Çatışma: Taktik ve Strateji

25 Aralık 2008 admin
1 Mayıs 2008 Eylem Notları
2008 1 Mayıs’ı şimdiden birçok önemli gelişmenin vesilesi olacak gibi görünüyor. 2007 ve 2008 yılında yapılan 1 Mayıs’lar bir sıçrama konumunda oldu. Ancak etkisinin devam etmesi için eylemselliğin devam etmesi gerekmektedir. Ancak bu yazıda değinilecek mesele, ileride yaşanacak toplumsal olayların provası niteliği de taşıyan, çatışmadır.
Hepimizin medyadan izlediği gibi devlet, 1 Mayıs için dört bir yandan çevik kuvvet getirdi. Hattâ bazı yerlerden panzer ve birçok araç da İstanbul’a taşındı. Tüm bu hazırlıklar yetmediği gibi, meydanda bekletilmek üzere asker de Taksim Meydanı’na yığıldı. Bu hazırlıklara rağmen gelişen olayları polis kontrol altına alamamış, çatışmalar sendikaların eylemi sonlandırma açıklamasından saatler sonra son bulmuştur. Sınıf hareketi açısından da uzun süredir yaşanmayan bir deneyim gerçekleşmiş, kitlesel bir şekilde birçok semtte aynı ânda polisle çatışılmıştır.
Yaşanan çatışmalar gelecek açısından önemli bir deneyim niteliği taşımaktadır. Bu yüzden incelenmeye ve değerlendirilmeye değerdir. Bu noktada değerlendirmeye, “polisin örgütlenme ve müdahale stratejisi”nden başlanmalıdır. Eğer işin bu kısmı yeteri kadar anlatılabilirse daha başarılı eylemler ortaya konulabilir.
Polisin Müdahale Yöntemi ve Örgütlenme Şekli
Polisin müdahale yönteminin temelinde iki nokta yatar. Bu noktalardan birincisi, eylem alanında mümkün olduğu ölçüde polis sayısının müdahale edilecek kitlenin sayısından fazla tutulmaya çalışılmasıdır. Bazen bu durum enteresan sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin 30-40 bin kişilik yasal bir mitinge yollanan polis sayısı 300-400 kişilik yasadışı bir eyleme gönderilen polis sayısından az olabilmektedir. İkinci nokta, müdahalenin eylem alanındaki polis gücünün tamamıyla yapılmamasıdır. Polis, müdahale eden birliklerinin dışında takviye kuvvet bırakır. Takviye kuvvetin ne kadar olacağı ve kaç parçaya bölüneceği bölgenin konumuna, cadde ve sokak sayısı ve şekline ya da eylemci sayısına göre değişir. Müdahale esnasında birinci birlik eylemcileri dağıtamazsa, ikinci birlik devreye girer. Daha sonra üçüncü, dördüncü birlikle müdahale gerçekleşir.
1 Mayıs benzeri geniş kitlelerle yapılacak çatışmalı eylemlere müdahale tarzı genelde 1 Mayıs’tan daha farklıdır. Çünkü müdahale etmeden önce uzun bir bekleyiş yaşanır. Bu bekleyiş kitlenin korkmasına yol açan, onu demoralize eden bir süreçtir. İkide bir kitleye, “Yaptığınız eylem yasadışıdır. Dağılın…” türünden anonslar yapılır, bu tür tahriklerle kitle demoralize edilir ve bekleyiş esnasında kitlenin yaşadığı gerginlik tedirginliğe dönüştürülmeye çalışılır. Tabiî bu gerginlik sonucunda kitle içerisinden kopmalar, dağılmalar yaşanır. Ancak 2007 ve 2008 1 Mayıs’ında polis, kitle daha toplanmadan müdahale etmiştir. Polisin kitlenin toplanmasına fırsat vermeden çatışmayı başlatması, çatışma ve direnişin koordine edilmesinde güçlüklere yol açmıştır.
