Müslüman Devrimciye Notlar

24 Mayıs 2014 admin

-STK ve Parlamenter Sistem Tuzağı-

Müslüman samimi kesim, özellikle gençler, sistem içinde, “mücadele” ediyor görünümü veren STK’lara yönlendiriliyorlar.
“Ne var bunda?” diyeceksiniz.
Örneğin İHH’nın resmî-modern dilencilik faaliyeti “İslamî nihai hareket” kabilinden süslenip sunuluyor gençlere. Oradan hoşlanmayanlar için parlamenter mücadele(!) yapan başka partisel alternatifler de var.
Ondan da hoşlanmayanlar, “dernek çatısı” altında hareket eden farklı cemaatlere yönlendiriliyorlar.
Bu cemaatlerin en radikali bile, şemsiyesi altında barındığı “legal” yapının ve dolayısıyla kurumu denetleyen devletin çizdiği sınırdan dışarı çıkamıyor.
Bütün bu yönlendirmeler, hiçbir zaman “’sistem içi faaliyet” alanı dairesinden çıkmıyor… Yılan hikâyesi gibi, dönüp dolaşıp tekrar aynı yere gelmekten bıkmayan ama dönüp dolaştıkça örgütsüz ve ruhsuz hareket etmenin manasını ve buhranını İslam’a maleden ve daha sonra yavaş yavaş mevzuyu İslam ile genelleştirip yitip giden bir gençlik çıkıyor karşımıza.
Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin büyük bir bölümü, ulus-devletin ideolojik payandası haline gelmiş, fon veya projelerden devşirilen paralarla yaşayan, orta sınıfın plazalardaki korunaklı siyasetinin yeni platformlarına dönüşmüştür. Devlet aklından ve hegemonyasından kaçan bir sivil alan oluşturamadıkları gibi, aksine sivil tabelası adı altında devlet hegemonyasını perçinleyen bir rol oynamaktadırlar.
Çokkültürcülük, demokrasi, temsil hakkı, insan hakları ve şeffaf siyaset argümanları adı altında aslında neo-liberal politikaları meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.
Teknik olarak STK’lar “nihai amaç” olarak algılandıkları müddetçe, egemenler ve devlet nezdinde muhalifleri ılımlılaştırma projesinin bir parçası olarak görev yapmaya devam edecekler, kimisi bunu bilinçli yapacak kimisi ise bir dünya görüşü eksikliğinden kaynaklanan cehaletle, “kaş yapayım derken göz çıkarmaya devam edecek” ve fayda yerine, uyuyan bir toplum inşa ederek, zarar sağlayacaktır.
Antikapitalist yerel ve küresel direniş hareketleri, geçmişten günümüze incelendiğinde görülecektir ki hiyerarşiye dayanmayan, birbirinden bağımsız ağlar şeklinde örgütlenen, zaman zaman fikrî ortaklığa dayalı stratejik dayanışma sergileyen, ama asla siyasî kıskançlığa düşmeden ve birbirinin üstüne basmadan hareket eden, bu sayede ciddi bir mukavemet alanı oluşturan hareketler başarılıdır.
Mustafa Seyfullah Kılıç

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>