Yeşil Av Operasyonu

1 Eylül 2010 admin
Hindistan’da HKP(Maoist) ve Halk Gerilla Kurtuluş Ordusu önderliğindeki yoksul köylü direnişi ve gerilla savaşı tüm hızıyla sürerken, devlet terörü de kirli savaş biçiminde yoğunlaşıyor. Ünlü komutan Barsa Lakhmah‘la birlikte 6 devrimci tutuklandı.

Hindistan’da altı devrimci, 6 Nisan’da Dantewada ilçesinde 76 polisin öldürüldüğü, HKP(Maoist) tarihinin en güçlü silâhlı eyleminden ötürü Yeşil Av Operasyonu kapsamında tutuklandı. Tutuklananlar arasında, kendine özgü savaş teknikleriyle ünlü komutan Barsa Lakhma da var.

6 Nisan 2010’da gerçekleşen baskında 75’i merkezi devlete bağlı, 1’i yerel hükümete bağlı olmak üzere 76 polis öldürülmüştü. Bu, Keşmir de dâhil olmak üzere, 1948’de İngiltere’den bağımsızlığın kazanılmasından sonra Hindistan devletinin verdiği en ağır kayıptı. Naksalit gerillaların düzenlediği baskında Merkezî Polis Kuvvetleri 62. Taburu’nun komutan yardımcısı da vardı.

Tutuklamalardan birkaç gün önce gene Dantewada’da polis kuvvetlerini taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdikleri silâhlı saldırıda devrimciler 35 polis öldürmüşlerdi.

Yeşil Av Nedir?
Yeşil Av, Hindistan devletinin “düşük yoğunluklu savaş” olarak adlandırdığı kirli savaşın medyadaki yaygın adı. Devlet varlığını bugüne dek bir kez olsun kabul etmemiş olsa da, yaşananın kapsamlı bir kirli savaş konsepti olduğu tüm dünyaca bilinen bir gerçek.

Yeşil Av Operasyonu, geçtiğimiz ay dünyaca ünlü aydın Arundhati Roy’un, devrimcilerin denetimindeki bölgeye giderek yaptığı röportajları Yoldaşlarla Yürürken isimli bir makaleye dönüştürmesinden sonra, Hindistan devletince Özel Kamu Güvenliği Yasası’nı ihlalle suçlanması sonucunda daha da gündeme oturdu.

Hindistan devleti, yıllardır devrimcilere yönelik geniş çaplı operasyonlara imza atıyordu. Ancak Yeşil Av’a dek bu operasyonlar esasen her eyaletin yerel operasyonlarıydı. 2008 ve 2009 yılları boyunca sertleşen süreç ve özellikle de devlet güçlerinin, Naksalit devrimcilerinin eline geçen Lalghar ilçesini geri almaya yönelik askerî operasyonlardaki açık başarısızlığı, bu süreçte Naksalitlerin kesintisiz büyümesi ve ülke gündemine oturması, daha kapsamlı bir saldırıyı koşulladı.

Gerilla Savaşının Yükselişi
Hindistan’da Naksalit Hareket adıyla bilinen gerilla hareketi, adını 1957’de Naxalbari ilçesindeki ilk gerilla eyleminden aldı.

Bu eylemi gerçekleştiren örgütten yıllar içerisinde sayısız kopuş ve bölünme yaşandı. Dolayısıyla Naksalitler adıyla anılan hareket 50’ye yakın irili ufaklı maocu örgütü kapsadı. Bu örgütlerin her biri önemli vuruş gücüne sahip güçlü örgütlenmeler olsa da, her biri esasta sınırlı sayıda eyaletin dışına pek çıkamadı. 2004’te belli başlı Naksalit güçleri HKP(ML)-Halk Savaşı ve Maoist Komünist Merkez birleşerek HKP(Maoist)’i kurdu. Bu süreçten sonra gerilla savaşı ciddî bir ivme kazandı.

Kuruluşundan sonra hızla güçlenen HKP(M), özellikle 2008 ve 2009 yılında gerek askerî vuruşlarını, gerekse de kitle bağlarını ciddî ölçüde büyüttü. Bu büyümenin temel nedeni, Hindistan merkezî hükümetinin, yoksul köylülerin ve yerli halkların topraklarının elinden alınması üzerinden, zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının çokuluslu tekellere peşkeş çekilmesi, bu amaçla bir yandan devasa sanayi bölgeleri kurarken bir yandan da yoksul köylülere ve yerli halklara terör uygulaması.

