Kentleşme Karşısında Müslümanlık

9 Eylül 2014 admin
Rant temelli kentleşme politikaları, yeni burjuvaların oluşmasına ve sınıf ayrılıklarının başlamasına neden oldu. Bu kadar inşaat patlamasının yaşandığı bir dönemde evsizlere yönelik bir adım atılamıyorsa, bu sürece eleştirel bakmak kaçınılmazdır. Müslüman aydınlar ve siyasîler rant için, sermaye birikimi için nüfusun kentlerde yoğunlaşmasına itiraz edemiyorlar. Oysaki yitirilen, Müslüman toplumsallığımızdır. Mevcut süreç, İslamî cemaat bağlarımızın zayıflamasında başat roldedir.
Günümüz kentleşme modelleri de ithal zihniyetin ürünleri olarak Anadolu insanına dayatılmaktadır. Kentler, otomobillerin rahat hareket etmelerine göre inşa edilmekte, insan ise bu süreçte göz ardı edilen bir varlık olarak etkinsiz kılınmaktadır. Nüfusun kentlerde yoğunlaştırılması, evlerin kibrit kutusu şeklinde yapılmasını zorunlu kılıyor. Toprağın üstü asfalt ile örtülerek suyun toprağa karışması engellenmekte, iklim dengesi bozulmaktadır.
Dindarlık ve kapitalist kalkınma sürecini aynı potada eritme isteği, İslam fıkhının terkini kaçınılmaz kılıyor. Müslümanların “en hızlı ve en büyük” olma sürecine rıza üretmeleri ahlâkî aşınmaları artırıyor. Kentleşme süreci ve ulaşım endüstrisini eleştirenlere karşı “eleştiriyorsunuz ama siz de kullanıyorsunuz” savunmasını üretenler, bu sürecin topluma dayatıldığını unutmuş gözüküyorlar. Kenti büyüten politikalara devam ederek nüfusun kentte birikmesine sebebiyet verdikten sonra, bu nüfusun gıda, ulaşım, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için kapitalist üretim modellerine boyun eğmek zorunda kalmak, Müslüman aydınların eleştiremediği noktadır. Batı tipi kalkınma anlayışını kabullenen aydınlarımızın bu sürecin sonundaki uygulamaları normal görmeleri ve “hizmet” olarak kabul etmeleri bir noktada anlaşılabilir.
Küresel kapitalizmin modernleşme süreçlerine itiraz geliştirmeden kabul eden siyaset anlayışı, bunları “kalkınma” olarak değerlendirip topluma bu şekilde anlatmaktadır. Hâlbuki bu süreç, toplumumuzun Müslüman kimliğine zarar vermekte ve cemaatçiliğimizi bozmaktadır. Kentlerin büyütülmeye devam edilmesi, halkı otomobil ve konut borçlusu olarak faize bulaşmalarına neden olmaktadır. Rant ve sermaye birikimi için kentin ortasından göğe yükselen gökdelen ve rezidanslar camilerimizi ezmekte, küçültmektedir. Kentsel dönüşüm süreci ile bina uzunluklarının artması rüzgârı kesmekte, kentin sıcaktan boğulmasına neden olmaktadır. Nüfusun kentlerde yoğunlaşması ile evlerin üst üste ve birbirine bakar şekilde inşası mahremiyeti bozmaktadır.
Müslüman adamın bu süreçten kurtulması, kapitalist zihniyet anlayışını terk ile mümkündür. Müslüman aydınların Batı’nın kalkınma anlayışına karşı fikir üretmeleri ve Müslüman toplumsallığı mümkün kılacak bir sürece katkı sağlamaları şarttır.
Kaan Yiğenoğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>