Anadolu Sol

2 Eylül 2014 admin
-en önemli sabrımız kendi inşa ettiğimiz fikirlerimizdir-
Anadolu Sol, “Anadolucu Sosyalizm-Ruhçu Sosyalizm” kavramını kullanan Nurettin Topçu’nun işlediği mecra üzerinde yürüme kaygısı taşıyan bir terimi ifade ediyor. Bu terim ile Anadolu’nun tımar sistemini, kapitalist üretim tarzı dışındaki üretim tarzlarını, Batı sosyalizminin eşitlik fikrinin eksikliğini, devrimci teorinin emek mücadelesinde kifayetsizliğini de ortaya koyma endişesini vermek istedik. Anadoluculuk, Batı toplumlarının “kent düzeni”ni reddeden, Anadolu’da tımar sistemi çöktükten sonra ortaya çıkan feodal oluşumlara itiraz eden bir “hane-işletme” sistemidir.
Anadoluculuk hakkında genel ezber şudur: “Turancılık (Milliyetçilik), Osmanlıcılık, Batıcılık ve İslamcılık (Ümmetçilik) düşüncelerine tepki olarak ortaya çıkan fikir akımı. Anadolu coğrafyasını kimliğin temel kurucu unsuru sayan, bu haliyle de toprağa dayalı bir ulus ve ulusçuluk anlayışını temsil eden düşünce.”
Kaleme aldığımız yazılarda, Anadoluculuğu genel ezberin dışında ele aldığımız, coğrafya temelinden farklı bir zeminden hareket ettiğimiz görülecektir. “Anadolu” kavramını Batı’nın Batı dışını tanımlamak için kullandığı Anatolia(Doğu) kavramının içeriği ekseninde ele aldık. Bu nedenle Üsküdar’dan başlayıp Kahire, Tahran, Bağdat, Yeni Delhi, Dakar’ı da içine alan bütün Batı-dışı dünya Anadolu’dur. Anadoluculuk, endüstriyel ve post endüstriyel kent-toplum inşasında olan Batı karşısında “tarımı organize eden şehir” düşüncesini getirmektedir. “Sömürge edilmezlik” direnci, Batı’nın “kent düzeni” tasavvurundan hareket etmekte, yani kapitalizmin Batı dışına nüfuzunu reddetmektedir.
Anadoluculuk düşüncesi, son tahlilde “devlet” fikri ile kaçınılmaz bir irtibat halindedir. Ortadoğu’da ve bütün Batı dışı dünyada “kent düzeni”nin dayatılması ile devlet fikri silinmeye yüz tutmuştur. Diğer taraftan “Arap Baharı” dalgası, Ortadoğu ve Müslüman halklar coğrafyasında devletleri ortadan kaldırmış, sınırları belirsizleştirmiştir. 2014 yılının ikinci yarısından itibaren gerek Gazze’nin İsrail tarafından sistematik olarak bombalanması ve gerek ise Suriye-Irak’ta IŞİD’in Müslüman sivillere yönelik saldırıları “devlet” tasavvurunun önemini ortaya koymuştur. Anadoluculuk, son tahlilde bir devlet teorisidir. Ancak bu devletin “etnik-devlet”, “mezhep-devlet”, “ulus-devlet”le ilgisi olmadığı açıktır.
Anadolu Sol düşüncenin Doğu-Batı çatışmasına ilişkin bir perspektife yaslandığını da sürekli ifade ettik. Batılaşma, kişisel mülkiyetin çıkmasını, toplumsal dayanışmanın gittikçe çözülmesini, dünya pazarının oluşturulmasını reddedebilecek fikrî temele sahip değildir. İslamcılık, bu anlamda bir Batılılaşma ideolojisi olarak temayüz etti ve Osmanlı toplumsalının iktisadî temellerine yabancılaşmakla reayanın iktidarı belirleyecek şekilde değişiminin de öncüsü oldu. Bu, kapitalizmin gelişmesi ve kişisel mülkiyet düzeninin eski devletçi/denkleştirici/istihdamcı/adaletçi yapısını bozarak kendine zemin açması da demekti. Batılılaşmanın muarızı bir “Doğuculuk” düşüncesini de Batı’yı yeniden inşa eden, Batı’nın “ötekisi üzerinden kendisini var eden” bir zemin olarak görüyoruz ve Anadolu Sol fikrini Doğuculuğa teslim etmiyoruz. Anadolu Sol, Doğu’nun dünyanın merkezine oturma kaygısını değil, Anadolu’nun (Anatolia) Batı tarafından sömürge edilemezliği meselesini merkeze almaktadır. Bu nedenle Anadolu Sol, Oksidentalizm (Batı’nın düşmanlarınca insanlık dışı resmedilmesi) olmaktan daha aşkındır. Turner, oksidantalizmi “Batı’ya ilişkin herşeyin ve modernizasyon mirasının bütün yönleriyle reddedilmesi” şeklinde tanımlamıştı. Batılı değerlerin Doğu’ya empoze edilmesine yönelik bir reddediş anlamında Oksidentalizm, Batılı küreselleşmeye mukavemettir. Bir başka oksidendalist görüş de Singapur Dışişleri Bakanı George Yong-Boon Yeo’ya aittir. O’na göre, oksidentalizm, “Doğu’dan en iyiyi almak anlamında”dır ve “Asyalıların Batı’nın en iyilerini, bilimini, sanatını, fikirlerini alması” olarak tanımlanır. Yeo’ya göre, oksidentalizm, “bizim Asyalı karakterimizi kaybetmeden tercihe dayalı bir değişimi ifade eder.” Yeo’nun bu görüşünün İslamcıların “Batı’nın ilmini alalım, İslâm’ın ahlâkı ile meczedelim” fikrinin bir benzeri olduğu açıktır.
