Takdim – Panel Konuşmaları

15 Nisan 2010 admin

Bizler, halkları ezen ve sömürenlerin, bu ezdikleri ve sömürdükleri kitleleri kafalarının içindeki ideolojik kurgulara göre ayrıştırmadıklarını biliyoruz. Onların kullandıkları ayıraç, bu kitlelerin pratik eylemlilik ya da eylemsizlik hâlleridir. Bu anlamda yegâne eylemi, ya ezene ya da sömürene sırtını yaslamak olan mevcut sol, ezen ve sömüren açısından ihmal edilebilir niteliktedir.
Kitlelerin dinî ya da millî nitelikleri onların sınıfî niteliklerini kesen unsurlardır. Sömürülenlerin dinî ya da millî aidiyetleri, onların sınıf mücadelesindeki pratik silâhları ve ifade biçimleridir.
Müslüman bir işçi, kendisini sömüren patronu Müslüman bile olsa, onun Müslümanlığının kendisininkine benzemediğini ve kıldığı onca namaza rağmen o patronun ezenlerle ortak bir zeminde bulunduğunu bilir.
Kürt işçi, Kürtlüğünün sömürücü sınıf için onu daha da çok sömürmenin bir vasıtası hâline getirildiğini her Allah’ın günü tecrübe eder. Ama sınıf mücadelesini tarih ve toplum dışı bir yerde kurgulayan sol için sınıfî olanın dinî ve millî olanla her türlü kesişme pratiği, onun ideolojik kurgusunu bozup ayaklarını yerden kesecek bir tehdittir.
Örneğin Kürt halk hareketi, bu bağlamda, sınıfı böldüğü gerekçesiyle, sözkonusu sol tarafından görmezden gelinmektedir. Gerçekte Kürt halkının böldüğü, bu sol dükkân sahiplerinin kendilerine mülk edindikleri sınıf ve mücadele kurgusudur.
Bu türden solcular, mücadeleyi hayatın içine taşıyan Kürtleri kendi hayat dışı konumlarının altını çizdikleri için yok hükmünde sayarlar. Bu “sınıfçı” sol, Ortadoğu’nun dinî bir ifade biçimi kazanan halk hareketlerine de sırtını dönmektedir. Üstelik bunu yaparken, safında yer aldığını iddia ettiği proletaryanın dilini de bir kenara koyup, doğrudan burjuvazinin ağzıyla konuşmakta ve “ille de laiklik” diye tutturmaktadır.
Kitlelerin dinî ya da millî hassasiyetlerini sınıf kılıfıyla önünü almaya çalışmak kemalizmin “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış kitle”sini soldan yeniden kurmak demektir. Zira kemalizm için o kitlede dinî ya da millî olana da yer yoktur.
Burjuvazinin ve devletin, dinî, millî ve sınıfî olanın ortak bir zeminde gerçekleşecek mücadelesini bölmeye ahdettiği açıktır. Bu durumda bize düşen görev, bu mücadeleyi ortaklaştırmak olmalıdır.
Kocaeli Üniversiteli Devrimciler
10 Nisan 2010

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>