Ekmeleddin İhsanoğlu

16 Temmuz 2014 admin
Mısırlı Ekmeleddin İhsanoğlu ve “Eşyanın Tabiatı”
Ekmeleddin İhsanoğlu sinirleri alınmış bir Türkçüdür. Hakkında söylenecek her şeyi göğsünde yumuşatıp şutlayacak kadar Batılı, bütün yaklaşımlarında Türklüğün kendinden menkul değerlerini arayacak kadar da ulusalcıdır. İslamî bilgi ve piyasa cahili sol’un sandığı gibi İslamcı, İslamcıların sandığı gibi de Batı’da ilmi vasfıyla tanınmış filan da değildir. Karşınızda Karl Popper, Thomas Kuhn ya da Feyarabend olduğunu mu sanıyorsunuz? Osmanlı bilimine dair arkaik ne kadar bilgi yığını varsa onları listeleyen ama asla kritik etmeyen bir nakilcidir o. Kutsal millî tarihe tuğla taşıyan, yüzlerce kopyası olan akademisyenlerden biridir sadece.
Ekmeleddin İhsanoğlu, Türklerin üstün yaradılışta olduğuna inanır. Mısır’da Türkler ve Kültürel Mirasları kitabında, Türklerin Mısır’da askerî ve idarî işlerde görev almasının “eşyanın tabiatına uygun” olarak gerçekleştiğini söylüyor mesela. “Eşyanın tabiatı”, fıtrat demektir. Yani yaratılıştan gelen ve değişmeyen. Tanrı tarafından verili olan. Bu durumda İhsanoğlu’na göre, Türklerin askerî ve idarî işlere yatkınlıkları fıtratendir, Yaratıcı tarafından doğuştan verilmiştir ve bu bir tabiat yasası gibi değiştirilemez.
Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiyedeki kutsal tarihçi, Osmanlıcı her aydın gibi “Osmanlı Devleti” demez, bu yetmez yani ona, “Osmanlı-Türk Devleti” der. Metodolojik açıdan böyle bir tercihi vardır, çünkü Türklüğe dair her şey heyecanlandırır onu. Kitabına alıntı yaptığı şu satırlardaki hat dersi hocasının güzelliği, hattatlığından ya da hocalığından değildir mesela, Türklüğündendir:
“Hat dersi hocası güzel yüzlü, mütebessim görünüşlü, beyaz sakallı bir Türk’tü. Onun bakışında vakar ve heybeti farkedilirdi. Eski tarz Türk kıyafeti giyinirdi. Arapçayı Türk aksanıyla konuşurdu. Sakin tabiatlı yavaş hareketli, sesinin tonu alçak, dövmeyen, eziyet etmeyen, sövmeyen bir kişiydi. Bununla beraber muhteremdi, derslerinde ses çıkmazdı.”
Ekmeleddin İhsanoğlu, Yalçın Küçük gibi ulusalcılarda çokça göreceğiniz türden kimlik tespiti yapar. Mısırlı “büyük romancı ve entelektüel”(?) Yahya Hakkı’nın annesinin Türklüğü özellikle vurgulanır. Biraz sonra bu unutularak parantez açılır ve “babası Türk, annesi Arnavut” denilir. Bu büyük romancı ve entelektüelin çıkardığı Mecelle dergisi de ona göre “yüksek seviyeli edebiyat ve sanat dergisi”dir. Kral Fuad, siyasal olarak İngilizlere yakındır ama kültürel olarak “Osmanlı-Türk kültürünün üstünlüğüne” inanır. Askerî kitapların çevirisine katkı sağlayan Ahmet Halil Efendi’ye, “büyük ihtimalle Türk asıllı olan” şeklinde bir not düşülür. Bu bilginin hiçbir katkısı olmadığı halde, hatta kesinlik taşımaması ihtimal dâhilinde olmasına rağmen, bundan kaçınmaz. İhsanoğlu’na göre, Kasım Emin Bey, “Kürt olduğu söylense de aslen Türk’tür”. Tarihçi Castera, “tabii olarak Osmanlılardan övgüyle bahseder.”