Nüfusun Yüzde 77’si Yoksul
160 ülkede gişe rekoru kıran Slumdog Millionaire filminin de gündemleştirdiği gibi, Hindistan’da nüfusun yüzde 77’si, yani yaklaşık 800 milyon kişi günde 20 rupiden az gelirle yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Bu koşullarda gerilla güçleri, merkezî devlet politikalarına verdikleri doğru yanıtlarla yoksul halk arasında hızlıca gelişiyorlar. Tasfiyesi hedeflenen köylüler Adivasi ortak adıyla bilinen aborjin kökenli çok sayıda yerli topluluktan oluşuyor. Bu da bölgedeki çelişkileri daha da sert ve çetrefilli kılan bir diğer unsur.

HKP(Maoist), bugün itibariyle Hindistan’ın 600 yönetim bölgesinin (bu metinde “ilçe” olarak adlandırılacak) 200’ünde etki sahibi. Daha da önemlisi, 9 eyalet devletinden oluşan etki alanıyla Hindistan’ın kuzeydoğusundan güneyine uzanan bir “Kızıl Koridor” oluşturmuş durumda. Bu koridorun merkez üssünü ise Chattisgarh, Orissa, Bihar, Jharkhand ve Batı Bengal eyaletleri oluşturuyor. Buralarda HKP(Maoist) kurtarılmış bölgeler de dâhil, yüksek bir etkiye sahip.

Yeşil Av: Terör ve Yıkım
Yeşil Av Operasyonu, yalnızca Hindistan devletinin, “bugüne kadar devletin karşı karşıya kaldığı en büyük güvenlik riski” olarak tanımladığı HKP(Maoist)’e yönelik bir anti-terör operasyonu değil. Operasyonun hedefinde, Hindistan’ın epeyce önemli büyüklükteki bir bölümünü, yerli halkların topraklarının zorla alınması temelinde ve çokuluslu tekeller ekseninde sanayileştirmek de var. Bu hedef, büyük ve zengin ormanların talan edilmesini, su kaynaklarının özelleştirilmesini, verimli topraklara el konulmasını ve maden kaynaklarının yağmalanmasını içeriyor.

Ancak önce Nandigram ve sonrasında daha da açık biçimde Lalghar deneyimlerinin Hindistan devletine açıkça kanıtladığı bir gerçek var. 2008’de Nandigram’da devletin köylülerin topraklarını işgal ederek bir petrokimya üssü kurma girişimi, bu amaçla gerçekleştirdiği katliamlar ve halkın direnişi; daha sonrasında da Lalghar ilçesinde benzer temeldeki direnişler ve HKP(Maoist)’in bu süreçlerden kitle tabanını ve askerî vuruş gücünü oldukça artırarak çıkması gösterdi ki, HKP(Maoist) gibi silâhlı bir devrimci alternatifi ezip dağıtmadan, en azından ona önemli bir güç kaybı ve örgütsel dağınıklık yaşatmadan bu projenin hayata geçirilmesi imkânsız.

Modernizasyon Bahane
Yeşil Av Operasyonu’nun Hindistan devleti bakımından bahanesi, bölgenin ilkel üretim tekniklerinden ve aşiretlerin elinden kurtarılarak “modernize edilip sanayileştirilmesi”. Yetkililer, böylelikle yoksulların yiyecek yemeği ve giyecek elbisesi olacağını iddia ediyorlar!

HKP(Maoist) ile etkisi altında bulunan yüzlerce direniş komitesi ve örgütlenmesi ise, bunun bölge halkının mülksüzleştirilerek uluslararası tekellerin elindeki “serbest sömürü bölgeleri”nde en vahşi koşullar altında çalışacak, ucuzun da ucuzu işgücü hâline getirilmesi anlamına geldiğini ifade ediyor.

Bu süreç elbette, kapitalizmin uluslararası işbölümü kapsamında Güney Asya’daki devasa sanayi bölgelerinin oluşturulmasıyla ilgili. Hindistan devletinin gerek “sanayileştirme” ve “modernizasyon” hamleleri, gerekse de Yeşil Av Operasyonu, ABD emperyalizmi ile yakın işbirliği temelinde gerçekleşiyor.

Burada önemli bir nokta şu: Hindistan’da bu projeler çok uzun dönemdir gündemde ve buna karşı özellikle STK’ler temelinde bir hareket de hep vardı. Ancak bu mücadele kanalının HKP(Maoist) için sıçramalı bir örgütsel ve siyasal büyüme zeminine dönüşmesi, bir devrimci iktidar alternatifinin Nandigram ve özellikle Lalghar’da belirginleşmeye başlaması, mücadelenin rengi ve seyri açısından bir dönüm noktası oldu.

