Genç Akademisyenler Rahatsız(mış)

12 Şubat 2012 admin
An itibariyle sayıları 2.600’ü aşkın genç akademisyen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “dindar gençlik yetiştirmek” istemesinden rahatsızlıklarını “ucube” bir metin ile protesto etmekteler.(1) Bu metin ile 2.600 genç akademisyen, başbakan ile, toplumu techîl etmek konusunda tam bir işbirliği içerisindedirler. Bütün hepimiz biraraya gelsek, göstermeyi beceremediğimiz iktidarın sınıfsallığı, başbakanın kendi sözlerini vurgulamak için kurguladığı dindar-tinerci dikotomisi ile bizzat başbakan tarafından açığa çıkarılmışken, Türkiye’nin genç akademisyenleri bu sınıfsallığı gizlemeye yarayacak bir yola meyletmiş gözükmektedirler. Yalnız hemen belirtelim ki, örgütlü akademisyenlerin ya da akademisyenlerin örgütlü bir şekilde, iktidara verdikleri reflekse karşı değiliz. Biz bu metni yanlış ve apolitik buluyoruz.(2)
Öyle görünüyor ki, AKP kendi meşruiyetini mazlum halk ile ceberut elitler dikotomisine dayandırmaktadır, uzun zamandır. Bu oluş, Türkiye’nin aydınlarının, akademisyenlerinin ve sanatçılarının, halka yabancı olduğu, ondan uzak yerlerde zevk-ü-sefa içinde yaşadığı, kendi hayal dünyalarının peşinde iken halkın dertlerine kayıtsız kaldıkları masalları ile süslendi. Gerçek halk düşmanları, halkı, halkın gerçek dostlarına karşı kışkırtmayı bilmişlerdi. Bilmişlerdi ki, bu söylem özelde AKP’nin geçirdiği üç genel seçimin, genelde ise AKP’nin hayat döngüsünün bütün kritik noktalarının kurtarıcısı olmuş idi. Ama şimdi Türkiye’nin 2.600 akademisyeni, bu söylemi beslemek için yarışa girmiş gözükmektedirler. Sanki AKP kapitalist düzene kullukta birbiriyle yarışan gençler değil de, Allah’a itaat ve kullukta önde gelen bir gençlik yetiştirmek istiyormuş gibi; sanki emperyalizmin/siyonizmin dostu ve patronların ortağı olarak AKP, sınırsız sömürünün öznelerini değil de kapitalizme direnecek dervişâneliği yeşertmeye çalışıyormuş gibi, bu 2.600 akademisyen, Erdoğan’ın sözlerine “laiklik isterük” diye cevap vermekteler. Hem de bunu Hristiyanlıklarını, Yahudiliklerini, Aleviliklerini, Şafiiliklerini, Atesitliklerini ve Agnostikliklerini vurgulayarak yapmaktalar. Bu şüphesiz, AKP’nin arayıp da bulamayacağı bir destektir. Bütün bunların, AKP karşıtların arayıp da bulamayacağı “tinerci” gafının üstüne gelmesine ne demeli?
