İslam Sınıflı Toplumu Reddeder

2 Eylül 2009 admin
Bir söyleşi programı ve iki konuk. Kulak verelim konuşmalarına…
Önce sosyalist olan konuşmacı gariplerden bahsediyor, onların sıkıntılarını ve sorunlarını dile getiriyor, çözümün sınıfsız bir toplum kurmak olduğunu söylüyor. Daha sonra kendisinin de bu sınıfın bir ferdi olduğunu açıklıyor ve toplumların sınıfsal farklar sonucunda mutlaka helak olacaklarını anlatıyor, sonunda da konuşmasını eşit hakların, adaletin olacağı bir toplum isteğini dile getirip Ernesto Che’ye de bir rahmet göndererek tamamlıyor…
İkinci konuşmacı olan sözde İslam âlimi yazar; sınıfları farklı olan insanların yaşam standartlarının da farklı olması gerektiğini anlatırken bunu Kur’an ayetleriyle ispatlamaya çalışıyor.
“Mesela…” diyor, sakalını sıvazlarken, zengin bir işadamı ifadesini saygıyla dile getirirken, küçümser bir ifadeyle fabrikalarından birinde çalışan işçiyi dillendiriyor ve “ikisinin ihtiyaçlarının elbette farklı olacağını, çünkü zengin işadamının statüsü nedeniyle çok daha lüks bir evde oturmasının, lüks bir arabaya ya da belki helikoptere ya da yata sahip olmasının gerekliliğini” anlatıyor.
“Çünkü…” diyor konuşmasının devamında, “O Allah tarafından bol rızıkla nimetlendirilen kimse bu nimetlere karşı nankör olmamalı ve toplum içerisinde sınıfsal farklılığını ortaya koyarak Allah’a olan şükrünü eda etmeli (!!!!!!!)” (anlayacağınız öve öve bitiremiyor büyüklenenleri…)
Diğer sınıftan olan gariban işçiler için de söyleyeceği birkaç şey var bu sözde İslam temsilcisi bel’am yazarın… Ona da Yaratıcı’nın uyarılarını hatırlatarak: “İhtiyaçlarını aldığın maaşla sınırlandırmalısın, eğer aldığın maaş tek odalı bir ahırda kalmaya yetiyorsa buna kanaat etmelisin, etmelisin ki Allah’ın sana takdim ettiği azıcık rızkın şükrünü eda etmiş olasın, eğer bunu yapmayarak adaleti kanaatte değil de sınıfsal mücadelede aramaya kalkarsan, sana iş vererek büyük bir lütufta bulunan patronuna nankörlük etmekle kalmaz, Allah’a da isyan etmiş olursun (sosyalist, dinsiz, komünist, solcu olursun).”
Ve ekliyor: “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz!” (Aza kanaat etmekten bahsederken de suratındaki o şeytanî gülümseme Allah’ın verdiği rızka kanaatin önemini değil, çaresizleri sömüren patrona yaltakçılık yapmanın getirilerini ima ettiğini ve aksi durumda sahip olduğu işinden de olabileceği uyarısında bulunduğunu açıkça ele veriyor. Esasında ise, Allah’ın verdiği rızka kanaat etmeyenler, yeryüzündeki nimetleri adaletsizce paylaşarak mazlumların emeklerini sömürenler, büyüklenerek sınıf ayrımına sebep olanlardır).
Ve konuşmasını bu minvalde devam ettiren âlim efendi, İslam Peygamberi’nin o yüce ismini utanmadan anarak konuşmasını tamamlıyor…
“Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele…” (Tevbe suresi-34)
“Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde büyüklenmiş ve oranın halkını bir takım sınıflara ayırıp bölmüştü…” (Kasas 4)
İslam’ın devrimci ve büyük peygamberi, müstekbirliğin (ezenlerin), zulmün ve şatafatlı yaşam tarzının reddi konusunda asla taviz vermemiştir (diğer tüm peygamberler gibi); sınıfsal farkların, toplumlarda aşırı fakirlik ve zenginliğin oluşmasının daima karşısında olmuştur; dünya görüşü, onun kişiliğinin kerametinden ve insanlar arasında asla ayrımcılık yapmamasından kaynaklanır; ideolojisi ve temsilcisi olduğu dini de bu temellere dayalıdır.
İslam dini, toplumlarda mal ve iktidar sahiplerinin sınıfsal üstünlüklerinin olmadığını, aksine bu gibi kimselerin, sınıfsal üstünlük iddiasında olmalarından dolayı aşağılanmaları gerektiğini belirtmektedir. Müstekbirlere karşı mütekebbir olmak, sınıfsal üstünlüklerini reddetmek ve ezilen halkların haklarını savunmak anlamına geldiğinden, ibadettir.
Bu kısa açıklamalardan sonra soralım kendimize sevgili kardeşlerim:
“Âlemlere rahmet, adalet timsali olan Yüce Peygamberimiz bugün aramızda olsa idi hangi konuşmacının söylemlerini dinden sayardı?”
Ya da bu konuşmacılar, vahyin nazil olduğu yıllarda Mekke’de yaşasalardı, büyük ihtimalle hangisi Peygamber’in, hangisi Ebu Süfyan’ların safında yer alırdı?
Peki dostlarım, hayatını sınıfsız ve adil bir dünyaya adayan Che ya da yoldaşları, halkı sınıflara ayıran Firavun’la mı bir olurlardı, yoksa sınıfsız bir toplum için mücadele eden Musa’yla mı?
Ya bizler, bugün hangi yanda olmalıyız?
Haksızlık, sömürü ve zulümlerin olmadığı; eşitlik, özgürlük ve sınıfsız bir dünyada yaşamak dileğiyle…
Vesselam.
Muhammed Nur Denek

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>