Eyleme müdahale için gelmiş polis eylem alanının etrafını sarar. Eylem bir meydanda gerçekleşiyorsa, kitle kendisini saran polis çemberinin bir tarafı zayıf ya da boş bırakılacak şekilde kuşatılır. Müdahale başladığında kitle güdüsel olarak bu boş ya da zayıf olan tarafa doğru koşmaya başlar, çemberden çıkılır ve çemberden çıkmanın ferahlığıyla kitle dağılır. Eğer eylem meydanda değil, cadde ve sokaklarda gerçekleşiyorsa, polis eylem alanına yakın caddenin üzerine sayıca kalabalık, yerlerinde sabit durmaya koşullanmış büyük barikatlar kurar. Bu barikatlar müdahaleyi gerçekleştirecek birlik ya da birliklere dağıldıklarında veya geri çekildiklerinde blok alacakları bir alan sağlar, müdahaleyi gerçekleştirirken de polislerde “arkamız sağlam” psikolojisi yaratır. Müdahale eden birlikler ellerindeki gaz vs. bittiğinde takviye malzemeyi bu, bir nevi karakol vazifesi gören, barikattan temin eder. Ayrıca bu karakol-barikatlar, üzerine gelen polis birliğini dağıtan kitlenin “polisi püskürttük” algılayışını “şimdi sert bir kayaya çarpacağız” düşüncesine dönüştürecek bir psikolojik etki yaratır. Kitle, püskürttükleri birlikten daha kalabalık, daha dinç bir birlikle karşılaşır. Çünkü bu yeni birlik hiç gaz yememiş ve yorulmamıştır. Tabiî bu esnada yaralı ve yorgun olarak bu karakol-barikata sığınmış polis birliği çatışma bölgesinden güvenli bir yere çekilir. Kitle yeni barikatın karşısına çıktığında, genelde polis hemen müdahale etmez, bir süre bekler. Bu bekleyişle hem gerekli hazırlıkları yapar, hem de karşısındaki eylemci kitlenin tereddüt içine girmesini umar. Bu süreçte polis kitlenin etrafını sarmaya çalışır. Çatışma başladığında kitlenin çekileceği sokaklara polis birlikleri yerleştirilmeye, oralarda da toplu gözaltılar yapılmaya başlanır. Bu taktik, özellikle Taksim civarında eylemcilere büyük kayıplar verdirmiştir. Sözkonusu kayıpların muhtemel nedeni, bu bölgede, diğer çatışma bölgelerine göre daha çok çıkmaz sokağın bulunmasıdır.
Polislere çatışma öncesi bölge en azından amirler düzeyinde tanıtılır. Onların bölgenin avantajlarından faydalanabilmeleri sağlanır. Bölgeyi bilmeyen polis birliklerinin komediye dönüşen durumları istisnadır. Bu birlikler ya diğer birliklerden ya da amirlerinden kopmuştur. Veya durum çatışmanın kurmay kadrosunun yaptığı teknik bir hatadan ibarettir.
Polisin müdahale yöntemi gazla dağıtma üzerine kurulmuştur. Eskisi gibi göğüs göğse yaşanan çatışmalar nadir gerçekleşmektedir. Yakın temaslarda dahi tüpten püskürtülen gaz veya biber gazı spreyleri tercih edilmektedir.
Polis, gazı kitlenin önüne ve ortasına aynı ânda atar. Böylece kitle ön taraftaki diri unsurlardan koparılmak istenir. Kitle geri çekilirse öndeki diri unsurlar önlerine düşen gazın etkisinden kurtulmaya çalışırlarken, arkalarındaki gaz bulutunun içerisinden geçmek zorunda kalacaklar, böylece kitlede çatışma iradesi kırılacaktır. Tüfekle atılan gaz bombası kitleyi yönlendiren liderler hedef alınarak atılır. Çünkü tüfek kullanılarak atılan gaz bombası yakın mesafede çarptığı kişiye ciddî boyutlarda zarar verebilmektedir. Polis kitleyi dağıtmak için kitlenin diri unsurlarıyla kitleyi koparmayı hedefler.
