Kazlıçeşme’de Bir Muhafazakâr Cumhuriyet Mitingi

13 Mart 2014 admin

0. Üç alıntıyı hatırlayalım:

0a. “[…] şu geçiş döneminde, siyasetin ve ‘siyasal düzen’le ilişkili her şeyin yeniden içeriklenip şekilleneceği bu tarihsel kavşak noktasında, kuvvetle inanıyoruz ki, bu yeniden kuruluş için asıl ve tayin edici saflaşma, seçkinlik statüsünü kesin hatlı ve daha da güçlendirilmiş biçimde yerleştirmeyi esas alan yönelimlerle, bu yönelimin nesneden öte bir değer vermemeye eğilimli olduğu geniş yığınların, o hattı reddederek seçkinliğe has sayılan tüm vasıfları daha olgun ve zengin biçimde edinebileceklerine inanan ve bunu hedefleyen yönelimler arasında olacaktır.” (Ömer Laçiner, “Seçkinci Bir Geleneğin Temsilcisi Olarak Fethullah Hoca Cemaati”, Birikim 77, Eylül 1995)
0b. “Benzer kavramların [merkez-çevre ilişkileri ve çevre güçlerinin merkeze taşınarak sistemin yeniden yapılandırılması -mk] Erdoğan ve yenilikçiler tarafından da kullanıldığına tanık oluyoruz. Fakat arada çok esaslı bir fark var. Daha denenemeden devre dışı kalan on yıl önceki arayış, çevrenin merkezi kuşatıp ona kendi rengini vermesi, yani iktidarın paylaşımıydı. Şimdiyse, gücünü çevreden alan yenilikçiler, kendilerine ve kendileri gibi bir kısım elite iktidardan pay verilmesi karşılığında çevrenin tehlike yaratabilecek öfke ve enerjisini rehabilite edip etkisizleştirmeye, hatta onların tepkisini birtakım başka hedeflere yönlendirmeye talipler.” (Ruşen Çakır, Recep Tayyip Erdoğan: Bir Dönüşümün Hikayesi, Metis Yay., Eylül 2001)
0c. “İsmet Özel çoğu zaman felsefi bir dille kavramaya çalıştığı insani oluşu, Kur’ani kaynakta birleştirir; ama bu dil popülist / avami / folklorik bir dil değildir. Hâlbuki Türkiye’deki mevcut ‘İslami iktidar dili’ folklorik bir lehçedir ve oldukça konformist bir içeriğin dilidir. En azından müstakbel bir konformizmin dilidir. İsmet Özel şiirinin günümüz muktedir İslami söylemi ile örtüşmeyen tarafı onun söylemindeki sahih ve dinamik dikkattir. Bu sahih ve dinamik dikkat, ötekilerde gayri sahih ve statiktir yani konformisttir. Çünkü onlar cennete gideceklerinden emindirler. Bu dil, dünyevi olanı onaylayan bir dildir; bu bakımdan da kapitalizmle herhangi bir kavgası yoktur. Kendinden memnun bir dil, doğal olarak dünyadan da memnundur. Hâlbuki İsmet Özel’in dili, sahihliğin statik olmadığını, statik kalarak elde edilemeyeceğini bilir.” (İbrahim Şahin, “İsmet Özel Şiiri: Bir İnşa Süreci”, Kurgan Edebiyat Kültür 13, Mayıs Haziran 2013)
1a. Hocaefendi’nin cemaatinin ve camiasının özel olarak Berkin’e genel olarak Alevilere dağıttığı boncuk için ilk alıntıya bakılmalıdır. Hocaefendi, “din-iman nasıl olsa bende” demektedir. Onun “hoşgörüsü”nü mümkün ve sahte kılan budur! Burada yakın tarihte oluşmuş iki kanat Tayfun Atay – Ayhan Yalçınkayatartışmasıdır. Ayhan Hoca’nın hattı devrimden yana düşmektedir.
1b. Abdurrahman Dilipak’ın “uzun adam”ı ve ekibini “harcaması”nı anlamak için Tayyip Erdoğan’ın kimleri nasıl harcadığını hatırlamanın yanında, ikinci alıntıya bakmak gerektir. Şeytanla yatağa girenin en azından abdestinin bozulacağı vâkidir.
2. Burak Can’ın Sedat Peker’ci ve Kasımpaşalı olduğu anlaşılıyor. Sedat Peker AKP tarafından serbest bırakılır bırakılmaz “göreve hazır olduğu”nu belirtmiştir. Diğer katiller gibi. Görevin ne olduğu zamanla daha iyi anlaşılacak.
3a. 7 Haziran’da “Erdoğan’ın siyasî kariyeri bitmiş, askerî kariyeri başlamıştır” yazmışım bir ara. Tespit yerindeymiş.
3b. Bir yazar 16 Haziran’da şöyle buyurmuş: “Kazlıçeşme’de bir muhafazakâr cumhuriyet mitingi olduğunu göreceksiniz.” Gördük elhamdülillah!
4. 70’leri iç savaş tahlilleri ile geçirenler bugün, CHP ile flörtü bırakıp, bu tahlillere geri dönmek zorundadır!
