Küresel Krizde Yeni Evre, Yeni Risk Dalgası

22 Mayıs 2014 admin
Kapitalizmin genel krizi yeni evrelere girerek sürüyor. 2008 sonrası bir dizi sarsıcı iç siklus yaşayan kriz, içine girdiğimiz konjonktürde “gelişmekte olan piyasalar” diye tanımlanan ülkeleri yıkıcı anaforu altına aldı. Türkiye, Endonezya, Güney Kore, Brezilya gibi ülkelerin içinde yer aldığı bu piyasalar, yeni dönemde krizin odağına dönüşmeye başladı. Büyük cari açıkları olan, dış kaynak ve sıcak para akımlarına stratejik ihtiyaç duyan, ekonomileri dış finansa bağlı bu ülkelerde krizin yıkıcı enerjisi birikiyor. Beşli kırılgan ülke tanımlaması da bu gelişmeler üzerine yapıldı.
Küresel kriz yeni formlar kazanıyor (kapitalizmin eşitsiz-birleşik gelişim yasasının bir yansıması olarak, krizin Latin Amerika, Asya, Ortadoğu, Çin ve Avrupa’da değişik dışavurumları oldu), geniş bir spektruma yayılıyor. Ülkeden ülkeye senkronize oluyor, her evrede biçim değiştirerek derinleşiyor ve enerji yükleniyor.
Genişlemeci para politikalarında daralma, likiditenin frenlenmesi ve hızlı sermaye çıkışları, gelişmekte olan piyasalarda bloke edici sonuçlar yarattı.
Para birimlerinde eşzamanlı erime, döviz kuru faizlerindeki artış ve yüksek enflasyon tehlikesi yaşandı.
OECD, periferideki krizleri tetikleyecek gelişmelere ve bu krizlerin asimetrik etkisine karşı uyarılarda bulundu. Avrupa ve Japonya merkez bankasının teşviklerini artırmasını istedi. OECD ayrıca açıklamasında gelişmekte olan piyasalardaki istikrarsızlığın yüksek sorun yarattığını söyleyerek, finansal dalgalanma riski üzerinde durdu.
Finans kapitalin sözcülerin olan Wall Street Journal, Financial Times, Bloomberg, New York Times ve IMF krizlerin yayılabileceğini açıkladı.
Kapitalist entegrasyonun son çeyrek asırda ulaştığı düzey ve küresel borsaların enterkonnekte özelliği periferide yaşanacak piyasa çöküşlerinin bulaşıcı etkisini yayma ve güçlendirme zeminini yaratıyor. Periferide yaşanacak finansal çöküşler (dünkünden çok daha hızlı) lokal bir sorun olmaktan öte, küresel bir soruna dönüşüyor.
Çin’e Dikkat
Çin, küresel ekonomi içinde en dinamik yapı olarak dikkat çekiyor. 2013 yılı Çin için ciddi problemli geçti. Çin’in ihracatı %18 geriledi. Büyüme oranında hızlı düşüş eşiğine girildi. Çin ekonomisinin GSYH’sinde %7’lik azalma yaşandı.
Çin merkez bankası 2013 yılında piyasaya 1 trilyon Dolar pompaladı. Batık krediler arttı. Şirket iflasları gündeme geldi. Çin’in gayrimenkul piyasalarında spekülasyon balonları oluştu. Çin bu gelişmeler üzerinde mali piyasalardaki riskleri azaltacak tedbirler alıyor. Ayrıca işçi sınıfı ve emekçi yığınlardan doğabilecek reaksiyonlara karşı otoriter düzenlemeler yapıyor.
Çin’in yüksek Dolar rezervine sahip olması, finansal dalgalanmalara karşı bir avantaj sağlasa da, aynı avantaj Çin’i bir “Dolar kapanı” içine sürükleyebilir.
Çin’in küresel bir dev olarak yaşayacağı finansal türbülans ya da sarsıntı (bunun emlak krizi şeklinde gerçekleşme olasılığı çok yüksektir), küresel düzeyde finansal bir kasırganın önünü açacaktır.
Kriz Yayılıyor ve Derinleşiyor
ABD’nin Asya-Pasifik konsepti, Çin ve Japonya arasında yaşanan gerginlik, Ukrayna krizi ve bu krizin bir yansıması olarak Rusya’nın küresel piyasalarda Dolar kullanmaktan vazgeçip, Avro kullanma kararı, İran, Suriye, Ortadoğu krizi gibi jeopolitik faktörler süreci şiddetle etkiliyor.
Kapitalizmin genel krizi yayılıyor ve derinleşiyor. Kriz kendi doğasını dışa vuruyor. Bir taraftan krizin yıkıcı sonuçları küreselleşiyor, diğer taraftan özellikle jeopolitik düğüm noktaları savaş ve iç savaş coğrafyalarına dönüşüyor.
Volkan Yaraşır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>