Gaz atıldıktan sonra polis ilerlemek için attığı gazın etkisinin belli ölçüde gitmesini bekler. Çünkü ne kadar gaz maskesi takmış olsalar da gazdan kendileri de etkilenirler. Hattâ bu yüzden birçok kez maskelerini çıkarıp kusan polisler görülmüştür.
Kaç Çeşit Gaz Vardır, Nasıl Kullanılır, Etkileri Nelerdir, Gaza Karşı Ne Yapmak Gerekir?
Polisin kullandığı gaz beş çeşittir. Bunlardan en çok kullanılanı, yaklaşık avuç içi uzunluğunda, silindir şeklinde, tüfekle atılan mesafesi yaklaşık 150-200 metre olan fişeklerdir. Bu fişeklerin iki ucunda, her uçta bir tane olmak kaydıyla, iki tane delik vardır. Fişek yere düştüğünde birkaç saniyede fişeğin içindeki madde hızlıca yanmaya başlar ve fişek etrafta hızlıca dönerek dışarıya biber gazını püskürtür. Bu fişek özellikle biber gazını püskürtmeye başlamadan tutulup geri fırlatılabilir. Fişeği geri fırlatırken gazın püsküreceği yerlerden tutulmamalı, silindirin ortasından tutulmalıdır. Gaz elde püskürmeye başlasa dahi eli yakmaz. Çünkü bu fişek metaldendir ve en fazla yeni dökülmüş çay bardağı kadar ısınmaktadır. Maalesef kitlede gazla ilgili bazı yanlış bilgiler yaygındır. Bunlardan biri, gazın tutulup atıldığında eli yakacağı, diğeri ise gazın patladığıdır. Gaz bombası anlatıldığı şekilde tutulursa eli yakmaz ve gaz patlamaz. Polis en çok bu fişek modeli gazı kullanır. Eli yakabilecek olan gaz şimdi anlatılacak olan gaz bombası şeklidir.
İkinci bomba tipi el bombası şeklindedir. Bombanın gövdesi plastikten, fünye kısmı metaldendir. Polis bunu eliyle atabilmekte, yakın mesafeler için kullanmaktadır. Plastik olan gövdenin ekvatorunda, içindeki madde yanınca dışarıya gazın çıkması için açılmış delikler vardır. Bu tip bir bomba atıldığında deliklerden gaz çıkmadan hızlıca geri atılmalıdır. Eğer gaz çıkmaya başladıysa ısınmıştır, fişek şeklinde olana göre daha sıcaktır ve her tarafında delikler olduğu için eli yakabilir. Gaz püskürtmeye başladıysa tekmelenip yeteri kadar uzağa atılabilir. En çok gazı bu model bomba püskürtmektedir. Üçüncü tip bomba, ortalama 5 litrelik su bidonlarının kapaklarının şekli ve büyüklüğündedir. Bu bombanın atılmasında kullanılan tüfek gazı makineli tüfek gibi seri atar. Bunları elle tutmak güçtür, tekmelenebilir. Bu tip bombalar fazla gaz püskürtmez. Yakın mesafeden çarpması sonucunda sert bir taş etkisi yapar. Taramalı tüfek gibi bir sesi vardır. Genelde kafa hizasına sıkılır, bu yüzden sesi duyulduğunda ellerle kafalar korumaya alınmalıdır. Etki alanı zayıftır. Dördüncü tip silindir tüp şeklindedir. Bunu polis omzunda taşır, yakın mesafede kullanabilir. Vanası açılınca yoğun bir gaz püskürtür. Beşinci tip gaz sprey şeklindedir. Yakın mesafede kullanılır.
