Joint’in Tüyleri Yolundu

9 Eylül 2009 admin
Babil nehirlerinin, özellikle Hudson Nehri kıyılarında yaşayan zevat bugünlerde gözyaşı döküyor. Zira Joint’in (Amerikan Yahudileri Birleşik Dağıtım Komitesi’nin) tüyleri yolundu, o süslü insancıllık ve yardımseverlik tüylerinden arınmış bir kerkenez gibi kendisini ifşa etti. Amerikan gizli servisi katastrofik bir hata yaptı. Halk demokrasilerinde ve Sovyetler Birliği’nde casusluk ve sabotaj faaliyetleri için Truman’ın onay verdiği yüz milyonlarca dolarlık faaliyetin rüzgârı artık kesildi. Bu faaliyet işe yaramadı, başarısız oldu ve çöktü!
Burjuva gazetelerin gözlerinden mürekkep, yaş misali, aktı. Gerici radyo yorumcuları mızırdandılar, sevgi dilendiler ve kendi çaresizliği içinde lânetler yağdırıp durdular. Siyonist örgüt liderlerinin kafası karışık mırıldanmaları Kudüs’ten Londra’ya yayıldı, koca bir hiçlikten başka bir şey olmayan hizmetlerini dünya karşısına çıkıp anımsatmaya çalıştılar ve bir kez daha nafile yere, namuslu hayırsever maskesinin ardında, o Amerikan gangsterine özgü sırıtışlarını gizlemek istediler. Gericiliğin o eşekarısı kovanında, umutsuzluk ve telâş hüküm sürmeye başladı.
Biz merhametli bir halk olsak da bu meseleye ilişkin şunları söylüyoruz: bırakalım bunlar feryat edip dursunlar, bu feryatlar bizi merhamete sevk etmeyecek ve onların günahlarını bağışlatmayacak! Acımayacağız, zira biz onların işlerinin ve döktükleri gözyaşlarının gerçek değerini biliyoruz; bu onların günahlarını bağışlatmayacak, çünkü onlar ancak mezara girdiğinde günahı bağışlanacak olan bir sınıfa mensuplar. Burada tarihsel bir adalet mevcut, her şey bizim için oldukça kolayken, onlar için alabildiğine zor. Engelleme gayretlerine rağmen biz başarıdan başarıya koşuyoruz; onlar ise aşağılık entrikalarına rağmen yenilgiden yenilgiye koşuyorlar. Bizim için ulu ve samimi bir geçmiş, ışıl ışıl bir gelecek var, onlar içinse sadece leş kokan bir geçmiş.
Katil doktorlar grubunun açığa çıkartılması tüm dürüst insanların kalplerini şoke etti. Sıradan insan bilinci, en asil ve insanî uzmanlık alanı olan şifa işinin aptal bir cinayet için kullanılması gerçeğini zorlukla kabul eder. Bu eli kanlı canavarların hedefinde halkın ve partinin sevgili yoldaşları Jdanov ve Şerbakov vardı. Daha öncesinde bu katil doktor çetesi Kuibişev, Menzinski ve ünlü Rus yazar Maksim Gorki’yi katletti. Bu tarz umutsuz vahşilikler noktasında sözkonusu ahlâkî çöküntünün ulaştığı derinlik tarihin malumu. Ancak Amerikalı gericiler ve onların paralı adamları sadece ölüme mahkûm olanın mantığına sahip. Bunlar, amansız bir biçimde yaklaşan sonlarından deli gibi korkuyorlar. Onları nelerin beklediğini anlamak için kendi gazetelerini okumaya ve gerici isimlerin söylemlerine kulak vermeye değer.
New York [Brooklyn] gazetesi Eagle(Kartal) şunu yazıyor: “Komünistlerin meydan okumasına karşılık vermek için güç kullanmak ve belli ölçüde gaddarlığa başvurmak gerekir.” Hatırlamak gerekir ki burada bahsi geçen “meydan okuma”, iki sistemin barışçıl rekabeti için verilen mücadele ile ilgilidir. Onlar bu rekabetten korkuyorlar, zira ne kültürel ne de ekonomik alanda dünya komünizmine karşı koyabilirler, “Saldırın!” diye bağırmalarının nedeni de bu. İtalyan gazetesi Popolo da (Halk) “Hristiyan Demokrat” [Guido] Gonella’nın şu sözlerini alıntılıyor: “Salt lafta yapılan antikomünizmle yetinmeme zamanı artık. Komünizmle mücadele etmek için yeni araçlar bulmak gerekli.” Sonuç ise şu: “Saldırın!” Karyola başlarına tünemiş dalkavuklar patronları ile aynı teraneyi mırıldanıyorlar. Ancak hem dalkavuklar hem de patronları aynı ölçüde alacakları karşılıktan korkuyorlar. Hitler bu karşılığın tadına bir kez vardı ve zehirlenmiş bir fare gibi geberip gitti; Mussolini ise cesaretini yitirip kendisini astı. Sosyalist ülkeler ailesi, başlarında Sovyetler Birliği ile birlikte, sağlam bir güç meydana getirdiler ve bu tip tehditlerden hiç mi hiç korkmuyorlar. Kapitalist dünyanın işi kötülük; yalanı, iftirayı, yanıltmayı, tuzakları, ihaneti ve sabotajı birer silâh olarak kullanıyor.