Ekmeleddin İhsanoğlu’na göre, Batılılar hep art niyetlidirler. Mısır’da olumsuz bir Türk imajı oluşmasının kaynağı Batılılardır. Türkler bunu hakedecek hiçbir şey yapmamışlardır aslında. Sadece Mısır ordusunda Arap askerlerin yüzbaşı rütbesinin üstüne çıkamamalarını, halk okullarında Türkçe hocasının “mektebin nazırı” olmasını, Kasr el-Ayn’deki askerî okullara Mısırlıların alınmamasını, fakat savaşlar için hazırlanan Nizam-ı Cedid ordusunda Sudanlı kölelerin ve Mısırlı köylülerin bulunmasını, İskenderiye Harp Okulu’na sadece Türk ve Türkçe konuşanların alınmasını, Abbas Paşa’nın açtığı modern okullara Memluk ve Türk çocuklarının girebilmesini sağlamışlardır. Bunlar da zaten “eşyanın tabiatı gereği”dir. Mısır’da sayısı sadece 30.000’i bulabilen, Tanrı’nın seçtiği bir kavim askerî ve idarî yeteneklerle mücehhez bir şekilde milyonluk Mısır’ı yönetmektedir. Bunlar doğal süreçlerdir, tıpkı taşın sertliği nasıl sorgulanamazsa, bunlar da “eşyanın tabiatı gereği” sorgulanamazlar.
Ekmeleddin İhsanoğlu, taşralı kökenine rağmen aristokrat takılır. Seçkinciliğe, Osmanlı aristokrasisine bayılır, övgüyle bahseder sürekli olarak. Belki de bu yüzden egosantrik bir ruh haliyle, sık sık babasına atıflar yapar. Hepimizin Mehmet Akif ve yakılan meali dolayısıyla bildiği Yozgatlı İhsan Efendi’ye şöyle girizgâhlar ekler: “Eski Anadolu âlimlerinin yanında ilmi şahsiyeti ile mümtaz bir mevki sahibi olan…” Âlimliği hangi ilmi eseriyle, mümtaz şahsiyeti de hangi çalışmalarıyla mümkün olmuştur, bunu ben bilmiyorum doğrusu. Çünkü Ezher’e okumaya gitmiş ve sonrasında Türkçe dersleri vererek hayatını sürdürmüş birinden bahsediyoruz. Sadece bu kadar…
Ekmeleddin İhsanoğlu, Mısır’a düşman bir Mısırlıdır. Cemil Meriç, Fuat Köprülü için “kendi kültürüne düşman” diyor ya! İşte İhsanoğlu da aynen böyle biridir bence. İçinde yaşadığı toplumu, kültürü anlatırken bile Mısırlı yoktur yazdıklarında, realitede var olmayan, tarihten kazınan Türklük vardır. Mısır diline yerleşmiş bazı sözcükler dışında, Türkiye mutfağının, sanatının, mimarîsinin en ufak bir görünürlüğü bile yokken, İhsanoğlu’nun yazdıklarında Mısır halen bir Osmanlı vilayeti gibi gösterilir.
Ekmeleddin İhsanoğlu, statüko sahipleriyle uyum içinde geçinmeye aday biridir. Körfez diktatörleriyle flörtlüğü, ABD yönetimindeki Suudîlerle ilişkileri, darbeye “darbe” dememesi, masonluğu, adıyla ilgili yapılacak seviyesiz komiklikler, AKP medyasındaki yüksek primle çalışan memurların işi. Onların propaganda aracı. Benim sorunum geniş ufuklu, vizyon sahibi, farklı kesimleri kucaklamaya aday biri olarak ortaya çıkan/çıkarılan İhsanoğlu’nun zihniyet dünyasındaki sıkıntılar. Kendisi askerî operasyonlarla Türkiye’yi selamete çıkarmaya çalışan kafalardan daha keskin, daha marjinal görüşlerin sahibi. Şimdilerde kameralara verilen sempatik pozlar, “eşyanın tabiatı”nı, yani keskin dişleri gizlemeye yetiyor. Ama sadece şimdilik…

One Response to “Ekmeleddin İhsanoğlu”

  • Anonymous

    Dostunu düşmanını iyi tanımak gerek.. Bir Kemalistin tv ye çıkıp da Kürtlere yol göstermeğe çalışması Mantıklı olup olmamaktan öte gülünçtür.<br /> Sanki kıyım tarihinin sahibi kendileri değil babammış babammış.<br /> Ama hala aldanacak isek demek ki 91 senedir çektiklerimiz bizi 1 santim öteye taşımamıştır.<br />

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>