Biber gazı gözlerde, nefes alırken kullanılan organlarda ve cildin hassas bölgelerinde yanmaya neden olur. Ayrıca midede şişkinlik, bu yüzden de kusmaya yol açar. Psikolojik olarak korku, stres ve çaresizlik hissi yaratır.
Gaza karşı yapılacak en etkili şey, atılan gazı geri atmaktır. En etkili yöntem kesinlikle budur. Bu, hem gazın etkisinden kurtulmak, hem de polise karşı daha etkili direnmek için yapılacak en etkili adımdır. Bunun dışında limon, sirke ve gözleri temizlemek için kullanılan bazı göz damlaları gözler için işe yaramaktadır. Çünkü gaz bazik bir maddedir ve bazik maddeleri asit içeren maddeler nötralize eder. Herhangi bir karton benzeri bir şeyle yüzü yellemek de işe yarar. Çünkü gaz tanecikler şeklinde yayılır. Nefes almamızı kolaylaştırmak için su veya sirke ya da limonla, sirke ve limon daha etkilidir, ıslatılmış bez yüze bağlanabilir.
Biber gazı midede şişkinlik yaratır. Bu şişkinlik hareket kabiliyetini engeller ve kusmaya neden olur. Bu yüzden geğirmek etkili olmaktadır.
Ne Yapmalı?
Nasıl bir mücadele yöntemi uygulanacağını anlamak için öncelikle polisin müdahale yönteminin ve kitlenin hareket niteliğinin anlaşılması gerekir. Yazının buraya kadarki kısmında polisin müdahale yöntemi ve müdahale ederken kullandıkları araçlar hakkında ön bilgiler verildi. İhtiyaç duydukça bu noktalara tekrar değinilecek. Ancak bu kısımda daha çok üzerinde durulacak konu, eylemci kitlelerin nitelikleri ve bu niteliğe uygun mücadelenin ne olduğudur.
Polislerin örgütlenme ilişkileri emir-komutaya dayanır. Bunun yanında amirleriyle polisler arasındaki ilişki ağabey-kardeş, ebeveyn-çocuk ilişkisine benzer. Bu ilişki doğalında gelişir. Amirleriyle çevik kuvvet genelde birlikte vakit geçirirler. Eylem yapılmıyorsa eğitim alanlarında sürekli biraradadırlar. Bu doğalında birbirleriyle sosyal ilişkilerin gelişmesini sağlar. Bu durum, teşkilatın kendisi tarafından da desteklenen bir husustur. Bu ilişkiler polisi birarada tutan, bütünleştiren ilişkilerdir. Bunun dışında aldıkları eğitimler ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler de onların birarada durmalarını ve bütünleşmelerini sağlayıcı niteliktedir. Ayrıca eğitimlerinde çevik kuvvete kitle psikolojisi, yakın dövüş, hukuk ve yasalarca ortaya çıkarılmadan nasıl kol büküleceği, acı verileceği, iz bırakmadan nasıl ve nerelere vurulacağı gibi bir dizi donanım verilir. Polisler aldıkları eğitimlerde hangi kitleye nasıl müdahale edileceğinin de eğitimini alırlar ve önemli eylemlerden önce tatbikatlar yaparlar. Polisler eylem alanında ihtiyaç duyulursa amirleri tarafından ajite edilirler.
Eylemci kitlenin örgütlenme şekli ve kitleyi oluşturan eylemcilerin birbirleriyle kurdukları ilişki ise çok çeşitlidir ve parçalıdır. Her siyasî yapılanmanın ortaya çıkardığı eylem şekli farklıdır. Öte yandan, aynı yapılanma içindeki kitlenin de tepkileri, eylemsellikleri farklılık arz eder. Bu noktada esas sıkıntılı olan konu, bu kadar farklı niteliklerden ve parçalardan oluşan kitleyi bu kadar sistemli, yekpare hareket edebilen ve birçok teknik donanıma sahip polislerin karşısına çıkarmak ve başarılı olunmasını sağlamaktır.
