Aslolan Sınıfsal Meselelerdir

31 Ekim 2012 admin
Dinlerin bütününe baktığımız zaman hepsinin toplumcu bir damardan geldiğini görürüz. Burada önemli olanın kişilerin etnik yapısı olmadığı, sınıfsal konumu olduğu hemen göze çarpar. İlk müslüman olanların ezici çoğunluğu köle, yoksullardan oluşan dönemin ezilenleri olduğu gerçeğini bizlere gösterir. Bunun böyle olması ise eşyanın tabiatına uygundur. İnsanlık tarihinden öğrendiğimiz kadarıyla, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan kitleleri yanına alamayan bir toplumsal mücadelenin zafere ulaşması imkânsızdır. Bütün büyük devrimler adına ne dersek diyelim böyle muzaffer olmuşlardır.
K. Marks, “Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi sınıf savaşımları tarihidir” der, haklı olarak. Dünya tarihine baktığımızda, hep ezilenlerin ezenlere karşı amansız mücadele ettiklerini görürüz. Halkın içinden doğal bir lider çıkar, ezilen kitleleri peşinden sürükler, bunun sonucunda bazen yenilgi de alabilir. İslam tarihinde yenilgiyle sonuçlanan Uhud Savaşı bir örnektir. Yenilgiden gerekli dersler alınmışsa sonuç her zaman zaferdir. Bunu tayin edecek unsurların başında sağlam bir teori olmazsa olmazdır. Bunun akabinde gerçekleşecek tutarlı ve bilinçli deneyimli kadroların öncülüğünde davaya inanmış kitlelerin savaşıdır. Teoride devrimci, ayakları yere sağlam basan bir pratikle toplumsal düzeninizi kurarsınız.
İslam peygamberi liderliğindeki müslüman ordusu konumuz dahilinde çok önemli bir örnektir. Ayrıca firavunun işkenceleri altında inleyen köleleri örgütleyerek kurtuluşlarını sağlayan Hz. Musa, Ortadoğu’da zamanla yozlaştırılan yahudiliğe karşı, ezilenler için yeni bir tevhid dininin temellerini kurarken ve onları örgütlerken, baskı ve işkencelerle öldürülen Hz.İsa’yı konumuza dâhil edebiliriz.
İslamiyetin temel kaynağı Kur’an’ın en temel sözü “lehul mülk”, yani “yeryüzündeki bütün mülk Allah’ındır”, ilahi mesajıyla insanlara seslenir. İlk surelerinden başlayarak anti-mülkiyetçiliğe üstüne basa basa vurgu yapan, mülkle para ile şımarmışları yerden yere vuran, yoksulu yetimi kimsesizi gözetmeyeni cehennem ateşiyle yakacağını haykıran bu kitaptan sadece ticaret yapılmasına izin veriliyor diye kapitalizme varmak, oradan liberalizm bataklığına saplanmak en hafif deyimle şarlatanlıktır. Bana kalırsa Hz Muhammed ve ilk ashabından olan Ebubekir, Ömer… vs. İslamiyetten önce ticaretle uğraşmışlar ama  kazandıkları bütün servetlerini kutsal davaya adamışlardır. İslamiyet davasına gönül verdikten sonra ticareti bıraktıklarını görüyoruz. Bunun en bariz örnekleri servetleriyle dönemin kölelerini özgürleştirmeleri, kutsal dava uğruna varlarını yoklarını harcamalarıdır.
Bütün meselelere sınıfsal açıdan bakmayanların toplumsal bir devrim yapmaları olanaksızdır. Yaşadığı coğrafyanın kültür, gelenek ve dinsel yapısına dönük bir plan yapılmadan hiçbir sorunun çözülemeyeceği aşikârdır. Ezilen, horlanan, yok sayılan yığınların dini, milliyeti, geleneği, göreneğini iyi bilerek incelememiz gerekiyor. Halklara tepeden bakarak masa başlarından devrim olmuyor. Onları birbirine boğazlatmak için din, mezhep çatışmalarını körükleyenlerin gerçek yüzlerini gösterip maskelerini indirdiğimiz takdirde devrimi yapmak için ilk adımı atmış oluruz.  Çünkü ezilmelerin temelinde yatan gerçek, ne din, ne milliyet konusudur, tamamen sınıfsal meselelerdir.
Ahmet Saraç

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>