Daryush Shayegan, Melez Bilinç adlı kitabında, “geleneksel sanat, daha yerini alacak başka bir şey çıkamadan ölüp gitmiştir” demektedir. Shayegan’a göre, Selçukluların, Timuroğullarının yaratıcı dönemleriyle ya da İsfahan’daki Safevi anıtlarıyla günümüz İran’ındaki sayısız çirkin camiyi karşılaştırırsak, bunların, vaktiyle olmuş olanın acayip karikatürleri olduğunu anlarız. Adeta estetik hafızamızdan ilelebet koparılmışızdır; artık onun küllerinden tekrar yaşama döndürülmemiz mümkün değildir; aramızdaki ilişki tamamen yabancılaştırılmıştır. Shayegan, bu noktada Batı’ya karşı çıkaracak özgün bir şeyimiz olmadığından, davetsiz misafiri olduğumuz modernliğin tedrisatından geçmemiz gerekmektedir. Artık eski minyatür ressamları gibi resim yapamayız; eski mimarlar gibi yapılar inşa edemeyiz; bizim yarattıklarımız ancak modernliğin prizmasından geçerek güncellenebilir. Batı’yla aynı vasıfta bir sanat tarihimiz olmamıştır. Dolayısıyla onun tarihini sahiplenmek ve biz de sonuçta dünya tarihinin bir parçası olduğumuza göre, onu kendi tarihimiz gibi benimsemek gerekmektedir.
Anadolu Sol, Daryush Shayegan’ın ifade ettiği ama bütün Doğu’nun entelektüellerinin de kendi içinde fısıldadığı bu düşünceye karşı çıkarak varlık bulmaya çalışan bir düşüncedir. Anadolu’nun kendine mahsus “iktisadî aklı”na dayanmakta; kurduğu toplumu bu iktisadî akılla ilintili saymaktadır. Sınai (San’a, san’at, zenaat) Doğu-Batı’nın arasında yürüyen diyalektiğin kıskacından kurtarılmalıdır. Yağmalanamazlık, sömürge edilemezlik düşüncesi, Bizans-Moğol, Yecüc-Mecüc çatışmasından kendisini koruyacak toplumun iktisadî ve toplumsal organizasyonunu inşa edecektir. Anadoluculuk fikri, küresel kapitalizmin pazarı işgal ederek ferdleri proletarya/prekaryaya dönüştürmesini karşı çıkılması gereken başat mesele saymaktadır. Anadoluculuk, bütün-Doğu halklarının mazlum ve proleter toplumlar olduğu fikrindedir. Bu nedenle Anadoluculuk, bir coğrafya savunusu değil, bir iktisat nizamı, bir üretim ve “sosyal/adil bölüşüm” tasavvurudur. Avrupa merkezli tarih anlayışı karşısında oluşturulan “Osmanlı-Millet” anlayışına karşı geliştirilen “Anadolu-Türk” merkezli yeni bir tarih anlayışı olan Anadoluculuk fikrine bağlı değiliz. Biz Anadolu’daki iktisat nizamının Arap ve Şia Siyasi İslâmları olmadığını, Anadolu iktisat nizamının Doğu’yu Batı’ya karşı savunduğunu ve Doğu’nun kastçı/feodal iktisat anlayışına da yenilmediğini ifade ediyoruz. Bu nedenle gerek Cumhuriyet Türkiye’sinin ve gerek ise pozitivizme yenilmiş İslamcılık düşüncesinin, kendini Selçuklu ve Osmanlı’nın tarihsel varisi olarak görmemesi ile ortaya çıkmış Batıcılığa, oksidentalizme direnmekten bahsediyoruz. Anadoluculuk, Batı dışı tüm mazlum halklarının, bütün Doğu’nun, Batı tarafından işgalinin fetih ile karşılanabileceği, püskürtülebileceği fikrindedir. Batı, Batı dışını çatışmalı etnisiteler halinde kavramaktadır. Bu nedenle öncelikle ve özellikle Rum, Ermeni, Yahudi, Kürt, Arap, Türkmen halklar Batı dışıdır, bütün Doğu halklarıdır. Bu halkların menfaatleri ortaktır. Kavganın bu etnisiteler ve milletler arasında olması, Batı’nın Doğu’ya merkeze erişme noktasında vaadler vermiş olmasından kaynaklanmaktadır. Anadolu halkları “etnik/ulus devlet”, “mezhebî devlet”, “coğrafî devlet”, “dinî milliyetçi devlet” gibi yapılanmalarla birbiriyle çatıştırılmaktadır. Anadolu Sol, bütün Doğu halklarının Batı’nın Doğu üzerindeki hegemonyasının teknoloji/ genetik/ nükleer bilgi biçiminin tekelleştirilmesi, metaların taşınmasının tekelleştirilmesi, pazarların tekelleştirilmesi ile gerçekleştiğini ifade etmektedir.
Hz. Peygamber’in ashabı, bedevî toplumun içinden çıkarak zamanın süper devletleri Kayser ve Kisra’nın bilgi biçiminin işe yaramazlığı konusunda insanlığı ikna etmişlerdi. Anadolu Sol, bu iknanın bugün yeniden imkânları hakkında düşünmek isteyenleri kışkırtmayı hedeflemektedir.
Kaynak:
Metin Abdullah, Oksidentalizm, Açılım Kitap, 2013.

Shayegan Daryush, Melez Bilinç, Metis Yayınları, 2013.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>