TP ve PDA

1 Şubat 2009 admin
Her şey zıddı ile kaimdir. Bu söz üzerinden diyalektik terennümlerde bulunmak mümkün. Ama bu söz, çoğunlukla belli bir doğrultuda ilerleyenlere diğer tarafı hatırlatmak babında kullanılır. İslâmcılar, hayata bağlı olana ölümü hatırlatırlar, zengine fakirliğin sopasını gösterirler.
En devrimci olanı da dâhil, tüm örgütler burjuva hayat içinde küçük teneffüs alanları üretirler. Bunlar, eskinin gizli olan komünlerinin tersine, açıktır. Üyelik için eski mason örgütlerinden öğrendikleri metotları uygularlar. İdeolojik netlik, mistik düzlemde tanımlanmış bir devrimcilik vs… Her tür komün, burjuva hayatı daha rafine bir yerden, yeniden üretir. Onun için komünistlerin –aksine- adımları, gözleri ve yürekleri hep dışarıya dönük olmalıdır.
Düzen kendi anti-tezini üretir ve onu bu sahte, açık komünler içinde disipline eder. Sözde düzen karşıtı olan örgütler de sistemin kendini yeniden ürettiği her durumda ya öfkeyle bağırırlar ya da ona uyum sağlamak için yuvalarına geri dönerler.
Mao, Sovyet ekonomisini eleştirirken sistemden tam boy bir kopuşun mümkün olmadığı önvarsayımı üzerinden hareket eder. O, “demokrasi” ya da başka adlarla tanımladığı komünleri birer kapitalist öğe olarak tekrar formüle eder. Özde burjuva olan, sözde komünist partiye bağlı bu birlikler, Saint Simon-Fouriersolculuğunu ve kooperatifçiliği aşamaz.
Mao, eski atalarından öğrendiği felsefeyi Marx’la tanıştırır, ama bir süre sonra bu tanışmanın politik kazancını süreçte de görmek ister ve marksizmi basit bir yingyang teorisine mahkûm eder. Zıtların birliği meselesini metafizik bir yerden karşılar. Devinimin ve hareketin yasalarından bağımsızlaştırır. Böylesi bir boyutta her şey yan yana gelebilir, bir arada durabilir.
Teori ve Politika dergisinin mayalandığı zemin de burasıdır. O, İşçi Partisi ile aynı kökenden gelir. Zaten 22. sayıdaki övgü dolu yazı da bunun delilidir. Kendi imparatorluk geçmişlerini sütten çıkmış ak kaşığa benzetmek niyetiyle bilimsel bir gayret ve şevk içinde olan Fransız ve Türk aydınlar gibi, İbrahim’i büyütmek için “koptuğu” yeri ulvileştirir ve onu gerisin geri 1949’a, daha doğrusu bu devrimin Avrupaî karşılıklarına bağlar.
Bu anlamda TP de zıddı ile kaimdir; yani ancak onunla birlikte var olabilir, bir anlamda onun varlığını tanıtlar, onu meşrulaştırır, dolayısıyla hareketi tarihin çöplüğüne atma yönünde bir gayret içine giremez. Tersten onda bugünkü İP’e süreğenleşen geleneğin ilkel gücüne bir tür öykünme mevcuttur.
Ol sebepten TP ile Doğu Perinçek gemisi arasında belli bir analojiden söz edilebilir. TP dergisi Kürt meselesi yüzünden kriz yaşayan her çizgiye sıcak gelebilir. TP, Kürtlerle beraber Avrupa’yı solumaya başlayan solcuların başucu olabilir. Kitaplarla düşünen, kafatasının içindeki huzura inanan, gerçekle düşünme ve hareket etmeyi zul addeden herkese dost görünebilir. TP, antipolitizmi ve/ya apolitizmi teorik açıdan rasyonalize etmek niyetinde olanlar için bulunmaz bir kaftandır.
Perinçek için ordunun silâhı neyse TP için Kürd’ün silâhı odur. Her ikisi de istismarcıdır. Ordunun ve PKK’nin silâhlı-politik bir güç olma yolunda sarfettiği çabalar onun için nafiledir, anlamsızdır. Hazır olana biat sözkonusudur. Küçük burjuva duyarlılıkla emeğe, ter dökmeye, çalışmaya karşı ağız bükülür, burun kıvrılır.
