Lübnan Seçimlerinde Gerçekte Ne Oldu?

14 Mayıs 2009 admin
7 Haziran’da gerçekleşen Lübnan seçimlerinden itibaren hâkim medya, seçim sonuçlarının açık biçimde Hizbullahve koalisyon üyelerinin “ezici bir mağlubiyet” tattığını söyledi. New York Times liderliğindeki bir kısım medya bileşenleri daha da ileri gittiler ve Obama’nın Kahire konuşmasının yaşanan farklılaşmanın ve seçimlerin batı yanlısı koalisyon lehine sonuçlanmasının nedeni olduğunu iddia ettiler.
Tam anlamıyla saf bir hayâlden ibaret olan bu yaklaşım, bahis konusu çevrelerin Lübnan siyasetinin doğasını yanlış anladıklarını ve zemindeki gerçekler hakkında cahil olduklarını gösterir.
Öncelikle kimi gerçekleri doğru kavrayalım: bir önceki parlamentoda Hizbullah ve onun koalisyon üyeleri 128 koltuklu parlamentoda 58, hükümetteki koalisyon ise 70 koltuk sahibiydiler. 2005’te suikasta kurban gitmiş olan eski Sünni başbakan ve milyarder Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri liderliğindeki koalisyon hükümeti Suudi Arabistan gibi Batı ve Batı yanlısı Arap hükümetlerine dost olan parti ve gruplardan oluşuyor. Aynı zamanda bu koalisyon Falanjistler ve Lübnan güçleri gibi Maronit kiliselerinin desteğini alan geleneksel Hristiyan Maronit partilerini de içeriyor. Diğer yandan, muhalefet koalisyonunun liderliği ise esas olarak Hizbullah ve Emel gibi Şiî partilerinin elinde ve ana Maronit partisi ile General Michel Aoun liderliğindeki Özgür Vatansever Hareket ile ittifak hâlinde. Bir tarafında ABD, İsrail ve diğer “ılımlı” Arap hükümetlerin, diğer tarafında İran, Suriye ve direniş yanlısı hareketlerin bulunduğu ayrışmada bu muhalefet koalisyonu açık biçimde ikinci tarafı destekliyor.
Bir önceki parlamentoda tartışılan ana meselelerden biri, Batı yanlısı koalisyonun 2006 Yaz savaşında İsrail’in bile söküp atmayı başaramadığı direniş hareketi Hizbullah’ın silâhsızlandırılması idi. Bu sebeple Batı yanlısı gruplar, İsrail’in askerî açıdan beceremediği işi politik olarak halletme yolunu denediler. ABD tarafından Bush yönetimi sürecince bu amaca ulaşmak adına uygulanmış, bu noktada bazı insafsız sonuçları doğurmuş olan basınç, son bir yılda yeni bir yüzleşmeyi tetikledi ve son seçimlerle de doruğuna ulaştı.
Lübnan’da seçimlere yönelik siyasetin demokratik ilkelerle arası bozuktur, zira bu ilkeler sekter bir siyaset tarzına dayanır. Parlamentoda koltuk sayıları ana dinî gruplara bölüştürülmüş durumdadır, bölüştürme işlemi nüfusa değil, on beş yıllık iç savaş sonucunda, 1989’da varılmış eski bir mutabakata dayanır. Örneğin son seçimde Şiîlerin 873.000, Sünnilerin 842.000 kayıtlı seçmeni varken, her bir gruba yirmi yedi koltuk verilmiştir. Diğer yandan Hristiyan Maronitler’in 697.000, Dürzîler’in 186.000 kayıtlı seçmeni vardır, birinci gruba 34, ikinci gruba 8 koltuk verilmektedir. Oysa sayısal anlamda hak ettikleri bundan daha azıdır. Ek olarak 120.000’den fazla mülteci Lübnanlının Hariri kabilesinin mali desteği ile uçağa bindirilip ülkede oy kullanmaları sağlanmıştır. Tahminen bu kütlenin dörtte üçü koalisyon hükümetine oy vermiştir.