Kirli Savaş Tırmanıyor
Şimdiye dek, silâhlı hareketler de dâhil, bütün toplumsal mücadelelerde, esasen eyalet merkezli operasyonlar gerçekleştirilmişti. Hindistan devleti, her biri Türkiye’nin toplamı büyüklüğünde 28 eyaletten oluşuyor.

Lalghar bölgesindeki çatışmalar sürecinde merkezî güvenlik kuvvetleri de operasyonlarda yoğun biçimde kullanılmaya başlandı. Ancak Yeşil Av bu tipten operasyonların çok ötesinde, kapsamlı bir kirli savaş konsepti.

Operasyon için bölgeye binlerce askerin yanı sıra 75 tabur paramiliter kuvvet gönderildi. Buna eyalet hükümetinde olan HKP(Marksist) ve Janata Partisi gibi burjuva partilerin de gerçekte tepeden tırnağa silâhlı birer paramiliter örgütlenme olduğunu eklemek gerekiyor. Ayrıca Özel Kuvvetler, Jharkhand Jaguar ve Cobra isimli kontrgerilla örgütlenmeleri ile Hindistan İhtiyat Tugayı ve Özel Müdahale Polisi de bölgeye kaydırıldı. Köylerde önemli çapta bir korucu kuvveti oluşturuldu. Bunun tabanını HKP(Marksist) gibi burjuva partiler oluşturuyor.

Yine yıllardır Hindistan’ın başlıca sorunlarından biri olan Kaşmir bölgesinden dahi asker ve kontrgerilla birliklerinin bölgeye kaydırıldığını belirtmek, hem operasyonun çapını hem de Hindistan devletinin maoist devrimcilerin önderliğinde sürdürülen yoksul köylülük temelindeki mücadeleyi nasıl bir risk olarak değerlendirdiğini anlatmak bakımından önemli. Operasyonu merkezî hükümet ve merkezî polis kuvvetleri yönetiyor.

Katliam, Tecavüz, Zorunlu Göç
Bu kirli savaş sürecinde, daha önceden de sıklıkla kullanılan yöntemler sistematikleştirildi ve koordine edildi. Baskının biçimlerine bölge halkı yabancı değil. Operasyonun farkı, büyüklüğü, yaygınlığı ve merkezî hükümetin komutası altında gelişmesi.

Bu kirli savaş kapsamında çok sayıda köylü katledildi. Kadınlara tecavüz edildi. Köyler yakıldı ve boşaltıldı. İşkenceler sürüyor. Sadece Yeşil Av kapsamında köyleri yakılarak göçe zorlananların sayısı binleri buluyor. Tek başına Chhattisgarh eyaletinde bile 644 yerleşimin zorla boşaltılması sonucu 200 bin kişi göç ettirildi. Boşaltılan topraklarsa Hindistanlı ve yabancı maden tekellerine peşkeş çekildi.

Ayrıca geniş çaplı bir muhbirleştirme kampanyası başlatıldığı gibi, gizli servis de teknolojik yenilenmeye gidiyor. Bu kirli savaş politikasının içinde örneğin şu gibi yöntemler var: HKP(Maoist)’in mayın döşediğinden şüphelenilen alanlarda rasgele yoksul köylüler tarlalarından, evlerinden alınarak alana taşınıyorlar ve canlı mayın kobayı olarak kullanılıyorlar. Bomba şüphesi olan terk edilmiş poşet ve çantalar, halktan seçilen kişilere çıplak elle kontrol ettiriliyor. Hindistan hükümeti bunu, “maoistlere uyarı” olarak izah ediyor.

Medya Özel Görevli
Gene Yeşil Av’ın önemli bir ayağını da medya aracılığıyla yürütülen karalama kampanyası teşkil ediyor. Burjuva medyanın manşetlerinden düşmeyen Naksalitler, işkenceci, katil ve tecavüzcüler olarak takdim ediliyorlar.

Operasyon sadece gerilla kuvvetlerine yönelik askerî harekatları değil, aynı zamanda halka yönelik büyük bir yıldırma harekatını kapsıyor. Maoistlerden yana olan ya da sadece kimi direnişlere önderlik eden aşiret liderleri vahşice katlediliyor. Köyler yakılıyor ve boşaltılıyor.