İlk bakışta bu, çok zor bir hedefmiş gibi görünür. Ama yaşanan birçok deneyim o kadar da zor olmadığını göstermektedir. Bu güne kadar polisler kitleleri kontrol etmek ve dağıtmak için birçok yöntem geliştirmişler, kitleler de her zaman yeni yöntemlerin panzehri olabilecek yeni mücadele yöntemleri üretmişlerdir. Bu durum kitle mücadelelerinin doğasında vardır. Öte yandan şu âna kadar birçok eylemde ve yeni yaşanan 2007 ve 2008 1 Mayıs’larında da başarılı birçok direniş ortaya konulmuştur. Eylemci kitle askerî ya da polis yapılanması gibi yekpare değildir. Ama bu kadar parçalı yapıya sahip olan kitleyi doğru yerlerden ayrılabilirse, doğru şekilde de birleştirilebilir. Ancak bu şekilde kitle askerî bir nitelik kazanabilir. Bu noktada kitlenin nasıl kontrolü kaybettiğine, nasıl ve hangi durumlarda dağıldığına bakmak gerekir.
Kitle gaz atıldığında büyük bir panik yaşar. Slogan atmak kitleyi birleştirirken, gaz kitleyi dağıtır. Birkaç kişide ortaya çıkmış olsa dahi, korku ve panik birkaç saniye içerisinde kitlenin tamamına yayılabilir. Korku ve panik hızlı bulaşıcılardır. Gaz çok can yaktığı için gaz atıldığında kitle birden bireylere bölünür, ardından da, polisin paniği arttırmasıyla, eylem öncesi örgütlü olan bu kitle birdenbire sürüye dönüşür. Bunun sonucunda kitleyi oluşturan grup liderleri dağılan kendi grubunu toplamaya çalışırlar. Kitlenin tamamının çatışabilmesi için gerekli yönlendirmeyi yapacak olan liderler kendi gruplarının dertlerine düşerler ve dağılmalar kaçışmalara dönüşür.
Eğer grup liderleri saniyelerin dahi önemli olduğu bu zamanda gruplarını toparlamak için uğraşmayıp polise doğru yönelirlerse, bu kez de kitleden kopuk bir şekilde önünde ve arkasında yükselen gaz bulutlarının kendilerini de içine alacağı âna kadar çatışırlar, polisin ilerleyişini dahi durduramazlar, hattâ sonrasında gözaltına alınırlar. İki durum da tam anlamıyla bir fiyaskodur. Bunlar, iki uçta yer alan hazırlıksızlık örnekleridir.
Kitlenin dağılmasına eylem öncesinde hazırlığı olmayan eylemciler neden olurlar. Örneğin paniğe düşen yüzde yirmilik dilim normalde paniğe düşmeyecek olan yüzde seksenlik dilimi de paniğe sürükler. Özellikle paniğe düşenlerin çığlık atması, “kaçın, polis geliyor, gaz atıyorlar” vb. şeklinde bağırması, korku dolu gözlerle etrafına bakınması, grup liderinin yanına gidip ne olacağına dâir bir şeyler sorması vs. gibi davranışlar kitleyi oldukça demoralize eder ve panik kitlenin tamamına bulaşır.
