İspanya’da Bankaları Kurtarma Paketi

13 Haziran 2012 admin
Alman Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin Pazartesi günü kullandığı ifadeler, İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’nun İspanyol bankalarının kurtarılmasına ilişkin geçen haftasonu yapılan anlaşmayla herhangi bir bağının olmadığı sözü ile çelişiyor.
İspanyol bankalarının kurtarılması, Avrupa bankacılık sisteminin muhtemel çöküşüne mani olmak amacıyla geçen hafta sonunda avro bölgesi maliye bakanları arasında gerçekleşen acil tele-konferansta kararlaştırıldı. Anlaşma, ABD ve Avrupa hükümetlerinin, IMF’in ve uluslararası bankaların İspanya’ya yaptıkları baskının sonucunda imzalandı.
Anlaşmayı ilân eden Rajoy, yapılan eylemin geniş ölçekli bir kurtarma paketini temsil ettiğine ilişkin bir izlenim vermekten çekindi. İfadesine göre anlaşma İspanya için bir “zafer”di ve Avrupa projesine yeni bir güvenirlik” kattı.
Bunun “küçük çaplı bir kurtarma paketi” olduğunu söyleyen ilk medya değerlendirmelerine göre, İspanya bankalarına verilen para, katı tasarruf tedbirlerini ve Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’e yapılan 400 milyar avroluk yardımın bir parçası olarak IMF ile Avrupa Birliği tarafından yapılacak bir bütçe denetimini içermiyordu.
Avro bölgesi maliye bakanlarının ifadesine göre, İspanya, maliye ve işgücü piyasasına ilişkin önemli reformlara dönük “ev ödevini yapmış”, dolayısıyla Avrupa’daki borsalar Pazartesi günkü açılışlarında bu gelişmeyi olumlu olarak karşılamış durumda. Ancak gene de söz konusu öfori oldukça kısa sürdü.
Borsalar gün içinde kazançlarının önemli bir bölümünü kaybettiler. Avrupa basınındaki genel kanaat, tedbirin ekonomik uçurumun kıyısında duran Avrupalı liderlere sınırlı miktarda zaman kazandırmaktan başka bir işe yaramadığı yönünde.
Rajoy hükümetinin AB kredi kaynakları ile ülkenin gizli bağlar kurmadığına ilişkin iddiası, işsizlik oranlarını rekor seviyelere yükselten tasarruf tedbirlerine karşı sokaklarda bir dizi kitlesel gösteri düzenleyen İspanyol halkının gözünü boyamaktan başka bir işe yaramadı.
Rajoy’nun iddiaları, ilkin Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’nin sözleri üzerinden geçersizleşti. Bakan Pazartesi günü bir Alman radyosuna İspanya’nın yaptığı anlaşmanın troyka (Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Para Fonu) tarafından Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’e dayatılan denetime tabi olabileceğini söyledi.
Rajoy’nun keyfini kaçıran bir açıklama da İspanyol El Mundo’dan geldi. Gazete Pazartesi günkü baskısında yıllık 1.8 milyar avroyu bulan borç ve faiz ödemelerinin hükümeti kemerleri iyice sıkmaya mecbur edeceğini yazdı. “Kesin olan tek bir şey var: kimse karşılıksız 100 milyar avro borç vermez.”
İspanya’daki kurtarma paketine ilişkin koşulların tam ayrıntıları henüz ilân edilmedi ancak eldeki mevcut bilgiler tasarruf politikalarını yumuşatması konusunda Avrupa Birliği’ne baskı uygulayabileceğini uman Yunan SYRIZA lideri Alexis Tsipras gibilerin iddialarını hâlihazırda çürütmüş durumda.
Anlaşma, uluslararası merkez bankalarının Avrupa bankalarının baskısını azaltmak için her türden eylemi reddettiği geçen hafta yapılan toplantı ve açıklamalar dizisi ardından gerçekleşti. Birbiri ardı sıra Avrupa Merkez Bankası, İngiltere Bankası ve ABD Merkez Bankası politikada en ufak bir değişikliğe izin vermeyeceğini söyledi.
Geçen Cuma günü düzenlenen bir basın konferansında ABD Başkanı Barack Obama, Avrupa liderlerinden “kendi mali sistemlerini istikrara kavuşturmalarını ve zayıf bankalara en kısa sürede sermaye aktarmalarını” istedi.
