Turanı Yeşile Boyamak: İttihad-ı İslam

13 Kasım 2012 admin

Birleşmiş Milletler’in adı var ama o ada uygun düşecek bir işlevi yok, o kuruluşa “Birleşmiş Devletler” demek lâzım, diye düşünüyorum. Sözde “Birleşmiş Milletler”de devleti olmayan milletler haklarıyla temsil ediliyorlar mı?
Bildiğim kadarıyla, hayır. Yani BM’nin bir milleti dikkate alması için o milletin bir devleti olması gerekiyor.
Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli. Günümüzün sözde “İttihad-ı İslam”cılarında bütün İslam halklarının taleplerine dönük bir duyarlılık var mı?
Gördüğüm kadarıyla, hayır. İttihad-ı İslam şemsiyesi altına girebilmesi için bir milletin devleti olması lâzım. İttihad-ı İslamcılar, yeryüzündeki bütün Müslümanların kendilerini yönetmesi gerektiğini, vatanlarını başka halkların işgalinden kurtarmaları gerektiğini savunuyorlar.
Kürtler hariç.
*   *   *
İttihad-ı İslam’ı en gerçekçi savunan adam Cemaleddin Afganî olmuştur. O, bütün Müslüman milletlerin işgale karşı milliyetçi olmalarını öngören bir fikre sahipti. Onun ümmet bilincinde zayıf milleti güçlü millete ram etmek gibi bir ahlâksızlık yoktu. Şimdiki İttihad-ı İslamcılarda bu ahlâksızlık var.
Birkaç Arap devletinde yayımlanan resmî yayınlarda Afganî’nin Arap olduğu tezi işlenmiştir. Afganlara göre Cemaleddin, elbette Afgan’dır. Fakat İranlılar onun Fars olduğuna inanırlar ve İran’da doğduğunu iddia ettikleri yere nispetle, Esedabadî olarak anarlar. Yıllar önce okuduğum “Avukatsız Halk Kürtler” adlı kitapta Afganî’nin bir Kürt olduğu öne sürülüyordu. T.C. Kültür Bakanlığı’nın “Türk Büyükleri” dizisinden çıkardığı biyografi kitaplarından birinin adı “Cemaleddin Afganî”ydi. Burada Mehmet Emin Yurdakul gibi Türk milliyetçileriyle iyi ilişkiler kurduğu biliniyor rahmetlinin.
İslam milletleri Afganî’yi paylaşamıyorlar. Rasyonel akla yakın olması ve toplumsal çözümleri buna göre geliştirmeye çabalamasındaki gerçekçi yaklaşım, genç yaşta Osmanlılarca katledilen Afganî’nin Şii ya da Sünni olamayacağını net olarak gösteriyor akleden kafalara. Tarihin ironisi mi desem, kaderin cilvesi mi desem, ne desem; bu güzel insanı en büyük “İttihad-ı İslam” müdafii olan II. Abdülhamit, âdeti olduğu üzre hile ve şaibeyle öldürtüyor.
Şimdikinin “İttihad-ı İslam” ergenleri, Afganî’den ziyade Abdülhamit’i seviyorlar. Suriye’de Türkmenlerden kurdukları bir tugaya, Somali’de açtıkları bir kuyuya “II. Abdülhamit Han” adını veriyorlar.
Daha 2004 yılında, İttihad-ı İslam adına Suriye-Türkiye-İran direniş hilâlinden söz eden Rıdvan Kaya ve Hakan Albayrak, bugün yine İttihad-ı İslam adına Türkiye’yi savunup diğer ikisine lanet okuyorlar.
Dâhiliye vekili İdris Naim Paşa Hazretleri de İttihad-ı İslamcı olsa gerek. Bir farkla ki bu yetişkin çocuklar gibi ağzı laf yapamıyor.
Mehmet Sait Çakar
Yordam Mail Grubu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>