Brecht Üzerine Tezler

19 Ocak 2014 admin
Walter Benjamin’in “Brecht Üzerine Tezler”i
İngilizceye ilk kez çevrilen bu dört kısa paragraf, Haziran 1930’da Frankfurter Rundfunk’ta (Frankfurt Radyosu’nda) yayınlanan radyo konuşması “Bert Brecht”in deşifresi yanında dosyalanmış bir kâğıda Walter Benjamin’in el yazısıyla karaladığı bir metindir. İçerik itibarıyla bu paragraflar, ilgili döneme ait “Yıkıcı Karakter”, “Karl Kraus” (her ikisi de 1931 tarihli) ve “Deneyim ve Sefalet” (1933) isimli diğer metinlerde geliştirilen fikirlere benzemektedir, ancak burada Benjamin sefaleti “yeni barbarlık” ya da “insaniyetsizlik” olarak tanımlamakta ve kendi “teorik temeller”ini genişletmektedir.
“Fikir yoksuldur (verarmt)” önermesi, sosyal açıdan gerçekleştirilebilir, üretken bir eksiksizlik, tatbik edilebilirlik anlamında pragmatik kavramlar kümesi içine yerleştirilebilecek bir iddiadan ibarettir. Mevcut düzene yönelik çetrefilli bir suç ortaklığının, özel görüşler zenginliğinin tasfiyesi olarak mücadele tam da doxa’ya (kanaate) karşı konumlandırılır. Etkin tefekkür kargaşa üretir, o, araç-amaç rasyonalitesi değil, sonuçların zenginliği ile ölçülen kamusallıktır.
Brecht Versuche’de, kendi yarattığı “düşünür” Herr Keuner’i okurlara takdim eder. Yaptığı radyo konuşmasında Benjamin şu açıklamayı yapar:
“Şimdi Herr Keuner dikkatini sorunlar, teoriler, tezler ve dünya görüşlerindeki bolluğun bir kurgudan ibaret olduğunu göstermeye verir. Tüm bunlar birbirlerini iptal ederler, bu iptal etme ne kazaradır ne de fikrin kendisinde temellendirilmiştir; aksine bu olgunun ardındaki gerçek, düşünürleri görev yerlerine dağıtan insanların çıkarlarına dayanır.”(2)
Mevcut tefekkürün önerdiği cevaplar, “gelgitin getirip bıraktığı çamur”, sadece bir avuç insanın istifade ettiği “filtresiz zenginlik”i teşkil eder. “Deneyim ve Sefalet”te bu zenginlik “bataklık” şeklinde betimlenmiş ve baskıcı bir unsur olarak tanımlanmıştır. Her şey içerilir ve suç ortaklığı dışarı atılmalı, böylelikle yoksullaştırılmalıdır. Fiilîleşme adına “düşünür mevcut olan birkaç tatbik edilebilir düşünce ile işe koyulmalı, yazar, sahip olduğumuz birkaç formülle çalışmalıdır.”(3)
Bu noktada Benjamin’in karşıt-anlayışının özü “alıntılanabilirlik”tir (Zitierbarkeit). Bu anlayışın “özgünlüğe” dönük itirazında, geliştirdiği veciz formüle yönelik kilit unsur şudur: “Brecht’in tespitiyle: en azından artık insanlar kendi başlarına düşünmeye ihtiyaç duymadıklarında kendileri hakkında düşünebilme yetilerini de yitirmiş olurlar.” Keuner’e göre, her şeyi bir başına (ganz allein) yapma konusunda ısrar ediyorsa, o kişi ancak ‘kulübeler’ inşa etme becerisine sahip olacaktır.”(4)
Bir başka Keuner hikâyesinde, “Tanrı Var mı Yok mu Sorusu”nda şu tespite rastlarız:
“Bir adam Bay K.’ye Tanrı’nın olup olmadığını sormuş. Bay K. de, “sana bu soruya alacağın cevaba göre davranışının değişip değişmeyeceğini düşünmeni tavsiye ediyorum. Eğer değişmeyecekse, o vakit o soruyu unut gitsin. Eğer değişecekse, senin hâlihazırda Tanrı’ya ihtiyaç duyduğunu söyleyebilirim.”(5)
Buradan ve ayrıca Benjamin’in yeni Kantçı kökenleri üzerinden bakıldığında, üretken metafizik üzerine vurgusu ile “Geleceğin Felsefesinin Programı Üzerine” isimli ilk dönemine ait yayınlanmamış makalesinde açık biçimde aktarılan pragmatizme yakınlığını görebilmekteyiz.