Bu pespaye metni bir kenara bırakıp da arkasındaki sosyo-politik yapıyı görünür kılalım bir de: AKP bir kurum olarak üniversiteyi tasfiye etme operasyonunu, onu değersizleştirerek; bunun için de bir sürü yeni üniversite kurarak gerçekleştiriyor. Son yıllarda Türkiye’de yerleşik üniversite sayısı neredeyse ikiye katlanmış durumda. Büyük çoğunluğu taşrada olan bu yeni üniversiteler, yine büyük oranda “kadrolaşma”nın gerçekleştiği alanlar. Bir başka deyişle, bu üniversiteler pespaye bir akademisyenliğin istihdam edildiği alanlar oldular. Ama işte, tarihin ve toplumun yasaları, bu pespayeliğe de bir sınır çekmeyi gerektiriyor. Her toplumsal yapı, kendisini yeniden üretecek maddî ve ideolojik araçlardan bir kısmını, gerçekten “ilerici” bir akademik kadroya ayırmak zorunda kalıyor. Aksi hâlde düzenin kendisini yeniden, ama daha “ileri” bir aşamada üretmesi sekteye uğruyor; yerinde sayan ise geriye düşüyor. Özel olarak AKP’nin ama genel olarak câri düzenin bu “ilerici” kadrolarla ilişkisini, onları iki şekilde sıkıştırarak kurduğunu görüyoruz. Öncelikle, fen bilimlerine ama özellikle mühendislik ve tıbba yapılan yatırımlarla, bir yandan apolitik (yani yaptığı hizmetin faturasını kesmekten gayrısını düşünmeyen) diğer yandan da dünya ile yarışan (yani başarılı) kadrolar, gittikçe pespayeleşen sosyal bilimler lehine madden ve ideolojik olarak şişiriliyor. Hatta, sosyal bilimlerde de en mühendisâne çalışanlar ile en mühendisâne çalışılan alanlar parlatılıyor. İktisat, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve tarih konusunda çalışan akademisyenler, ancak uzmanlıkları gerektiğinde ve o da ancak, “istenene yakın” mütalaalar temin ettiklerinde görünür oluyorlar. Örnek olsun, bir iktisatçının ekonomik krize yaklaşımı, bütün sosyal ve siyasal referanslarından soyutlandığında ve iktisadî elemanlar (sözgelimi, faiz, enflasyon, kur) arası bağlantılar, sanki bir makine mühendisi bir araba kazasını incelermiş gibi incelendiğinde “değer” kazanıyor. İkinci olarak, akademik kadrolar, bu “ilericiler” aleyhine şişiriliyor. Ama, en nihayetinde, akademik kadrolardaki “ilerici”lerin oranı, sıfıra indirilemiyor. Bunun da iki nedeni var: Öncelikle, toplumsala olan duyarlılık ile “ilericilik” arasında bir bağ olmalı, diğer bir deyişle tarihin her döneminde akademiye tâlib “ilericiler” mevcud. İkinci olarak da, memlekette faşizmin en azgın olduğu dönemde, memleketin en okumuş faşistlerinin, memleketin en büyük yayın organlarında dahî, “komünist” yazmayı dahî beceremediği biliniyor.
Bütün bu analizi veri kabul edersek, akademisyenlerin “çığlığı” şu hatta oturuyor: akademinin proleterleşmesi korkusu (zihnî emeğin kol emeğinden daha değerli olduğuna inat), bu yeni kurulan taşrada yerleşik üniversitelerde belirli bir hayat tarzını koruyabilme çabası ile örtbas ediliyor. “Hepimiz tinerciyiz” diye haykırması gerekenler, “biz tinerci değiliz” diye çığlık atıyorlar. İktidarı, “sizin o dindar neslinizi biz yetiştireceğiz” diye pazarlığa çağırıyorlar.
Bitirmeden bir ara not olarak belirtelim, bu kampanyaya desteği açık olan, ki belki de kampanyayı başlatanlardır, SİP-TKP ekibinin, mevzubahis Kürt sorunu olunca “Kürt patronu Türk işçiye tercih etmeyiz” demesi hafızalarımızdayken, konu laiklik olunca, patron-işçi ayrımı yapmadığı anlaşılıyor.
El hâsılı, 2.600 akademisyen bir araya gelmiş ve AKP ile bu sömürü düzeninin kendisini perdelemek konusunda anlaşmaya varmışlardır. Hakkımızda hayırlısı…
Mükerrem Yoksul
Dipnotlar
(2) Bu dindar-tinerci polemiğini politize etmeyi seçmiş bir literatür, diğerleri arasında bakınız, “Tinerci Olunmaz, Tinerci Ölünür“; “Allah’ın Boyası ve Tiner” ve “Tinerle Mücadele“.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>