PDA, İbrahim Kaypakkayaile devrime uğratılmıştır. Ama İbrahim’in müdahalesi yetersiz ve eksiktir. Zaten PDA’cıların 12 Mart savunmalarında iddia ettiklerine göre, davanın birleştirilmesi istenmiş, faşizm bu istemi reddetmiştir. Mesele ret değil, istemin kendisidir. İbrahim için suikast timi kuran Perinçek’in bu hamlesi ile TP’nin Kaypakkaya güzellemesi aynıdır. Aile şirketleri arasında sermaye dışarı gitmesin diye aile içi yapılan evliliklerin mantığı vardır burada. Ne Kaypakkaya ne Mao başkalarına yar edilemeyecek denli değerlidir. Oysa komünistin ortakçı olması, kendisi dışında bu değerlerin kolektifleşmesini savunması gerekir.
Kaypakkaya, sömürü ve zulmün bağrında olmayı yegâne devrimci gerçeklik olarak kabul etmiş bir devrimci önderdir. 12 Mart faşizmine verilecek en gerçek cevap Kürdistan’da olmaktır bu yönüyle. Ama salt Kürt dinamiğine ve onun teorik karşılıklarına yaslanan her çıkış askıda kalmaya mahkûmdur.
Askıda kalanların kuru ve kaba bir maoizmi güncelleştirmek dışında bir şey yapmamış olmaları tesadüf değildir. Kaypakkaya’dan “daha maocu” olmak, bu topraklarda onun ayak izlerinde sıkışmayı getirmiştir. Kemalizm ve Kürt milleti başlığında özetlenebilecek kopuş, devamcıları nezdinde süreklileştirilememiştir.
Teorik, ideolojik ve politik manada “proletarya”yı anlamamış, orada olamamış kişiler, onu teorinin, ideolojinin ve politikanın dışına atma yoluna gitmişlerdir. İşçi sınıfının çıkarları dışında millî çıkarlara biat eden Perinçek ile TP dergisi esasen yan yanadır. TP özde ve biçimde kendisini PDA’nın anti-tezi olarak formüle etme derdindedir. Tek varoluş tarzı budur.
PDA “millet” der, TP milletlerarası bile değil, “millet-ötesi” der. Milletlerarası deyip troçkist damgası yemek istemez.
PDA Türk”, TP “Kürt” der.
PDA için eşcinsellik hastalıktır, TP onları bağrına basar.
PDA “Doğu”, TP her şeye rağmen “Batı”.
PDA “devlet” der, TP demokrasi ve onun belirsiz çoğulluğu.
PDA “parti” der, TP “özne olmayan özne”.
PDA “politikanın aklı biziz”, TP “aklın politikası biziz” der.
PDA maoisttir, TP neo-maoisttir.
PDA Pekin’e, TP Batı’nın kampus maoistlerine bakar.
PDA aydınları merkeze koyar, TP temele.
PDA devrimcilere “ajan” der, TP “aptal beceriksizler”
PDA toprağa, TP havaya bakar!
PDA marksizmi ideolojiye, TP bilime indirger.
PDA felsefî açıdan teklik içinde çokçu, TP çokluk içinde tekçidir.
Doğu Perinçek’in seksen sonlarında sol içine yönelik müdahaleleri engellenememiş ve bugün bu noktaya gelinmiştir. Perinçek’in seksen öncesi Niğde Cezaevi görüşmeleri boşlukta bırakılamamış, TP’ye göre hiç “yaşanmamış” olan “devrimci durum”, devrimci öncü partisini üretememiştir. Kendi zaaflarının ve günahlarının görünmemesi için en iyi yol, hakikati redde tabi tutmaktır.
Tez ne ölçüde gelişiyorsa, onun anti-tezi anlamında, kendi varlığını onun varlıksal gelişimine bağlayanlar ve ondan istifade edecekler de çıkacaktır. Zira karşıt olan özne, bir tür büyümenin sırrını burada bulmuştur.
Solun “beden”inin sağlıksız olduğunu öznel bir teşhisle değil, devletin ve burjuvazinin gözüyle görmek mümkündür. Sol içindeki sağlıksız gelişmeler, bağışıklık sistemi zayıfladıkça daha fazla etkili olmaktadır. Bu anlamda PDA hastalıktan başka bir şey üretmemiştir. Perinçek’in, yoldaşlarının işkence çığlıklarını dinleyerek ranzasında mastürbasyon yapan arkadaşı ve yoldaşı Gün Zileli için bir şey söylemeye hakkı yoktur: Gün, Doğu’nun evladıdır. Gün neden anarşist olmuşsa, kendisini orada kurduğu hâliyle, TP’nin de anarşist olmadan anarşistlere göz kırpması da ol sebepledir.
