Ali İsmail’in Ruhu

18 Mart 2014 admin
Aklın karamsarlığı, iradenin iyimserliği
Antonio Gramsci
Yılanı Öldürmek ya da Öldürmemek:
Tekno-muhafazakârlık ya da Ali İsmail’in Ruhu
Ali İsmail Korkmaz’ın ruhuna…
Tekno-muhafazakârın ve kültürel solcunun mahir bir biçimde gizlediği politik hakikât: Zalim uygulayıcıları tarafından “çılgın” sıfatıyla anılan modern-kapitalist-kentsel dönüşümün doğaya karşı tutumu, diktatörün insanlara karşı tutumu gibidir. Tayyip Erdoğan’ın ceberrutluğunu basit bir “otoriterlik” vâkıası gibi anlayamayız; öte yandan, organisist aydınların onu “otoriterlik”ten azâde kılma cambazlıklarıyla hiç değerlendiremeyiz elbette. Bu hem ahlâka mugayir hem de politik zekâya hakâret olur. Aslında, ne hükümetin (“inşaat ya resûlallah”ın sembolü) meşhur/meşum Karadenizli müteahhidinin işçilerine karşı tutumu ne de Erdoğan’ın kindar zihniyeti doğaya hunharca yaklaşımlarından ayrılabilir. Frankfurt Okulu’nun en stratejik dersi…
Ali İsmail Korkmaz kardeşimizin abisinin aktardığı bir hatıra üzerine aklıma geldi bu: Bir gün okuldan döndüğünde babasını kürekle bir yılanı öldürmeye çalışırken görür ve seslenir: “Baba ne yapıyorsun? Sen onun yuvasının üzerine ev yaptın; şimdi o da orayı hâlâ kendi yuvası sanıyor (ondan geliyor)”. (Ali İsmail Kormaz’ın babası… Çocuklarını okutabilmek için yıllarca yurtdışında çalışan baba…)
“Anadolu’nun ruhu” diyebileceğimiz bir şey varsa, bu, daha 10’lu yaşlarındaki Ali İsmail’in hiçbir egemen/araçsal/tekno (muhafazakâr) rasyonellik ölçütünün künhüne varamayacağı bilgeliğinde aranmalı. Bu, aynı zamanda, -arkadaşımız Veysel Kaya’nın- bahçesini ziyaret eden yılanı sütle besleyen Batmanlı dede(sin)de dile gelen bilgeliktir. Biz, -söylemsel olarak bütün sömürgeleştirilmişliğine rağmen- “bu topraklar”la milliyetçi olmayan biçimlerde ilişki kurmaya devam edeceksek, kapitalizme yaklaşımımız da bu bilgelikle ünsiyet kurmak/hemhâl olmak zorunda. Bu sadece (soyut-Kantçı) bir ahlâki emperatif değil, karşı-hegemonyanın yalın başlangıç noktasıdır.
Spinoza bir şeyi imajını kur(a)mazsak onu sevemeyiz (dahi) diyordu; Hrant Dink’in ruhu için “delik ayakkabı”sı; Ali İsmail’in yılanı öldürmemesi… bu onların ruhlarına ne yapar bilemeyiz ama bizim ruhumuza ruh katacağı kesin… Bunlar, postmodern imajları ya da “imgenin pornografisi”ni aşan imgelerdir: bir parçadan bütüne varırlar; ona işaret ederler; bulundukları toplumsal koşulları görünür kılarlar; varolan toplumsal koşulları eleştirirler… Hrant’ın ve Ali İsmail’in ruhlarının biz ölümlülere devrimci bir biçimde dokunması, hareket vermesi, harekete geçirmesi bu ruhlu imgelerle mümkün… Bu imgeler, iktidar imajları tarafından saldırıldığı bir tarihsel anda çok daha aciliyet kazanırlar.
Ali İsmail’in katledilmiş olması, Türkiye’yi (tikel) bir toplumsal sınıfın çıkarları uğruna; “kentsel dönüşüm” adı altında; her biri kendi tarzında yoz/çarpık ulûhiyetler tesis eden AVM’lere dayanan “çılgın proje”lerle; (“milli irade” fetişizmiyle) toplumsal mutabakat dahi aramaksızın (aramaya gerek duymayan bir çoğunluk putperestliğiyle); doludizgin bir kapitalizmle kalkındırmaya uğraşan zalim bir hükümetin paramiliter güçleri tarafından katledilmiş olması çok üzücü ama üzücü olduğu gibi diyalektik bir çatışmayı önümüze koyuyor.
Diyalektik aklın görebileceği, âdeta “ya barbarlık ya sosyalizm” gibi önümüzde duran iki seçenek var. Biri, geniş anlamda bakıldığında dini bir kimliğe/forma indirgeyen ama sistematik biçimde zulmeden (yani esasen Tanrı’sız) bir tekno-muhafazakârlık ve onun şiddetli/otoriter kapitalizmi; diğeri Ali İsmail’de ve Batmanlı dedemizde somutlaşan Anadolu ruhu ve o ruhtan neşet edecek sosyalizm… Ama orada öyle durmuyor; sosyalizm o ruhtan kendiliğinden neşet edemez. O ruhta varolan kendinde sosyalizmin kendi için/bilinçli/politik bir forma dönüşmesini sağlayacak iradî bir çabayı gerektirir.

Said Hamid Topçuoğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>