Metin Göktepe’den Özür Diliyorum

9 Ocak 2013 admin
Sağcılığın nesneleri mazur görülebilecek kadar cahildirler: hakkında hiçbir şey bilmeden Metin Göktepe’den nefret ediyordum. Samsun’da birçok duvarda onun resminin bulunduğu afişler vardı. 08 Ocak 1996’da polisler döverek öldürmüşler onu. O yılın Eylül’ünde Maraş’tan Samsun’a üniversite okumaya gitmiştim. Maraş’ta böyle şeyler görünür olmazdı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Maraş’ta Metin Göktepe’leri yıllar önce yakmıştı zaten.
Kaldığım Nur Cemaati’nin minibüsüyle Samsun’dan Giresun’a risale derslerine, vakıf meşveretlerine giderdik. Yolda Tayad’ın “kayıp otobüsü”nü görmüştük. Önünde kırmızı bayrak ve her yanında faili meşhur devletçe kaybedilmiş insan fotoğrafları. Kimi renkli ama çoğu siyah-beyaz. Neredeyse hepsi vesikalık fotoğraflar bütün cemaat üyeleri lânet etmiş, beddua okumuştu onlara. O zaman ben o küfürlere katılmamıştım. (İçindeki küçücük muhalefet nüvesi, serpilip kocaman ağaç olur sonra.)
Ahmet Kaya’dan nefret ediyordum, Eşber Yağmurdereli’den tiksiniyordum, Yılmaz Güney’den iğreniyordum. Bilmeden, tanımadan, dinlemeden. “Temas hakkı” alınmıştı elimizden. “Öteki” şerefsizdi, bölücüydü, insan değildi. Alnı devlete doğru secdeye gitmezdi.
97’de ilk kez İstanbul’a geldiğimde Gaziosmanpaşa Taşlıtarla’dan Arnavutköy minibüsüne binmek için beklerken duvarlarda sol sloganlar vardı. Badem bıyıklarımla durakta dikilirken çok ürkmüştüm. Minibüste Ahmet Kaya çalıyordu: “Beni Bul Anne”.
Bu şarkıdan nefret ediyordum. “Şerefsizler, rahatça oturun oturduğunuz yerde, ne istiyorsunuz devletten” diyordum. Ahmet Kaya’nın o şarkısı olabildiğince uzundu, korkularım bitmek bilmiyordu. Korkunç arkadaşlarıyla Kürtçe sohbet eden posbıyıklı Kürt şoförün sürdüğü minibüs Fenertepe mevkiinde ormana daldı. “bu Kürtler beni burada bir yerde keserler mi acaba?” diye aklımdan geçirip korkuyordum. Üç sene sonra öğretmen olarak o Arnavutköy’e atanacak, bu yolu yol edecektim. İlk görev yerim olan okulda mini etekli bayan öğretmenle başörtülü bayan öğretmenin aynı ses tonuyla Kürtlerden iğrendiklerini görecektim. Kafası kırılan kara kuru bir öğrenciye müdahale etmek sözkonusu olduğunda idarecilerden birinin “boşverin ilgilenmeyin, bunlar Kürt” dediğini duyacak, coşkulu kişiliğimle dinden imandan çıkacaktım.
İyi ki dinden imandan çıkmışım.
Mehmet Sait Çakar
Yordam Mail Grubu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>