Allah Burjuva Olmasın Yeter

5 Mayıs 2012 admin
1 Mayıs sabahı erkenden Fatih Camii’nin yolunu tutuyorum. Üniversite öğrencisi olduğum dönemden bu yana hiç gitmediğim bir mekân; Aksaray’da yurttayken, cami kenarlarındaki çay ocaklarında yapılan hararetli İran İslam Devrimi tartışmalarını hatırlıyorum; bir de beni döndürmeye çalışan mümin kardeşlerin rahatsız edecek kadar nazik telkinlerini. Oysa şimdi Antikapitalist Müslümanlar’ın 1 Mayıs yürüyüşünü izlemek için oradayım…
Türkiye İslamî hareket ve sağının doğduğu mekânlardan birinde, üstelik cami avlusunda emek, sömürü, eşitlik her şeyden önce sosyalizm kavramlarını duymak tuhaf. Avluda feministlerden anarşistlere İslamcı olmayan kalabalık bir destekçi grubu da vardı. Caminin duvarları ölen işçilerin posterleriyle ve antikapitalist dövizlerle kuşatılmıştı.
En dikkat çekici döviz ise, “Abdestli Kapitalizme Hayır” yazandı. Medyanın ilgisi ise oldukça fazlaydı; ne de olsa haber değeri yüksek bir vak’a denilebilir. Geçtiğimiz aylarda yanarak ölen AVM inşaatı işçileri için kılınacak gıyabi cenaze namazı öncesi İhsan Eliaçık’ın yaptığı konuşma, Türkiyeli İslamcı-Sağ cenah için yenilir yutulur cinsten değildi. Konuşmasında “Reddi Miras” kavramını kullanan Eliaçık, 6. Filo Dolmabahçe olayları sırasında sağcı gençler olarak yanlış yere taş atıldığını, asıl taş atılması gerekenlerin Amerikalılar olduğunu ve sağın bu mirasını reddettiklerini söyledi. Eliaçık’ın sürekli vurguladığı, mülkiyetsizlik ve eşitlik vurgusu büyük bir pankarta da yerleşmişti “Mülk Allah’ındır”.
Kılınan namazdan sonra kortej ana cadde üzerinden yürüyüşe başladı. Benim dikkatimi çeken ise görevlilerin “tahriklere kapılınmaması” uyarısı oldu. Demek ki beklenen bir şey bu. Ama yürüyüş ilerledikçe tam tersine civardaki esnafın ve insanların yürüyüşe sempatiyle yaklaştıklarını gördük.
Kortej önemli ölçüde gençlerden oluşuyordu; kıyafet ve saç tiplerine baktığımızda yine karşımızda gelenekselleşmiş İslamcı genç görüntüsünü de yakalayamıyorduk. Daha önceki tartışılan bir yazımda Mehmet Bekaroğlu dolayısıyla (kendisi de kortejdeydi) AKP ve İslamcı burjuvazi dolayısıyla İslamî hareketin, müminin sınıfla imtihanı olacak bir döneme girdiğimizi, İslamî kesimde AKP neo-liberalizmi dolayısıyla sınıf vurgulu söylemlerin uç verdiğini söylemiştim. Bu onların bu kavramlarla ilk karşılaşmalarıydı. Eliaçık’ın deyimiyle AKP’nin mezarı bir tarafıyla beş yıldızlı Caprice Gold otelleri olacaktı. Ya da mücahitlikten müteahhitliğe giden zorlu yol… Zaten aynı inisiyatif geçen Ramazan’da lüks iftarlara karşı yoksul iftarlar organize etmişti. 1 Mayıs yürüyüşü ise aynı kesimin sınıf vurgusunda geldiği son nokta oluyor. Yürüyüş Unkapanı Köprüsü’ne yaklaştıkça, kortejden gençlerle konuşuyorum. Sosyalizmin eşitlik vurgusu ve kapitalizm analizini fazlasıyla önemsiyor ve okumaya çalışıyorlar.
Din Sosyalizmle Uyuşur mu?