“Hiçbir şey olmuyor nasıl olsa, bak adamlar nasıl kitleselleşiyor” diyen küçük burjuva solcular seksen öncesi PDA’ya katılmışlardır. “Marksizm yenilenmeli, baksanıza yaprak kıpırdamıyor” diyerek TP’nin kuyruğuna takılanlar da aynı hatayı tazelemektedirler.
PDA içi hesaplaşma gene PDA tarihi ve onun kurumları dâhilinde işler. TP’nin bu hesabı kamusallaştırmaya hiç hakkı olmasa gerekir. Bir tarihin yegâne otoritesi olma niyetiyle bu hesaplaşmaya yaklaşmak ile o öznel tarihçenin sınıflar mücadelesi ile örülen politik tarihe katışmak anlamında sözkonusu hesaplaşmayı devrimci bir güce dönüştürme niyeti, başka başka şeylerdir.
Devrimcilerin İP ve genelde PDA eleştirisi nettir. Aydınlık‘çıların seksen öncesi herkesin malumu olan ihbarcılığı ile TP’nin dergi bürosu “basma”ları yan yanadır.
TP, öncelikle anti-tez olmak için eleştirdiği, yani onun kendince belirlediği eksiklerine oynadığı PDA geleneğinden kopuşu, İbrahim’in kopuşu nezdinde ilerleterek, gerçekleştirebilmelidir.
Bu yönüyle esasen TP şahsında Hikmet Kıvılcımlı ile Kaypakkaya arasında kurulmaya niyetlenilen bağ, PDA’daki yerli dil, kitlesel siyaset tarzı ve örgütçülükle kurulu olan bağın kılıfıdır. Kıvılcımlı tarafından “genç sosyalistlerin ileri isimlerinden biri” olarak nitelenmiş olan Perinçek günümüzde kirlenmiş olduğundan Kıvılcımlı’ya dönük vurgu Perinçek’siz PDA’ya dönük vurgudur aslında. Bu yönüyle TP bugün, İP ağırlık olarak tam manasıyla “out” olduğunda, kendi öznel tarihçesi içinde farklı bir anti-tez olma zemini gene bulacaktır.
Her şey zıddı ile kaimdir: bu, söz ve eylem süreçlerini ilerletmek, tersine, çatışmaları örtbas etmek için de kullanılabilir.
TP, PDA içi gerilimleri örtbas edip alternatif Doğu üretmeye yelteneceğine, kendi geleneğinden feragat edebilmelidir. Kasabasına kurulan ayakkabı fabrikasına girip dükkânını kapatma konusunda ayak direyen zanaatkârın küçük burjuva direncinin “devrimci” öğeler barındırdığını artık düşünmemelidir.
Altmışlarda maoistlerin en net tutumu sınıf intiharıdır. TP kökleri ile gerçek bir hesaplaşma içine girecekse, sınıfsal-politik intihara yönelmelidir.
PDA’yı devrime uğratan Kaypakkaya’nın bu devrimi politik ölçüdür. Aynı şey Doğan Avcıoğlugeleneği bağlamında Deniz Gezmiş‘ler; Mihri Belli geleneği bağlamında Mahir‘ler için de söylenebilir.
TP’nin tarzı, tersten giderek bu ölçüleri silmektir.
Bugün kimi sol ekiplerde yan yana konulan üç genç önderin resimleri de aynı silme işleminin bir başka yansımasıdır. Hiyerarşiler kimi konularda belirlenmelidir. Bu ölçüler belli bir kavşakta ortaklaştırılmalı ve bugüne dair özgün ölçüyü beslemelidir.
Şarap işretine kurban edilecek bir “Kaypakkaya”, onun geleneğini bir biçimde sürdürmüş olanları palyaçoya ya da direklerarası meddahına dönüştürür.
Mahir ve Deniz kadar TV’lerde İbrahim’in anılmamasından yakınanlar, onun diğer iki isimden farklı olarak çalıştığı bölgenin gerçekliği üzerinden bir KP kurucusu oluşunu, gençlik önderi olmanın ötesinde işçi ve köylü içinde komünist devrimci faaliyet yürütmüşlüğünü unutmak isteyenlerdir. Bu konuda yakınmak yerine sevinmek gerekir.
Bu konuda rahatsızlık verici diğer bir konu da ülke gerçekliğinin sınıfsal, coğrafî ve bedensel olarak bölünmüşlüğünün derin çığlığı olan Kaypakkaya’nın bu bölünmenin gidericisi olan bir ikonaya dönüştürülmek istenmesidir.
Eren Balkır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>