Bu arka plan üzerinden Lübnanlılar fiiliyatta nasıl oy kullandılar?
Üç milyon civarında kayıtlı seçmenin yüzde elli ikisinin oy kullandığı seçimlerde Hizbullah koalisyonu liderliğindeki muhalefet oyların yüzde 55’ini (840.000), koltukların ise sadece yüzde 45’ini aldı (57). Hizbullah diğer koalisyon üyelerine hürmeten on bir aday çıkardı ki bu sayı bir önceki seçimlerde de aynıydı. Bu adayların hepsi seçimleri ezici çoğunlukla kazandı. Diğer yandan, koalisyon hükümeti oyların yüzde 45’ini (692.000), koltukların ise yüzde 55’ini aldı. Özünde koalisyon hükümeti 68 koltuk kazanırken, bağımsızlar 3 koltuk kazandılar, ancak bu bağımsız milletvekilleri sonradan koalisyon hükümetine dâhil oldular ve koalisyonun koltuk sayısını 71’e çıkardılar.
Başka bir deyişle, bugünkü parlamentoya yapılan makyaj geçmişe nazaran sadece bir koltuğun yerini değiştirdi ve bu da bağımsızların koalisyon hükümetine katılmaları konusunda ikna edilmeleri sayesinde oldu. Dahası esas sürpriz, Hizbullah’ın koalisyon üyesi olan General Aoun’un partisiydi; parti Hristiyan rakiplerine göre daha az sayıda koltuk kazanmasına rağmen, İçişleri Bakanlığı’nın ilân ettiği sonuçlara göre, Hristiyan oylarının yüzde elli ikisini aldı. Bu rakamlar, o da sadece hayâller dünyasında, “Hizbullah koalisyonunun programının inkârı” olarak ilân edilebilir; bu yaşananın “inkârı” olduğuna sadece hâkim medya, özellikle New York Times yazarı Thomas Friedman gibi tarafgir kişiler inanabilirler.
Demek ki seçimlerin gerçek hikâyesi şudur: Lübnan halkı muzaffer olamamış ve çoğunluğun hâkimiyetine ilişkin ilkeye saygı gösterilmemiştir. Hizbullah liderliğindeki koalisyon gerçekte Batı yanlısı koalisyondan yüzde on daha fazla oy almıştır. Başkan Obama geçen Kasım’da MacCain’in yüzde 47’lik oyuna karşılık yüzde 53 oy aldığında medya ve uzman siyasetçiler tarafından bu, Cumhuriyetçiler için “ezici bir mağlubiyet” olarak nitelendirilmiş, hakikî bir değişim için emir telâkki edilmiştir.
Lübnan siyaseti sağı solu belli olmayan bir nitelik arz eder. Bugünün müttefiki, yarının can düşmanı olabilir. Örneğin Dürzî lider Velit Canpolat uzun yıllar boyunca Suriye’nin Lübnan’daki müttefikidir, ancak ülkedeki politik kayma sonucu birkaç yıl önce Suriye karşıtı olmuştur. Ancak Canpolat son zamanlarda muhalefete dostane teklifler götürmektedir. Son politik koşullarda pek de mümkün olmasa da, sekiz koltuğu elinde bulunduran Canpolat’ın saf değiştirmeyi gerekli gördüğü noktada, parlamento aritmetiği muhalefet lehine (65’e 63) değişecektir.
Şimdi esas soru, parlamentoda çoğunluğu teşkil eden hükümetin, patronlarını tatmin etmek adına, Hizbullah’a silâhlandırma hususunda baskı uygulayıp uygulamayacağıdır. Eğer böylesi bir politika uygulanmak durumunda kalırsa, hızla bir krize yol açar, seçim günü kendisini gösteren Lübnan halkının büyük çoğunluğu sokaklara dökülüp protestolar düzenler ve seçim günü sergiledikleri gerçek tutuma saygı duyulmasını talep eder.
Esamül Emin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>