5a. Bugün CNN Türk’te bir yorumcu, “hükümet neden ortalığı karıştırmak istesin?” dedi. Bu topraklarda ‘hükümet etme’nin binlerce yıllık kanunu ‘ortalığı karıştırmak’tır.
5b. Aynı programa bağlanan Aziz Babuşçu alelacele ‘polislerin olmadığı bir ölüm vakası’ndan bahsediyor. Baştan aşağı ne konuşulacağı belli ve AKP’li seçmene hitap etmeyen bir programa bağlanıyor AKP İstanbul İl Başkanı…
6. Sanırım bütün kartlar yeniden karılıyor. Sözlükteki bütün tanımların anlamları yıpranmış. ‘Ortalık karışsın’ ki kelimeler sözlük anlamlarına geri dönsün. Sözlük, yani yazılı olan, yani yasa!
7. Devlet kaybettiği yasasını geri istiyor. Bunun için bütün katilleri serbest bıraktılar. Yasa, yani yazılı olan, sana bana ‘o terör, bu terörist’ dedirtiyor. Dedirtmek zorunda çünkü bu kelimeler anlamını kaybetti. Boşa düştü. Demokrasi denilen ‘boş-gösteren’ ancak bir iç savaş ihtimali sıcak tutulursa kalabalıkların inandıkları ve arzu ettikleri bir yalana dönüşebilir. Seni, beni bununla kandıracaklar! Kanma!
7a. Müslüman’ın bilincini dondurmak, sözlüğünden kelâma ilişkin olanı atmakla mümkündür. Devlet 40’larda Halka Doğru diye dergi çıkarmıştı, şimdi ise başka başka künyelerle ‘Fıkha Doğru’ dergilerini çıkarmaktadır.
7b. Müslüman’ı, devletin de sözlüğüne sahip çıktığı bu konformist dili tarumar edecek! Kurtuluş ‘Huzuru İslam’da değil, ‘zulmü Allahsızlıkta’ görmekte (mi?).
7c. Mesela şöyle diyebilir miyiz?: “Bugün Allah’ın ayetlerinden biri daha ölmüştür dostlar… Hele bir düşünün: Bir Batı Avrupalı / Amerikalı sağcı, peygamber karikatürü yapmış olsaydı… Arkasında Şarkiyyâtçı gücü almış olsa bile, Allah’ın ayetlerini alaya alan biri olmaktan öteye gidemeyecekti… (Fakat bunun için oluşacak müslüman özdeşleşmesini bir hayal edin…) Ancak bugün bir ayetle alay edilmemiş, bir ayet ölmüştür. BERKİN bir ayetti…”
7d. Eğer diyemiyorsak, kendi dilimizi de sözlüğümüzü de kaybetmişiz demektir.
8a. Boşa düşen kelimelere ‘iade-yi itibar’ını peşi sıra tahliye edilen Ergenekon’un sol kanadı veriyor. Yalçın Küçük de, Doğu Perinçek de bu ezberleri terennüm ediyorlar.
8b. Ergenekon’un sol kanadı, “Türk bayrağı devrimcidir derim, bu kanadı şıp diye örgütlerim” diyenlerin ‘sol cephe’sini boşa düşürmüştür. Halkın bayrak fetişi Gezi’nin ilk iki haftasında son bulmuşken, başkalarının ezberlerini diri tutmak zorunda olan ‘sol cephe’ciler ya görevi esas sahiplerine iade edecekler ya da bol bol beraber teşrik-i mesai yapacaklardır.
9. Neden Berkin Elvan’ın cenazesine canhıraş ve en şedîd bir biçimde saldırırlar? ‘Şükür ki bize böyle saldıran yok’ rahatlığına mahkûm olanlar, neden / nasıl mahkûm olduklarının farkındadırlar mı? Peki ya, esir olmak ancak parmaklıkların dışında mümkünse?
10. Gezi ayarları, ayarları bozulmuş bir ‘devrimcilik’ üretiyor olmalı.
10a. Bugün bir üniversitede, Berkin Elvan anmasına gelen 400 küsur kişiye ‘geldiğiniz için çok teşekkür ederiz’ diyen ‘solcular’ görüldü. Çok önceki bir dün de ‘halkı bu kadar eyleme çağırırsak, halk gelir mi?’ diyenler var idi. mesele tersinden anlaşılmış. Şöyle anlaşılmalı: Biz halkı çağırmıyoruz, halk bizi çağırıyor.
10b. Gezi’nin 15-16 Haziran’daki tasfiyesi ile başlayan ‘Gezi şenliği’ bugün itibariyle bitmiştir.
10c. Bir tarafta #RIPBerkin diye hashtag açarak (sanal) dış dünyaya tüketilebilir ve reklâmcı bir zihniyetle Berkin’i anlatanlar, diğer yanda kanı ve canı ile Berkin’e sahip çıkan yüzbinler…  Bu ayrımı iyi düşünelim.
11. Eğer Gezi devrimciliğinin ayarları gerçekten ‘bozuk’sa, bir ‘iç savaş’ı idrak edemeden yenilme ihtimalimiz de var demektir.
12. Eğer bir iç savaş ihtimali varsa, birilerinin de, tam da 12 Mart vesilesiyle,  birilerine “Nihat Erim’i unutma” demesi ihtimali de vardır.
Mustafa Karakalem

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>