bulamadık.
Siz de bu yazınızla ve sonraki suskunluğunuzla şu devlet İslam’ının müntesiplerine katıldınız. Bütün dünyadaki zulümleri gördünüz ama bir müslüman gibi davranıp şu yeşil kemalizme, şu büyüyerek üstümüze gelen deve karşı hiçbir şey yapmadınız.
Yıllar önce 33 Kürt’ü öldüren general Mustafa Muğlalı yargılanmıştı. 34 Kürt’ü öldüren kişinin katili bile ortada yok! Olay nasıl olmuş? Biliyorlar ama söylemiyorlar, söyletmiyorlar. Kimler söyletmiyor, kimler konuşturmuyor? İslamcılar, müslümanlar, muhafazakâr dindar Türkler, başbakan, içişleri bakanı, Yeni Akit, Yeni Şafak, Yeni Zaman, ince bıyık, umre düşkünü, Kapris Gold, Asya Finans, STV???
 Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca sonra bile olsa, şimdi Kenan Evren’in yargılandığı gibi yargılanmayacak mı dersiniz? Peki, ya mahkeme-i kübrada?
Ya siz sayın Özdenören, bu ülkedeki devlet zulmüne karşı şimdiye kadar ne yaptınız ki şimdi dünyadaki zulümleri dilinize doluyorsunuz? Vicdanınız rahat mı efendim? Hani ilk önce yakın çevremizden başlayarak zulme karşı çıkıyorduk, hani zekâtı ilk önce yakınlarımıza veriyorduk, hani nefsimizi ve ehil olduklarımızı yakıtı taşlar olan ateşten koruyorduk? Nerede kaldı kâğıtlar üzerinde yazılan müslümanlığı uygulama cesareti? Söyleyin; sizce bir müslüman, tıpkı başbakanın, Yeni Akit’in ve Yeni Şafak’ın dediği gibi Uludere katliamından dolayı susmalı mı? Bilelim, biz de susalım.
Laik devletin müslüman zihnine çizdiği sınırların dışına çıkamıyor musunuz? Aydın olmak bedelsiz, kolay bir şey mi acaba? Diyelim ki bir otobüs şoförü, Yeni Şafak ve Rasim Özdenören okuyarak Türkiye’de âdil bir adam olmaya yönelebilir mi dersiniz?
Yoksa neye yarayacak tüm yazdıklarınız? Korkarım ki bütün muhafazakâr aydınlar gibi unutulacaksınız…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>