Paniğe kapılacak unsurları eylem başlamadan kitlenin arkasına almak gerekir. Paniğe kapılabilecek olanlar kitlenin arkasına yerleştirilirse, ortaya çıkan panik kitlenin tamamına yayılmaz. Çünkü kitlenin gözü ön taraftadır. Kitle, eylem ânında öndeki insanlardan etkilenir ve öndeki olaylara göre hareket eder. Arkaya yerleştirme işlemleri sıkıntılıdır. Yerleştirilen kişilerin gelişimi olumsuz etkilenmesi düşüncesi bazen tereddüt edilmesine neden olur. Hattâ yerleştirilen kişilerin, aslında kendi korkularını örtmek için, siyasî yapılanmaları yönlendirenlere karşı tepkisel yaklaşımlar içerisi ne girdiği durumlara sıkça rastlanır. Ancak mücadele etme konusunda samimî olan eylemciler arkaya da yerleştirilse de olumsuz anlamda etkilenmezler. Sonuçta arkaya yerleştirilmek, yerleştirilen kişinin siyasî yapılanma içerisinde kurduğu sosyal ilişkide prestij kaybına neden olabilmektedir. Ancak arkaya yerleştirilenlerin daha sonra çıkaracağı sorunlara göre değil, çatışmanın stratejisine göre hareket edilmelidir. Bu noktada yapı içerisinde kurulan sosyal ilişkiler pusluyken, eylem ise gayet nettir ve unutmamak gerekir ki, siyasî yapılarda saygı ve sevgi emek ve özveriyle kazanılan hususlar olabilmelidir.
Çatışma konusunda yeterli olmayan eylemciler de çatışmaya katılmak isterler. Bu yüzden kitle içerisinde işbölümüne gidilmelidir. Örneğin taş atamayacak eylemcilerin taş atmaya kalkması hem beyhude bir çabadır, hem de kötü sonuçlar doğuran kazalara yol açar. Birçok eylemci bu yüzden yaralanmıştır. Taşı uzağa atacağını düşünen arkadaş taşın başka bir arkadaşa geleceğini kestirememiş, ancak taş elinden çıktıktan sonra iş işten geçmiştir. Bir de olaya garantici yaklaşan kesimlerin bu gibi zararlar verdiği görülmektedir. Bu kesimdeki eylemciler hem ön tarafa gelmezler, hem de kitlenin arkasından ya da ortasından, adeta korkusunu savurup atacak bir ayin gerçekleştiriyormuşçasına, elindeki taşı fırlatıp ön taraftaki eylemcilere zarar verirler. Bu iki kesimin de vereceği zararı önleminin yolu, bu kesimlerin taş kırmalarını sağlamaktır. Kitlenin arasındaki deneyimli eylemciler taşın kırılıp ön tarafa yollanması ve arkadan taş atılmaması ile ilgili kitleye sık sık anonslar yapmalıdırlar.
Çatışmada uygulanacak her türlü taktik sık sık anons edilmelidir. Çünkü çatışma hareketli bir zeminde gerçekleşir ve kitle hareket hâlindeyken yapması gerekenleri karıştırabilir ve kurulmuş olan işbölümü dağılabilir.
Çatışma herkesle yapılabilecek bir eylem değildir. Kitlenin niteliği sayısından daha önemlidir. Fakat iyi örgütlenmiş bir kitle, çatışma konusunda yeterliliği olmayan birçok eylemciyi de çatışmada verimli bir şekilde kullanabilir. Ancak kitle iyi örgütlenmemişse, çatışma konusunda yeterliliği olmayan kesimler polisten önce kitleyi dağıtırlar. Yani kitle örgüt tarafından örgütlenmezse, örgütsüzlük tarafından örgütlenir.
Çatışma ortamı oldukça hareketli bir zeminde gerçekleşir. Taş kıranlar, taşları atanlar, bağıranlar, şaşkın bir şekilde etrafa bakınanlar, kaçışanlar, “kaçmayın” diyenler, “yürüyün, durun, yürümeyin” diyenler, slogan atanlar, oraya buraya düşen gaz bombaları… Bu kaotik ortam, doğalında eyleme çıkarkenki kurulan düzeni bozacaktır. Eylem planı yapılırken bu doğal bozulmaların ve toparlanmaların planlanması gerekir. Çevik kuvvetin elinde biber gazı, kalkan ve cop, kafalarında kask, üzerlerinde zırh, bellerinde tabanca vardır. Eylemde ne yapacağına hazırlığı tamamdır. Kitlenin eli ise çoğu zaman çıplaktır ve etrafta bulunan nesneler savunma ve saldırı aracı hâline gelir. Çevik kuvvet birbirine yapışık şekilde ve yavaş yavaş ilerlerken, kitle oldukça hızlı hareket edebilen ve dağılmaların sık sık yaşanabildiği bir yapıya sahiptir. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, oluşturulacak eylem planı hareketli bir zemini göz önünde bulunduracak şekilde olmalıdır.
