Vicdanî Red ve Redd-i Vicdan

8 Ekim 2011 admin

1.

“Profesyonel ordu” profesyonel katillik düzeni demek. Vicdan tarafından kabul edilemez. Kabul edebilmek redd-i vicdandır.
2.a
Her devrim tarafların zamanla netleştiği büyük bir alt üst oluş halidir. Devrimi, öncesinden ayıran bu belirsizlik duygusudur.
2.b
Bu belirsizlik bir kılıç gibi ikiye böler toplumu. Liyakatlar tarih önünde test edilir. Devamlı bir ihanet ve sadakat düzenidir bu. İkiye bölünüşten toplumun hiçbir kesimi kaçamaz. Toplumdan kopuk ve soyut bir kurum olmayan ordu devrimin kaderini tayin edici rolü oynar. Her devrim ordunun tarafını seçmesiyle ya galip ya da mağlup yazılır tarihe.
2.c
Zorunlu askerliğin olduğu toplumlarda, ordu niteliksel olarak da ikiye ayrılmıştır. Siyasete karışma araçlarını elinde tutan yönetici zümre ile tarihin, toplumun, kanunun vs. zorlamasıyla askere alınmış avamî erâtın konumları birbirinden farklıdır. Dolayısıyla devrim stratejisi açısından ele alınacaklarsa, bu niteliksel farklarla beraber ele alınmalılar.
2.c.i
Yönetici kadro kendi kaderiyle devrimin kaderini olumlu ya da olumsuz anlamda örtüştürerek konumlanır. İttifaklar, devrimin bağrında bir potansiyel olarak taşıdığı yeni düzenin başarılı olup olamayacağına göre oluşur. Transferler güç dengelerindeki değişimlerle hız kazanır ya da hız keser. Yeni düzenin zuhûru kaçınılmaz bir olasılık olarak belirdiğinde eski düzenin “havas” takımı yeni düzende kendine yer tutmaya çalışır. Her eski düzen bağrında bir yeni düzen taşıdığı için de, her dönemde bu “havas” takımının bir kısmı eski düzeni yıkıcılarla, yani yeni düzen kurucularla ilişkili olurlar. Bu ilişkinin düzeyi toplumsal değişim imkânlarının şiddeti tarafından belirlenir. Bütün bunlar dar kalıp bir “ihtilal”ciliğin değil, bir imkân ve bir potansiyel olarak değişimin gücünün göstergesidir.
2.c.ii
Devrimin erâttan başlamak üzere aşağıda yarattığı titreşimler başka ama paralel bir kanaldan işler. Bir halkın çocukları, bir halkın karşı karşıya kaldığı zulme duyarsız kalamazlar. Süresi ne kadar uzun olursa olsun hiç bir zorunlu askerlik kişilerin halklarına, sırtını devamlı dönmesini sağlayacak etkileri yaratamaz. Bunun için askerlik “hizmeti” çok dikkatle idâre edilir. Hangi bölgeden gelen çocuğun bu hizmeti hangi bölgede ifâ edeceği dakik planlarla belirlenmiştir. Bu yüzden “şehit” sayılarının illere göre dağılımı bu politikaları açığa vuran istatistiklerdendir. Devrimci durumlar iki karşıt eğilime sahne olur: (i) toplumsal olaylara duyarlı hale gelmiş bu genç delikanlıları toplumun kendisinden uzak tutmak ve; (ii) devrimin şiddetinin önüne geçme dürtüsüyle, toplumsal olaylara bu genç delikanlılarla müdahale etmek zorunda kalmak.
2.c.iii
Devrim erâtın gönlü kazanıldığında mümkündür.
2.d
Bir katillik düzeni olan “profesyonel ordu”, ordunun toplumsal bağlarının koparılmasıdır. Toplumsal bağları koparıldığında orduların neler yapabildiklerini görmek için paralı ve hatta özelleştirilmiş ama mutlaka profesyonel orduların milyonlarca müslümanın ve insanın nasıl kanına girdiğine bakılabilir.
2.e
Kahrolsun devrimin imkânlarının ortadan kaldırılması projesi olarak “profesyonel ordu”!
3.
Türkiye’de vicdanî red mücadelesi 1990’da Vedat Zencir ve Tayfun Gönül, Güneş Gazetesi ve Sokak Dergisi aracılığıyla vicdani retçi olduklarını deklare ettilerinde başladı. 1990’lar Çiller-Demirel diktatörlüğünün, katliamların, faili meçhullerin, işkencecilerin ve çetelerin yıllarıydı. Bu kuru düzen binlerce genci maddi ve manevi olarak istihdam edemediği için öğütmeyi kafasına koymuştu. Askerlik bu gençlere militarist kodların zerkedilmesi için bir aygıttı. Eyvallah.
4.a
Sonra Dünya değişti. Sonra Türkiye değişti.
4.b