Yürüyüş fotoğraflarını Facebook sayfama yükledikçe yorumlar da düşmeye başlıyor. Bazı yorumlar bu hareketin samimiyetsizliği üzerinden hareket ederek, İslam ya da en genel anlamda din ile kapitalist karşıtlığının uyumsuzluğu üzerinden hareket ediyorlar. Son 20 yıldır gerginleşmiş İslam, şeriat vurgusu dolayısıyla buralardan böyle bir hareketin çıkamayacağını savlayarak, ya da her alan gibi bu alana da el attıklarından şikâyet ediyorlar. Bazılarının taşıdığı “İnşallah Sosyalizm gelecek” pankartı ile hafif dalga bile geçiliyor. (Muhtemelen provokasyon amacıyla “görevli” gönderilmiş bir kişinin taşıdığı bu dövizin kortejle bir ilişkisi yoktu. İştiraki’nin notu) İslamî antikapitalist harekete gösterilen tepkilerin önemli bir kısmı Aydınlanmacı refleksler gösteriyor. Dinin epistomolojik olarak Aydınlanmanın inancı dışarıda tutan akılcı mirası olan sosyalizmle beraber olamayacağı savlanıyor.
Tabii bu tartışmalara Güney Amerikalı Katolik sosyalist papazlar ve Kurtuluş Teolojisi üzerinden de bir şeyler söylenebilir. Ama öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor: Siyaset ile epistemoloji (bilgi kuramı) arasında direkt bir bağ bulunmuyor. Yani felsefî bir meseleyi tartışmak ya da evrim teorisi üzerinden konuşmakla, Bağ-Kur kuyruğunda sömürünün sorunlarını yaşayan bir emekli arasında ya da bir hipermarket karşısında iflas eden bakkal arasında uzun bir mesafe var. Bu ilişkisi olmadığı anlamına gelmiyor elbette; ama öncül değil. Yani bir Müslüman’ı önce Darwin tartışarak ateist, sonra da sosyalist yapamazsınız. Elbette sosyalist dünya görüşü materyalist felsefe tartışmalardan, kültür, din ya da felsefe üzerinde devasa literatürden fazlasıyla yararlanmıştır; hatta bilfiil bu literatürü bizzat kendisi üretmiştir. Ama yine de siyasal alan bunlardan fazlasıyla bağımsız bir alanda işlemektedir. Oysa sosyalist mücadele öncelikle bu pratik alanın sorunudur.
Anlaşılabilir nedenlerden dolayı sosyalist analizlerde epistemoloji siyasete daima baskın çıkıyor. Yine unutmamalıyız ki, epistemoloji, kültür ya da felsefî tartışmaların önemli bir kısmı kafa-kol emeği arasındaki tarihsel yarılmanın izleriyle malul. Yani demek istediğim kafa emeği için boş zamanı ve imkânları yüksek olan kesimlerin avantajı. “Antikapitalist Müslümanlar”a dönük bazıları haklı tedirginliklerin çoğunda epistemoloji (inanç, Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu, din akıl çatışkısı vs…) ağırlıklı bir yön görüyorum açıkçası. Bunlar elbette önemli tartışmalar, olacaktır da ama siyasal alana geldiğimizde İslamî hareket içindeki yeni oluşumları, onların kapitalizm karşıtı duruşlarını önemsemeliyiz diye düşünüyorum. Mülk Allah’ın ya da Tao’nun ya da Homeros’un tanrılarının da olabilir; ya da herhangi bir Kızılderili kabilesinin “Manitu” olarak adlandırdıkları gizemli varlığın; ama benim için onun burjuva ya da emek sömürüsü üzerinden palazlanan ya da bunların üzerinden eşitsizliği meşrulaştıran biri olmaması yeter açıkçası. Çünkü gerisi inanç gibi epistemoloji tartışmasına giriyor ve bizim de bu kadar zamanımız yok… Boş zamanımız da.

One Response to “Allah Burjuva Olmasın Yeter”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>