İşte kendi cephelerinden yürüttükleri siyasetin genel görünümü bu.
General Ridgeway şunu söylüyor: “Özgürlük ve barış gibi değerleri muhafaza etme konusunda kesinlikle kararlıyız.”
Kongre üyesi Rayburn bu fikre katılıyor: “Dünya medeniyetini Sovyet Rusya’dan temizlemekten başka bir şeyden bahsetmiyoruz.”
İşte o berbat yaklaşımlarına dayanan fiilî siyasetleri:
American Scholar dergisinden: “Savaştan sonra Rusya, bizim dünya hâkimiyetine uzanan yolumuzun önündeki tek ülke olarak duruyor.”
Nation’s Business dergisinden: “Tek bir memurumuz bile bunu kabul etmese de bizler, psikolojik savaşın en tehlikeli biçimlerinin uygulanması noktasında casuslar, sabotajcılar ve uzmanlar yetiştiriyoruz. Bunlar köprüleri, demiryollarını ve askerî üsleri havaya uçurmak için yetiştiriliyorlar; Amerikalı ya da yabancı, her türden silâhı kullanma konusunda eğitiliyorlar.”
Bu “batılı değerler” uygulamaya konmuş durumda; bunlar “medeniyetin kurtarıcıları”. Bir taraftan cennet resimleri çizen Amerikalı politik liderler, öte taraftan, üzerine zehir akıttıkları bıçağı insanlığın sırtına saplayan diğerleri. Ancak Amerikan politikacılarının kamuflaj için çizdikleri resimler istenen sonuçları vermemiş gibi görünüyor. Köşe yazarı Drew Pearson Washington Post’ta şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bugün Amerika dünyadaki en az sevilen ülke durumunda. Hattâ kimi yerlerde ondan nefret ediliyor.” New York Times ise Amerikan radyo propagandasının “çeşitli nedenlerle eleştiril”diğini kabul ediyor ve ekliyor: “(bu propaganda) açık biçimde fazla propagandist bir nitelik arz ediyor, fazla övüngen, çoğunlukla hilelere başvuruyor ve aşırı ölçüde gösterişli.”
Demek ki Amerikalı “ressamlar” başarısız. Karanlıkta iş yürütenlerin efendileri yerlerde sürünüyorlar.
Macaristan’da Mindszenty ve Romanya’da Maniu davalarında yenildiler, Polonya’da, Çekoslovakya’da, Bulgaristan’da ve Arnavutluk’ta da. Sunakların içinde silâh saklayan Polonyalı rahiplerin, Çinli misyoner casusların, Çekoslovak siyonistlerin ve partiye sızmış hainlerin yüzlerindeki maskeler bir bir yırtıldı. Amerikalı işkencecilerin halk demokrasilerini ve barışçıl milletleri kıstırıp boğmak için kullandığı o kara örümcek ağı sökülüp atılıyor artık.
Bu sebeple Sovyetler Birliği’nde katil doktorların maskelerinin düşürülmesi, CIA’in kirli şemalarına karşı indirilmiş yeni bir darbedir.
CIA’in ayaklanma planları dâhilinde Joint oldukça önemli bir rol oynuyordu. Bu örgüt, en iğrenç ve mide bulandırıcı görevleri yerine getiriyordu.
Slanski davasında ifşa edilmiş bulunan siyonist Bedřich Reicin, Çekoslovak halkının kahramanı Julius Fuçik’i Gestapo’ya ihbar etmişti.
Joint’e mensup siyonistler, İngiliz ajanlarla birlikte, SSCB’deki katil doktorlar grubunu örgütlediler.
Görünüşe göre hepsi yakalanmış değil. Orada veya burada bunlar birer hayalciden başka bir şey değil. Başarının üzerine yatıp mücadeleyi unutacaklarını zannediyorlar. Halk gerekeni öğretecek ve bu türden hayalcilere hesap soracak, çünkü dikkatsizlik düşmana yardım eder ve onu suç işleme noktasında teşvik eder ki bu da bir suçtur. Fakat tüm bunlara rağmen gene de Amerikan sabotajına ait bir yuva imha edilmiştir.
Joint açığa çıkartılmıştır.
Burjuva gazetecinin gözlerinde yaş, mürekkep misali, dökülmektedir. Provokasyonlarla meşgul olan burjuva radyo yorumcuları siyonizmle (Amerikan istihbaratının gönüllü hizmetkârı ile) mücadeleyi antisemitizm diyerek boğmaya çalışmaktadırlar. Bu değerlendirme aptalcadır, zira herkes gerçek durumun ne olduğunu kesinlikle bilmektedir.
Kerkenez gibi tüyleri yolunan, casusluk ve sabotaj örgütü Joint, gerçek niteliğini tüm dünyaya ifşa ediyor.
Nikolay Gribaçev
Krokodil
1953, Sayı: 5, s. 10

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>