Antikapitalist Müslümanlar

7 Mayıs 2012 admin

Türkiye tarihi boyunca en çok tartışılan ve daha da çok tartışılacak olan konuların başında din, şeriatçılık ve laiklik konuları gelir. Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve birbirine karışmaması olarak tanımlanır. Oysa Türkiye’de bunlar hiçbir zaman birbirinden ayrılmamış ve hep birbirine karışmıştır. İşin daha da kötüsü TC kurulurken ekonomi ile birlikte din de devletleştirilmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasıyla din bir devlet dairesi hâline getirilmiştir. Din eğitimi devlet tarafından ve devlet okullarında (Kuran kursları, İmam Hatipler, İlahiyat fakülteleri, Yüksek İslam enstitüleri vd.) verilmektedir. Buralardan mezun olanlar gene devlet memuru olarak çeşitli görevlere atanmaktadırlar. Bunun sonucu olarak devlet dini ve dini inanç sahibi yurttaşları istediği gibi yönlendirebilmektedir. Egemen din ve mezhebi diğer inançlar ve inanmayanlar üzerinde baskı aracı olarak kullanmaktadır. AKP yeni anayasada buna son vermek, dini inananların eline ve özgür vicdanına bırakmak yerine eskiyi daha da kötü biçimde sürdürmeye çabalıyor.
Soğuk Savaş döneminde ABD’nin ılımlı İslam politikasıyla da bütünleşen bu tür laiklik ya da Müslümanlık, genelde ABD siyasetinin özelde de TC siyasetlerinin yedeği durumuna düşmüştür. Bu nedenledir ki TC hükümetleri Cezayir’e karşı Fransa’yı, Filistin’e karşı İsrail’i, İran şahını desteklerken, Müslümanlık adına ciddi ya da gayri ciddi bir tepki görmemişlerdir. Bugün de AKP, Libya’ya, Suriye’ye ve İran’a karşı NATO ile birliktedir. Filistinliler bu tür Müslümanlara “Amerikanî Müslümanlar” diyorlar.
Aynı dönemde geleneksel sol da “sakallı-başörtülü” gericiliğe(!) karşı hep Kemalistlere yakın durmuş, hatta Kemalistleşmiştir. Bu durumda emek-sermaye, emperyalizm-bağımsızlık, kölelik-özgürlük, eşitlik ve adalet üzerinden tanımlanması gereken toplumsal çelişkiler devlet tarafından soyut bir ilericilik-gericilik, laiklik-şeriatçılık, batıcılık-doğuculuk, dincilik-dinsizlik cenderesine sıkıştırılmıştır. Toplum buna göre saflaşmaya-çatışmaya kışkırtılmıştır.
Ancak devir değişti. O zaman nüfusun yüzde yetmişi kırsalda yaşıyordu. Kapitalistleşme ve devletin Kürdistan’da köyleri göçertmesi sonucu bu oran tersine döndü. Köyünde bir yavan ekmek yese de hâline ve Allah’ına şükreden Müslüman emekçiler şehirlerin varoşlarına yığıldı. Şimdi bir yavan ekmek için çoluk çocuk ayakkabı boyacılığından inşaata, ne iş bulursa yapıyor. Onu da bulamayanlar köprü altlarına yığılıyor.
Aynı dönemde iktidar olan AKP’li Amerikanî Müslümanlar ise her yolla zenginleştikçe zenginleşti, yani Karunlaştı. “Biri yer biri bakar” oldu. Bu da kıyametin kopmasının ilk adımıdır. Yoksul Müslümanlar Kuran’da okuduklarına bakıyor ve karşılarındaki egemen Müslümanlıkta bunu göremiyor. Hiç de din kardeşine benzemiyorlar. Yoksullar, işyerlerine sendika bile sokmayan, toplu sözleşme yapmayan, işçileri taşeron sistemiyle köle gibi çalıştıran, özelleştirmelerle işsiz-aç sokağa atan, yolsuzluklarla zenginleşenlerin Müslümanlığından kuşku duyuyor. Kürt Müslümanlar çoktandır kendilerini inkâr eden ve imha etmeye kalkışan devletin imamlarının arkasında saf tutmayı reddedip devletsiz (sivil) Cuma namazları kılmaya başladı. Şimdi diğer Müslümanlar da kendilerini insafsızca sömüren Müslümanlardan kuşkulanmaya başladılar.
Kim demiş “Marksizm öldü, sınıf mücadeleleri çağı geçti” diye? İşte sınıflar mücadelesi devam ediyor. Ezilenlerin ezenlere karşı mücadelesi sürüyor ve sürecek.
Türkiye’de halkın çoğu (egemenlerin iddia ettiği gibi yüzde 99 olmasa da) kendisini Müslüman ve Sünni olarak tanımlıyor. Bu halkın çoğu da işçi-işsiz, yoksul, emekçi insanlardır. Bu insanların mücadeledeki yeri bellidir. 1 Mayıs gösterileri, tüm emekçilerin, tüm ezilenlerin kendi kimlikleri ve öz talepleriyle aynı alanda birleştiği bir gün olmuştur. Esas kutlanması gereken ve umut veren de budur.
1 Mayıs’a dört dilden çarpıcı sloganlarla katılan Antikapitalist Müslümanların toplam Müslüman halk içindeki sayısı-oranı-etkisi şu ânda çok mühim değildir. Çünkü bu bir başlangıç ve kıvılcımdır.
Egemenler onları da ezmeye-saptırmaya-yozlaştırmaya çalışacaktır ama artık sorun gündeme girmiştir. “İnsanlık çözebileceği sorunları önüne koyar” diyordu Marks. “Müslümanlar bunun dışındadır” gibi bir şeyi de ne yazdı ne de söyledi. 1 Mayıs eylemleri, kapitalizme abdest aldıran AKP kapitalizminin abdestini bozdu. Derhal akıllanıp da abdest tazelemezlerse imansız giderler. “AKP şeriat getirecek” diyenler de boşuna korkmasın. Çok acı verse de Antikapitalist Müslümanları getiriyor. Hoş geldiniz antikapitalist Müslümanlar.
Daha karpuz keseceğiz, değil mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>