Operasyon henüz hedeflerine ulaşmanın çok uzağında. Operasyonun başlaması ardından yaptığı silâhlı eylemlerde devletin verdiği kayıplar HKP(Maoist)’in vuruş gücünün azalmak bir yana arttığının somut kanıtı.

Bununla birlikte merkez komite ve askerî komuta düzeylerinden on kadar devrimcinin tutsak düşmüş olması önemli bir kayıp oldu. Askerî teknikler bakımından ise Halk Gerilla Kurtuluş Ordusu’nun sürekli bir yenilenme ve gelişim içinde olduğu, bu sayede Yeşil Av kapsamında devreye sokulan yeni tekniklere az kayıpla ya da önceden hazırlıkla yanıt verdiği söylenebilir.

Bir Yeniden Yapılanma Süreci
Yeşil Av Operasyonu, aynı zamanda Hindistan devlet yapılanması bakımından da bir yeniden örgütleme süreci anlamına geliyor.

Daha öncesinde ve şimdi de, eyalet devletleri olarak adlandırılan yerel hükümetlerin elinde yasama, yürütme ve yargı bakımından oldukça geniş yetkiler var. Eyalet içinde gelişen tüm sorunlarda eyalete bağlı güvenlik güçleri kullanılıyor. Eskiden bu, merkezî devletin güçsüz olduğu anlamına gelmiyor, aksine oldukça büyük bir yüzölçümüne, dağlık alanlara, çetin bir coğrafyaya hâkim olma bakımından onu avantajlı kılıyordu. Belli başlı burjuva partilerin de kendi tabanlarını sürekli silâhaltında tutması, devrimci güçlerin genelde eyalet devletleri bazında örgütlü olması, ülke çapında etkileri olsa da esas örgütlerinin bir iki eyalete dayanması gibi etkenler, Hindistan devletinin işini kolaylaştıran faktörlerdi. Bu yöntem hem daha az masraflı hem de daha kolay yönetilebilir bir sistemdi.

Yeni süreçte ise yerel hükümetlerin yetkilerinin azaltılması ve merkezî devletin güçlendirilmesi esas alınıyor. Bu öncelikle HKP(Maoist) gibi ülke çapında bir güce dönüşen silâhlı bir devrimci örgütü ezmek için zorunlu. Ayrıca da Hindistan devletinin geleceği bakımından, kentleşme ve sanayileşme sürecinin tüm ülkede ivme kazandığı koşulların ihtiyaçlarını yanıtlayan bir örgütlenme.

Uluslararası Dayanışma Şart
Yeşil Av operasyonu, HKP(Maoist)’in önderliğindeki gerilla hareketini ve Hindistan’daki diğer toplumsal mücadeleleri dünya gündemine taşıdı. Ünlü yazar Arundhati Roy’un da aralarında bulunduğu Hindistan merkezli geniş bir aydınlar hareketi, sorunu uluslararası kamuoyunun gündemine taşıyan önemli bir güç oldu.

HKP(Maoist)’in de dâhil olduğu maoist bir uluslararası örgütlenme olan Devrimci Uluslararası Hareket (DUH) ile diğer devrimci uluslararası örgütlenmeler henüz yeterli düzeyde olmasa da dayanışma eylemleri ve açıklamalarıyla sözkonusu direnişi dünyaya tanıtıyorlar.

Hindistan’daki direniş, her ne kadar Nepalli maoist devrimcilerle HKP(Maoist) önemli görüş ayrılıklarına sahip olsalar da, Nepal devrimine de güç ve soluk taşıyan bir mücadele olarak görülüyor ve destekleniyor.

Zira Hindistan devletinin HKP(Maoist) karşısında ciddî bir başarı sağlamadan Nepal’e açık bir askerî müdahale gerçekleştirmesi olasılık dâhilinde olmakla birlikte, böylesi bir müdahale onun, içte ve dışta, epeyce yıpranmasına yol açacak riskli bir adım olacaktır.

Mazlumların Önemli Bir Mevzisi
Dünya işçi ve emekçileri ile mazlum halkların sürdürdükleri devrimci mücadeleler açısından Hindistan’da önemli mevziler kazanılıyor. Hindistan gibi büyük bir kapitalist gücün bu mücadele karşısında kaybettiği her çarpışma, diğer ülkelerdeki mücadelelere büyük güç ve enerji taşıyor. Hindistan, gelişmekte olan devrimci mücadele merkezleri arasında yavaş yavaş yerini alıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>