Bu noktada en ideal yöntem kitleyi birliklere bölmektir. Eylem öncesinde kitle beşer onar kişilik birliklere bölünmeli ve birlik içerisinde işbölümü yapılmalıdır. Kimin yönlendireceği, kimin bayrağı tutacağı vs. gibi işler konuşulmalıdır. Herhangi bir geri çekilme durumunda birliğin birlikte hareket etmesi özellikle öğütlenmelidir. Birliğin başına deneyimli eylemciler geçirilmeli, eylemin genel stratejisi ve çatışılacak bölge hakkında yeterli bilgi verilmelidir. Gerekirse bölgenin sokaklarını gösteren haritalar üzerinde plan yapılmalıdır. (Bu konuda google earth‘den faydalanılabilir.)
Unutmamak gerekir ki, sıradan bir solcu için eylem, gösteri başlamadan birkaç dakika öncesinde başlar ve gösteri bitince eylemde biter. Ama bir devrimci için eylem günler öncesinden, eylem hazırlığı ne kadar önce başlarsa o zaman başlar ve eylem gösterisi bitince de, eylemin etkisini gözlemlemek, eylemin propagandasını yapmak ve eylemden sonuçlar çıkarabilmek amacıyla devam eder.
Öte yandan, oluşturulan birliklerin hangilerinin kitlenin neresinde duracağı eylem öncesinde tayin edilmelidir. Her birliğin niteliğine göre hangi birliğin çatışmada daha çok hangi görevi yapacağı da önceden belirlenmelidir.
Çatışma birlikte yapılacak bir iştir. Eylem alanında herkes çatışmaya bir şekilde dâhil edilebilmelidir.
Çatışmada yapılacak belli başlı işler vardır. Taş atma, taş kırma, barikat kurma, barikat kurmak için gerekli malzemeyi tedarik etme, slogan attırma, gaza maruz kalanlara müdahale etme, yaralananlara yardımcı olma, düşenleri kaldırma ve en önemlisi de gazları geri atma. Bu işlerin yapılabilmesi için gereken işbölümü birliklerin ve örgütsüz kitlenin niteliğine göre yapılmalıdır.
Kitleyi birliklere bölme, kitle içerisindeki farklı niteliklere sahip kesimler hesaplanılarak yapılmalıdır. Kitleyi oluşturan herkes bir birliğin içerisine dâhil olmalıdır. Birlik şeklinde hareket etmeyeceğinden emin olunan eylemciler de bir birliğe dâhil edilmelidir. Birliklere verilecek görevler birliği oluşturan eylemcilerin niteliklerine göre belirlenmelidir. Taş atmak veya gazları geri atmakla görevlendirilmiş birlikle taş kıran veya gaza maruz kalanlara müdahale eden birliklerin nitelikleri aynı olmaz.
Gaz atıldığında, polis saldırısının ilk ânlarında veya panzerin kitlenin üzerine sürüldüğü ilk ânlarda dağılmalar yaşanacaktır. Bu kaçınılmazdır. Bu ânlarda kitlede paniğin oluşması da doğaldır. Zaten polisin hedefi, paniği tırmandırıp kitleyi dağıtmaktır. Panik tırmandırılarak kitle un ufak edilmek istenir. İşte kitlenin birliklere bölünmesi polisin bu stratejisini iş görmez hâle getirir. Birliklere herhangi bir dağılma durumunda birliklerinden kopmadan hareket etmeleri öğütlenmelidir. Böylece birliklere ayrılmış olan kitle kontrollü olarak geri çekilebilir ve bu şekilde dağılma önlenmiş olur. Sonuçta kitlenin toparlanması da kolaylaşacaktır.
