İbrahim Kaypakkaya: İhtilalin Ruhu ve Manifestosu

26 Mayıs 2014 admin
İbrahim Kaypakkaya, ihtilalin yolu, ihtilalin ruhu ve ihtilalin manifestosudur.
İbrahim Kaypakkaya’nın ideolojik-teorik mimarisi tarihsel olarak; Anadolu ve Mezopotamya halklarının isyan ve komünalite geleneğine, yerel olarak; 1960 sonrası, Türkiye’deki zengin sınıf mücadelesine, uluslararası boyutta; 1968 küresel isyan hareketine, kültür devrimine ve ulusal kurtuluş savaşlarına dayanmaktadır.
Devrimci hareket açısından 1970’lerin başı bir momentumu ifade eder. 1971 devrimcileri, uçurumun kenarında yürümenin cüretini ve cesaretini simgeler. Aynı zamanda ’71 pratiği, sistem dışı ve açık bir devlet karşıtı olmanın pratiğidir.
1971 devrimcileri bir tarihsel kopuş gerçekleştirdiler. 50 yıllık revizyonist, parlamentarist ve legalist çizgi ’71 ihtilalciliğiyle aşıldı. İbrahim Kaypakkaya ise kopuştan kopuşu ifade etti. Yani o ihtilalin yolu, ruhu ve manifestosu oldu.
İbrahim Kaypakaya, 20. yüzyılın iki büyük devriminin yolundan yürüdü: Rusya ve Çin devrimleri, kendini en net II. Enternasyonal’de ve devamı olan anlayışlarda somutlayan determinizme, ekonomizme, “evrimci sosyalizm”e, pozitivist yozlaşmaya ve  sol skolastiğe (metafizik materyalizme) bir yanıttır. Dondurulmuş diyalektiğin parçalanmasıdır. Militan diyalektiğin devrimci praksisle yeniden kuruluşudur.
Rusya ve Çin Devrimi, İbrahim’in sistematiğinin temel zeminlerini oluşturdu. Devrimin diyalektiği, onun ideolojik, teorik ve pratik atılımını sağladı. Çünkü her devrim bir diyalektiktir. İbrahim, bu devrimlerden ve diyalektiğinden beslendi ve öğrendi. Bu devrimler onun düşünsel sistematiğine yön verdiler.
Devriminin diyalektiğini kavraması ve sistematiğine uygulaması Kaypakkaya’nın kopuştan kopuşu gerçekleştirmesini sağladı. Kemalizm ve ulusal sorun çözümlemelerindeki olağanüstülük ve yıkıcılık buradan kaynaklanır. Kaypakkaya’nın açılımları tesadüfî değil, devrimin diyalektiğidir ve devrimin imkânını aramasının sonucudur.
İbrahim Kaypakkaya, sadece solun tek başına öne çıkardığı işkencede direnen bir devrimci değildir. Bu tavır İbrahim’i yoksaymanın, onu politik figüre indirgemenin yöntemidir. Bu tutum bir ikonoklastın ikonlaştırılmasından başka bir şey değildir.
İbrahim Kaypakkaya için “Kemalizm ve ulusal sorun üzerine önemli şeyler söyledi” demek de tek başına bir şey ifade etmez. Bu, totolojik bir yaklaşımdır.
Bu tavır da İbrahim’in sistematiğini vülgarize etmektir, yani kabalaştırma ve içeriğini boşaltmaktır.
İbrahim Kaypakkaya’nın Kemalizm ve ulusal sorun çözümlemeleri bir devlet tahlili olması yanında, bir tarih tezidir de. TC’yi ayakta tutan iki ana kolonu (ya da aşil noktalarını) göstermesi bağlamında, devrimin imkânını açığa çıkarmaktır.
Ve bu çözümlemeleri onun parti anlayışıyla bir bütünlük taşır. Partinin adının “Komünist” olması, bir yanıyla tarihsel bağ, diğer yanıyla işçi sınıfının devrimci rolüne, “tarihsel özneliğine” vurgudur. “Marksist-Leninist” vurgusu ise bir kopuş ve devrimci rotanın ifadesidir.
15-16 Haziran yazıları, kır-kent diyalektiği, mikro sosyoloji çalışmaları, sınıfın tarihsel rolüne vurgular, proletarya diktatörlüğünün altının çizilmesi, halk savaşı, devlet analizi, diğer alt üst edici ilkler gibi bir ilk olan Ermeni Sorunu ve soykırımı açılımı İbrahim’in sistematiğinin katmanlı oluşunu göstermektedir.
İbrahim Kaypakkaya kompakt bir yapıdır ya da sistematik bir bütünselliktir. Bu bütünsellik içinde tabii ki kimi gerilim noktaları mevcuttur. Olması da doğaldır. Marksizmin en karakteristik özelliğinin de bütünsellik olduğu unutulmamalıdır. Gerilim noktaları bütünselliğin sadece ayrıntılarıdır.
Onun tarih tezi, devrim anlayışı, çalışma ve örgütlenme tarzı ve parti anlayışı bir diyalektiktir. Ancak bu diyalektik kavrandığı ölçüde İbrahim Kaypakkaya kavranabilir ve anlaşılabilir.
Son olarak İbrahim Kaypakkaya, Lenin gibi, her zaman sınıfsal antagonizmanın tarafı oldu ve militan diyalektikle hareket etti. Bunun anlamı devrimin güncelliğini yaratmaktır. Lenin’i Marx’a bağlayan en belirleyici özellik budur. Devrimin güncelliği, yani devrimin imkânını aramak. İbrahim’in Kemalizm analizini ve ulusal soruna bakışını bu perspektifle ele almak gerekir.
Ayrıca İbrahim Kaypakkaya’nın diğer belirleyici özelliği, Lenin gibi uzlaşmazlığıdır. Rusya’da devrimin yolu Lenin’in Narodniklerle, Ekonomistlerle, Legal Marksistlerle, Menşeviklerle ve hatta eski Bolşeviklerle hesaplaşmasıyla ve uzlaşmazlığıyla oluştu.
Bu karakteristik yön, çelişkide taraf olmanın yaratıcı yıkıcılığıdır. Diyalektiğin pratiğe geçmiş hâlidir. Sınıfsal antagonizmayla sürece bakma ve müdahale etmedir. İbrahim hiçbir şartta ve koşulda ne ideolojik ne de pratik düzeyde uzlaşmıştır. İbrahim’i belirleyen en temel yönlerden biri, onun uzlaşmazlığıdır. Bir devrimci komünist önder olarak bu noktada bedel neyse, onu da layıkıyla ödemiştir. Devrimci diyalektik, İbrahim’in bu özelliğini şekillendirmiştir.
İbrahim Kaypakkaya devrimin güncelliğidir.
İbrahim Kaypakkaya yıkıcı bir teori ve yıkıcı bir pratiktir.
İbrahim Kaypakkaya ihtilalciliktir.
İbrahim Kaypakkaya ihtilalin yolu, ihtilalin ruhu, ihtilalin manifestosudur.
Volkan Yaraşır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>