İster iktisadî olarak açıklayın (esnek emek süreçleri vs.), ister siyasî (ordunun küçülmesi ve hükümetin emrine girmesi vs.) veya ister başka veçhelerine vurgu yapın; İlker Başbuğ’undan AKP’sine, ana muhalefetinden yavru muhalefetlerine, üzerinde anlaşıldığı anlaşılan yeni bir konsept ile karşı karşıyayız: Profesyonel ordu. Bu bugünün gerçeğidir.
5.
Profesyonel orduya geçmek için öne sürülen iddiaların başında “gerillaya karşı gerilla taktikleri kullanabilecek kadar profesyonelmiş” ordu söylemi gelmektedir. Bunu da ezberledik artık. Bu profesyonel orduyu kurmak için Kürtlerle savaşı kullanıyorlar. Bunu görüyoruz.
6.
Vicdanî red. Ama kimin vicdanı?
6.a
“Kendine yapılmasını istemediğini başkasını yapma” diyen Kant’ın kategorik imperative’i mi? Hani şu liberal burjuva demokrasinin bireyci düstûru. Hani şu iPadlerle ve viagralarla ayakta tutmaya çalıştıkları ve paran kadar özgür olabildiğin pespaye düzenin ahlakı ve vicdanı mı?
6.b
Yoksa “kendin için istediğini başkası için de iste” buyuran İslam’ın ve kendi kurtuluşunu toplumun genel kurtuluşundan ayırmayan komünist ideallerin vicdan ve ahlakı mı?
7.
Bir ajan gazetesi olarak Taraf ve bir muhbir gazetesi olarak Zaman çok yakın zamanda şu sürmanşetlerle çıkabilir: “Vicdanî Redcinin Demokrasi Zaferi”, “Hukuk Militarizmi Yendi”… Bu manşetlerin yayınlandığı gün, gazetenin iç sayfalarında “profesyonel ordumuza muhabbet gösteren gürbüz Türk gençleri” haberlerini de göreceğiz demektir. Bu iki haberden hangisinin puntosunun daha büyük olacağını, profesyonel ordunun toplumsal meşruiyetini hazırlamakla görevli hizmet erbablarının hizmetlerini ne kadar başarıyla yapıp yapamadıkları belirleyecek.
8.
Vicdanî red mücadelesi apolitik bireyci düzleminde kalıp da “tahakküm ve emir komuta zinciri altına girmek istemeyen gençlerin” mücadelesi olarak kalırsa, bu gençler, azimlerini miras aldıkları ilk dönem redcilerin gördüğü baskı ve şiddetin yerine, yeni bir uygulamanın meşrulaştırıcıları olarak, ilgi ve alaka göreceklerdir.
9.
Kapitalistler ve liberaller için denklem çok basittir: Maaşını beğenmiyorsan çalışmazsın olur biter. Üzerine koca bir sivil toplum söylemi inşa edilen bu öğretiye göre, her birey içinden istediğini seçebildiği bir sürü seçenekle karşı karşıyadır. İşçinin başındaki Demokles kılıcı ise işsizliktir. Çalışmayan aç kalır. Aç kalmak ancak soğuk liberal jargonda bir seçimdir.
Bir hak olarak vicdanî red, profesyonel ordu ile birlikte düşünüldüğünde, yoksul gençler için “askerlik yapma hakkı” mücadelesidir aynı zamanda. Antikomünistlerden, komünistler için “işçilerin çalışma haklarını engelliyorlar” iddiasını duymuştuk, şimdi de militarizm erbablarından geleceğin antimilitaristlerine karşı şu nasihatleri duyacağız: “insanların askerlik yapma hakkına saygı gösterin”. Bugünün antimilitaristlerinin buna karşı hazırlıkları vardır umarım.
6.c
Vicdanî red zahîrde kendin için istemediğini başkası için istememektir ama seçme özgürlüğü elinden alınmış kitleler göz önüne alındığında, kendin için istediğini başkası için istemek değildir.
10.
Vicdanî red mücadelesi siyasallaştığı ölçüde bir imkân olarak anlamlıdır. Vicdanî red amaç değil araçtır.
Vicdanî red diye redd-i vicdana mecbur kalmak, mecbur bırakılmak. Bu militarizmin yeni bir zaferi olacaktır.
11.
Madende ölmek kader, askerde ölmek şehâdet… Oldu!
Madende ölmek seçim, askerde ölmek seçim… Oldu!
Mükerrem Yoksul

One Response to “Vicdanî Red ve Redd-i Vicdan”

  • Anonymous

    Madene girmeyi seçince mukadder olan da bu seçimle beraber geliyor (askere gitmemek yerine gitmek seçilse mukadder olan ölmenin ve öldürmenin vuku bulacağı gibi),demek ki askere gitmemeyi seçim ilan eden askere gitmeyi de seçimlik kabul ediyor; ve demek ki madende ölmek de seçim oluyor. Devamla; askere gitmemeyi seçen madende ölenin ölümüne "kaderidir" demiş oluyor. Çok mu zorlama? Hiç

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>