FARC-EP’nin 48. Mücadele Yılı

15 Haziran 2012 admin
Kolombiya’da 48 Yıllık Devrimci Mücadele
Kolombiya Devrimci Silâhlı Güçleri-Halk Ordusu (FARC-EP) 27 Mayıs’ta 48. kuruluş yıldönümünü kutladı.
Partinin kuruluşu, ülkenin ormanlarında ve dağlarında bağımsız, demokratik ve ilerici bir Kolombiya için dövüşen binlerce savaşçı tarafından kutlandı.
Latin Amerika’da böylesi bir devrimci destanla kıyaslanabilecek başka bir örnek yok. Yaklaşık elli yıl önce kurulan FARC-EP mensubu gerillalar, 300.000 askerden oluşan ve ABD emperyalizmince desteklenen Latin Amerika’nın en güçlü ordusuna karşı savaşıyorlar.
Washington kaynaklı baskılar sonucu Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği FARC-EP’yi terörist örgütler listesine soktu ve örgütün önderlerinin katli ya da yakalanması için milyonlarca dolarlık ödüller vaat edildi.
Pentagon ve CIA örgütü “narko-gerillalar” olarak yaftalamak için dünya genelinde bir kampanya yürüttü. Bogotá’da iktidara gelen her hükümet FARC’ın artık sona yaklaştığını ilân etti. Ama oligarşinin hizmetindeki cumhurbaşkanlarının ve generallerin hiçbir konuşması ya da karalayıcı sözü şu açık hakikati gizleyemedi: Marksist-Leninist bir gerilla ordusu ve politik bir parti olan FARC-EP iktidar mücadelesine bir dizi cephede devam ediyor. Sekreterya her ay kamuoyuna gerçekleştirilen eylemlerde Kolombiya ordusuna verilen zayiatlarla ilgili haberler veriyor.
Kolombiya cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos daha ılımlı bir tonda konuşsa da kendisinden önceki cumhurbaşkanı Álvaro Uribe’nin neofaşist politikalarını sürdürüyor. Santos’un “Güvenlik” stratejisi, baskı ve terör politikası üzerinde yükseliyor. “Herkes İçin Refah” sloganı ise berbat bir şaka olarak karşılanıyor ve esasta yönetici sınıf lehine sosyal eşitsizliği artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Kolombiya’nın ABD ile imzalanmış olan Serbest Ticaret Anlaşması’na bağlı oluşu, ülkenin yarı sömürge konumunu pekiştiriyor.
İsrail’den sonra Kolombiya ABD’nin en çok askerî üs bulundurduğu ülke (sekiz askerî üs). Ülke Washington’dan önemli miktarda mali “yardım” alıyor. ABD medyasının Kolombiya’yı demokrasi konusunda “model ülke” olarak takdim etmesi, ülkenin yatırımcılara çekici gelmesi ve Latin Amerika’nın izlemesi gereken bir örnek olarak öne çıkartılması elbette ki şaşırtıcı değil.
Başkan Barack Obama, Cartagena Zirvesi’nde Juan Manuel Santos’u “uzlaşma politikası” ve “diyalog başlatma girişimi”ni bir kez daha övdü. Obama yalan söylediğini tabiî ki biliyor. Zira tüm ülke genelinde 100.000 kişinin katıldığı Barış Yürüyüşü’nün yasaklanması, rejimin güç ve zor politikasını ifşa etti.
Ülkede sanayileşme geriledi, sefalet artıyor, uyuşturucu kartelleri her türlü cezaî muafiyetle iş yürütüyor, ordudan, devletin üst kademesinden ve paramiliter unsurlardan ciddi destek görüyor.
Portekiz hükümeti sözcülerinin Kolombiya’yı demokrasi konusunda “model ülke” olarak takdim etmelerinde şaşırtıcı bir yan yok, zira Portekiz de ABD’nin önemli bir müttefiki. Haziran ortasında başbakan Bogotá’yı ziyaret edecek ve kendisine büyük iş dünyasının umutları ile yüklü bir müteşebbis delegasyonu eşlik edecek.
Portekiz başbakanı Passos Coelho ve Juan Manuel Santos’un mükemmel bir biçimde anlaştıkları kesin. İkisi de aynı politik dili konuşuyor ve halktan nefret ediyor. Bunlar aynı ağacın iki meyvesi.
Benim hayranlık ve saygı duyduğum Kolombiya ise farklı bir ülke, o, emperyalizmin finanse ettiği ve sömürgeleştirdiği, finans oligarşisi ile toprak ağalarının egemenliğinde olan ülkeyle asla kıyaslanamaz bile.
Benim Kolombiya’m Bolívar’ın düşü, bir zamanlar onun evlatlarının Boyacá ve Ayacucho’da özgürlük ve bağımsızlık için dövüştüğü ülke. Bu Kolombiya, Caquetá ormanlarında kurulmuş, Raúl Reyes’in de olduğu bir kampta FARC gerillaları ile kurduğum dostluğa âşık olduğum, o dostluğun öğrettiği ülke.
Daha önce yazdığım gibi, komutan Manuel Marulanda ve komutan Raúl Reyes’in (Pentagon, CIA ve Mossad’ın ortaklaşa yürüttükleri bir operasyon sonucu Ekvador’da katledildi.), Alfonso Cano’nun, Jorge Briceño’nun (bir baskında katledildi.) ve Simón Trinidad’ın (Quito’da kaçırılıp ABD’ye teslim edildi.) öfkesini taşıyan devrimcileri tanımış olmak benim için bir ayrıcalık.
FARC-EP’nin 48. kuruluş yıldönümü üzerinden söylemek gerekir ki onlar gibi komünistler kalbimin en derin yerinde yoğun bir hayranlık uyandırıyorlar. Onlar, bugün hâlâ insanlığın en büyük düşmanı olan ABD emperyalizmi tarafından aşağılanmış ve zulme uğramış Latin Amerika halklarının cesaretini, umudunu, kararlılığını ve dövüşken ruhunu taşıyorlar.
Miguel Urbano Rodrigues*
(* Portekizli yazar ve gazeteci, Portekiz Komünist Partisi yayın organı haftalık Avante dergisinin eski editörü, Avrupa Parlamentosu’nun eski üyesi ve web dergisi Odiario.info’nun kurucularından.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>