Bunu Obama’nın Cameron’ı Alman hükümetine Avrupa bankalarını kurtarması için ek fonlar tahsis etmesi yönünde baskı uygulamasını istediği Obama-Cameron telefon konuşması takip etti. Cameron Obama’nın mesajını iletmek üzere Perşembe günü Berlin’e gitti.
Alman Şansölye Angela Merkel Cameron’ı tersledi ve ona “krizi çözmek için elinde sihirli değnek olmadığını” söyleyerek Almanya’nın çıkarlarını korumak adına Avrupa Birliği’ni dağıtmayı düşündüklerini örtük olarak ifade etti.
Obama’nın Cuma günkü ifadeleri, Merkel’in acilen atılması gereken adımla ilgili itirazına dönük kendi cevabını içeriyordu. Alman hükümeti İspanya hükümetine AB parasını bankalarında kabul etmesi yönünde birkaç kez çağrıda bulundu ama bunun koşulu da ağır tasarruf tedbirleri ve ulusal bütçe yetkilerinin Brüksel’e aktarılması gibi önceki kurtarma paketleri ile bağlantılı koşulları kabul etmekti.
Bankalara para aktarılmasına dönük baskı politikası IMF, derecelendirme kuruluşları ve uluslararası bankalar tarafından desteklendi.
Cuma günü IMF başkanı Christine Lagarde Avrupa’daki krizin çözülmesi için adım atılmasını istedi ama bir yandan da IMF’nin kurtarma paketine mali açıdan katkı sunmayacağını açık biçimde ifade etti. Aynı gün Lagarde, IMF’nin İspanyol bankalarının borç durumunu ayrıntılı olarak gösteren bir rapor yayınlayacağını da söyledi. Bu rapor finans piyasaları Pazartesi günü açılmazdan önce bir anlaşmaya varılması noktasında avro bölgesi bakanlarına baskı uygulanmasından üç gün sonra yayınlandı.
Haftasonu varılan anlaşmanın en önemli politik faktörü, önümüzdeki Pazar günü Fransa ve Yunanistan’daki seçimler. Avrupa burjuvazisi, her iki seçimde, özellikle Yunanistan’da halkın kitlesel olarak tasarruf karşıtı bir tavır sergilemesi ve bu gelişmenin Avrupa bankalarındaki “yavaş akış”ın bir hezimete dönüşmesi ihtimalinden endişe duyuyor.
Bir dizi Avrupa ülkesine ait son rakamlar kıta genelinde resesyona dönük eğilimin giderek yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Pazartesi günü Insee istatistik kurumu’nun ortaya koyduğu üzere, Fransa’da üretim Mart ayına oranla yüzde 0,7 azalmış durumda. En çarpıcı sonuçlara özellikle otomobil ve metal sektöründe rastlanıyor.
Ayrıca gene Pazartesi günü Roma merkezli istatistik enstitüsü Istat da İtalyan ekonomisinin yılın ilk çeyreği itibarıyla yüzde 0,8 küçüldüğünü açıkladı.
Geçen Cuma günü açıklanan veriler de Yunanistan ekonomisinin 2012’nin ilk üç ayı itibarıyla küçüldüğünü ve bu küçülmenin yüzde 5’i bulacağını ortaya koyuyor. Yunanistan, AB ve IMF’nin verdiği 130 milyar avroluk kurtarma paketinin karşılığı olarak talep edilen tasarruf tedbirlerinin sonucunda yaşadığı beş yıllık resesyon sürecinin içinde bulunuyor hâlâ.
Yunanistan’daki işsizlik oranı Mart ayı itibarıyla yüzde 21,9’a ulaştı ve ülke, 24,4’lük bir oranla birinci sırada olan İspanya’nın ardından ikinci sırada yer aldı.
Avrupa’da büyüme oranının önemli ölçüde yüksek olduğu tek ülke Almanya ama Federal İstatistik Kurumu’nun Cuma günü yayınladığı rakamlara göre Almanya’nın ihracat hacmi de Avrupa pazarları kuruduğu ölçüde azalıyor. Almanya’nın avro bölgesi ülkelerine yaptığı ihracatın oranı Nisan’da yüzde 3,6 azalırken Çin ve Hindistan’dan gelen talep de belli ölçüde düştü. Alman otomobil endüstrisi de Mayıs ayında 2011’in aynı ayına kıyasla ihracat hacmi konusunda yüzde 13’lük bir düşüşe tanıklık etti.
Stefan Steinberg

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>