Eğer William James, özel inançların metafiziğine ait “deneysel terimlerdeki peşin değeri” sorguluyorsa, o vakit geç dönem Benjamin’in de fikirlerin devrimci değerini aradığını iddia etmek mümkündür: yanlışlanmadan mevcut statükoyu sekteye uğratan nedir? İki ayrı talep vardır burada. Böylesi bir muhakeme üzerinden tarih anlayışının yoksullaşması gerekir: ondaki ilerleme fikri tasfiye edilmelidir. Süslü püslü bakış açıları için özel eldeki zenginlik olarak “mesihî” olanın temellük edilip edilemezliği ya da bugün itibarıyla tatbik edilip edilemezliği meselesi bir diğer külli meseledir.
Andrew McGettigan
Dipnotlar
1. Walter Benjamin, Selected Writings, Volume 2: 1927–1934, Harvard University Press, 1999, s. 365-71.
2. A.g.e., s. 368.
3. A.g.e., s. 370.
4. Bertolt Brecht, Stories of Mr. Keuner, çev.: Martin Chalmers, City Lights, San Francisco, 2001, s. 13.
5. A.g.e., s. 14.
Teorik Temeller Üzerine
Brecht Üzerine Tezler
Walter Benjamin
Bazı fikirler teorik temellere dairdir. Sistematik bir dizilim içinde geliştirmek yerine onları görece müsait olan tezler formunda sunmak daha uygun olacaktır:
1. Tez: Bir toplumda gerçekleştirilebilir olanlar dışında her fikir imha edilmelidir. Açıklama: Hakikat gezginlikle, anlaşılır olanı toplayarak, üst üste yığarak ya da her şeyin ötesinde, elde edilmiş sonuçların üzerinde dolaşarak güvence altına alınamaz. Tefekkür, her aşamada ve her noktada, her daim gerçeklikle tekrar tekrar yüzleşmek zorundadır.
2. Tez: Kendi sınırına bağlı olarak, fikrin bugüne bağlı olduğuna ilişkin önyargıdan kopmak önemli bir husustur. Tüm bakış açılarının düşünülmesi, tüm itirazların kapalı biçimde incelenmesi, her sonucun bütün olarak tek tek savunulması türünden, fikrin bütün resmî talepleri doğruya, başka bir deyişle üretken olana ve eksiksizliğe kapı açmaz. Dahası bu türden otantik bir eksiksizliğin güvencesi, sosyal gerçeklikle tefekkür arasındaki en yakın akla yatkın bağlantıdır. Eksiksiz fikir, sosyal sonuçlar dâhilinde zengin olan fikir demektir. Esasında hem hayat hem fikir bakımından “eldeki sonuçlardaki zenginlik”tir.
3. Tez: Fikir yoksullaştırılmalıdır, toplumsal açıdan gerçekleştirilebilir nitelikte olmalıdır. Brecht’in tespitiyle: en azından artık insanlar kendi başlarına düşünmeye ihtiyaç duymadıklarında kendileri hakkında düşünebilme yetilerini de yitirmiş olurlar. Ancak etkin bir toplumsal fikir elde etmek için insanlar sahip oldukları yanlış ve çetrefilli zenginliği, yani özel değerlendirmeler, bakış açıları, dünya görüşlerinden oluşan zenginliği, kısacası mevcut görüş zenginliğini terk etmek zorundadırlar. Burada biz, tam da iki bin yıl önce Sokrates’in doxa’ya karşı hakikatin çıkarı dâhilinde geliştirilmiş olan görüşe karşı verdiği mücadelenin aynısına işaret etmiş oluyoruz.  
4. Tez: Görüşler özgürce edinilir, yani toplum bireylere kati görüşleri zorla dayatmaya çalışmaz; bunun yerine toplum, özel bakış açıları ve kanaatlere yönelik eksiksiz kayıtsızlığını kati biçimde beyan eder. Geçerlilikle ilgili son iddia henüz sınanmamıştır. Görüşlerin tatbik edilirliği komünal yapının ilgilendiği yegâne şeydir.
Çeviren: Andrew McGettigan ve Sami Hatib

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>