“Başörtüsü İle Çalışmama Hakkı”na Şerh

28 Eylül 2014 admin
Başörtüsü İle Çalışmama Hakkı başlıklı yazıyı sonuna kadar dikkatle okudum, iyi niyetle yazıldığına şüphem yok. Ancak müslüman bir kadın olarak şerh düşmem gereken bazı noktalar var, bunları soru olarak da alabiliriz esasen.
Yazıda biraz daha yapısal, daha sisteme yönelik eleştiri görmeyi beklerdim açıkçası. Mesela en başta evlilik yaşının bu kadar yukarılara tırmanmasıyla ilgili şunu söylemek mümkün sanırım. “evlenmek” için okulların bitirilmesinin, düzgün iş bulunmasının gerekliliği. Neden evlilik bu kadar “büyük”, her şey halledildikten (lisans, yüksek lisans, iyi iş, iyi bir kariyerin garantilenmesi vs) sonra yapılacak bir şey olarak görülüyor, onu deşmek lazım. Evliliği insanlara bu kadar tumturaklı, zor, dertli bir şey gibi gösteren, herhalde kadınların çalışmaya başlaması değildir. Ama işin daha acıklı bir yanı var bence: “ekonomik özgürlüğüne” kavuşan kadının evlenmeyi düşünmemesi ya da tersten “ekonomik özgürlüğü” olmayan bir kadının sırf bu muhtaçlığından ötürü evliliğini sürdürmeye devam etmesi. Normatif ve teorik bir düzeyde konuşmaktan ziyade, var olan duruma baktığımda bunu görüyorum. Elinde biraz imkânı olsa çekip gidecek bu kadın. Şimdi burada biz hangi “aileden” bahsediyoruz? Sırf mecbur olduğu için zorla durduğu bir yere hangi insan “yuva” veya “sıcak aile” olarak bakabilir? Ve neden gitmek istiyor mesela? Neden iş bulmak istiyor, neden o cendereden kurtulmak istiyor? Ya da erkek bu mecburiyeti görüp de nasıl bundan yararlandığı halde bir aileye sahip olduğu yanılgısına düşebiliyor? Ailenin bu duruma gelmesinden tek başına kadın veya kadının çalışması mı sorumludur? Mesela mehr meselesini erkeğe soramama, hakkını erkekten isteyememe gibi bir şeyden bahsedilmiş yazıda. Bu mesela kadınların cesaretsizliğinden mi, erkeklerin hakkıyla müslüman olamamasından mı kaynaklanıyor?
Bahsettiğiniz şeyler insanların gerçekliğine, somut durumlara pek tekabül ediyormuş gibi durmuyor. Mesela kadının sadece kendisinin belirleyebileceği ve kendisinin kullanabileceği bir hak olan mehri müslüman kadınların çoğu mevzu bahis etmiyor. Bu, çünkü modern hukukla beraber başka formlara evrilmiş durumda ve dahası iş oraya varana dek kadının ailesi erkek tarafından evlilik aşamasında bin türlü şey istiyor. Erkek de bunların karşılığında ömür boyu sözünden çıkmayacak bir şeye sahip olduğunu düşünüyor. Mehri kim ne ara konuşacak? Aileler her konuya ziyadesiyle burnunu sokuyor. Mesela evlilik biraz da bu yüzden korkunç bir şey olarak görülüyor. O gençlere kalsa nikah kıyıp bir arada yaşamaya başlayacaklar belki ama aile çekiştirip duruyor. “Okulu bitir, iş bul vs.” çünkü orada da ekonomi üzerinden bir düzen dönüyor. Aile sıcaklığı filan bayağı hikâye aslında ki erkeklerin de zaten işine geliyor mehir diye bir şey konuşmamak. Çünkü müslüman olduğunu iddia eden erkek bir yandan kadının çalışmasından yakınır gibi yaparken bir yandan da o kadının parası üzerinden hesap yapıyor. Hâlbuki ikisini de yapamaz. Ama zaten bu iş buralara varmadan dışarıda çalışmak zorunda olan milyon tane başörtülü kadın var. Ve “şimdi de kapitalist sisteme eklemleneyim” diye yapmıyorlar bunu. Gerçekten çalışmak zorundalar. Kocaları iş batırıyor, yıllarca çalışmayan kadın kalkıp çalışmak zorunda kalabiliyor. Bu koca mesela gayet “İslamî nedenlerle” zamanında çalışma demişken, işleri batırınca da aynı kadını dışarıda çalışmaya zorluyor. Mesele içinde mesele var yani. İnsanların, müslüman halkın, çoğunluğunun böyle seçenekleri olmayabilir bile zaten. Bu bahsettiğiniz çalışmama hakkı, orta sınıfa/üst-orta sınıfa özgü filan bir şey bile olabilir. Çalışıp aile bütçesine katkı sağlamasa ortada bir ailesi kalmayabilir pek çok kadının.
Yazıda kadının kapitalist düzende “nesneleştiğinden” bahsediliyor. Acaba kapitalist düzende çalışan erkek nesneleşmiyor mu? Acaba erkeğin toplumdaki itibarını kaybetmesi patronunun, tez profesörünün, işvereninin, genel müdürünün karşısında (ekmek parası yüzünden) gayet omurgasızca durup evde masa sandalye fırlatması olabilir mi? Bu sistem herkesin haysiyetini elinden alan bir sistem değil mi de biz bilhassa kadının nesneleşmesinden söz ediyoruz? Ya bu kadın, hane içerisinde sadece belirli görevleri yürütecek bir “şey” olarak görülüp duyguları, düşünceleri, ilişkileri düzene sokmak için harcadığı emek vb. göz önünde bulundurulmadığında ev içinde de nesneleştirilmiş olmuyor mu, derdimiz kadının nesneleştirilmesiyse? Erkeğin kavvamkonumunu sarsan, tek başına kadının para getirecek işlerde çalışması olsa bu alenen men edilirdi sanırım, hâlbuki her ikisine de “çalışıp kazandıklarından bir pay vardır”. Ben de burada canhıraş bir şekilde “kadın çalışsın” gibi bir şey demiyorum. Ama kapitalist düzeni, neo-liberalizmi hep birlikte tutup altını oymak, çökertmeye çalışmak, herkes için şartların ne kadar kötü olduğunu göstermek, İslamî bir bakış açısıyla önce böyle bir ekonomik sistemin uyumsuz olabileceğini söylemek yerine (ya bu arada kadın ev içinde epey çalışıyor ve bunun da takdir gördüğünü söylemek zor) neden ısrarla kadının metalaşması, kadının çalışma-çalışmama hakkı filan diyebildiğimizi anlamıyorum. Zaten piyasa, akademi, el ele bütün zihnimiz, zamanımız sömürgeleştirilmiş durumda. Şehirlerde yaşıyoruz ve gerçekten hep birlikte öfkeyle doluyoruz. Kadınlar eve girdiğinde ya da piyasadan çekildiğinde bu iş daha ahlaklı bir yere doğru gitmeyecek. Müslümanı da diğer herkesi de metalaştıran ve birer tüketim canavarına dönüştüren bu pratiklere söyleyecek bir sözümüz olmalı. İnsanların zorunluluklarını, sorumluluklarını, koşullarını da hesaba katmalıyız, bunu yaparken, derdimiz yarayı göstermek ve ona dokunmaksa tabii.
Fatma Büşra Helvacıoğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>