Herhangi bir geri çekilme durumunda kitlenin birlikler şeklinde hareket etmesi çatışmanın bitmemesine ve yayılmasına neden olur. Çatışma yayıldıkça polisin yaptığı tüm planlar alt üst olur, olaylar kontrolden çıkar, ek olarak polisin de kayıpları artar. Çatışmanın yayılması polisin karakol-barikatlardan uzaklaşmasına neden olur. Bu, polisin koordineli hareket etmesini sekteye uğratır, polis birliklerinin güvensiz hareket etmesine ve daha çok zarar görmesine yol açar. Yayılan çatışmayı kontrol altına almak için polislerin çok yol kat etmelerine, doğalında onların daha çok gazın etkisine maruz kalmalarına ve daha çok taş yemelerine neden olur. Polisler zırh, kask, kalkan, cop gibi ağır malzemeler taşıdıkları için koşarlarken daha çok yorulurlar, daha çok nefes alıp verirler ve gazdan sabit bekledikleri durumlara göre daha çok etkilenirler. Bu yüzden polis koşarken gaz atıyorsa ilerlemek için gazın dağılmasını bekler. Bu kısa bekleyiş, eylemcilerin atak yapması ya da barikat kurması vb. için değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Bu yüzden birlik sorumlularının geri çekilme hamlesinde kitleyi doğru yere yönlendirirken, aynı zamanda polisin gaz sonrası bekleyişlerinde geri çekilmeyi tersine çevirecek hamleleri de yapması gerekir. Polis eylemcilerden daha hızlı hareket edemez. Bu da eylemcilere çatışmalarda hem stratejik, hem de psikolojik bir üstünlük sağlar.
Gerek çatışmalarda, gerek geri çekilme durumlarında köşeler en çok faydalanılacak noktalardır. Eylemciler köşelere barikatlar ve taş yığınakları kurmalıdırlar. Bu noktada taş atamayacak kesimler taş kırmaya ve bir sonraki geri çekilme durumunda konuşlanılacak köşeye taşları hazırlamalıdırlar. Bu hem direniş için önemlidir, hem de kitlenin dağılmasını önleyen bir durumdur.
Polis cadde üzerinde ilerliyorsa, kitle bölünüp caddeyi kesen sokaklara da birlikler yerleştirilmelidir. Bu durum polise birçok açıdan hasar verilmesini, onların ateş arasında kalmasını sağlar. Polis geri çekildikçe ilerlenmelidir. İlerledikçe önceden kullanılan taşlar tekrar kullanılabilir. Çatışma için gerekli taş püskürtme sonucunca elde edilebilmektedir.
Geri çekilme durumlarında grup sorumluları dağılmaları önlemek için kitlenin önünde ve içerisinde, sesini duyuracak bir yerde bulunmalıdırlar. Polis barikatıyla karşılaşan kitlenin önüne grup sorumluları geçerler. Ancak polis barikatının karşısında grup sorumluları kitlenin önünde durarak öncülük ederken, kitlenin geri çekilme ânında onun arkası ön durumuna geldiği için geri çekilme eyleminin öncüleri çatışamayan unsurlar hâline gelebilir. Bu durumda kitlede panik artar ve dağılmalar meydana gelir. Bu gibi durumlarda grup sorumluları geri çekilen kitlenin arkasına, yani geri çekilme ânında kitlenin önüne geçmeli ve ne tarafa gidileceğini göstermeli, kitleyi sakinleştirmelidir. Yolun ortasına arabalardan veya başka malzemelerden barikat kurulabilir. Barikat doğal olarak dağılan kitleyi birleştirir.
Eğer panzer kullanılıyorsa, panzere karşı barikat kurulmalıdır. Yol kenarlarında bekleyen arabalar, çöp bidonları, inşaat malzemeleri gibi şeyler barikat malzemesi olarak iş görür. Yolun ortasına mümkünse lüks arabalar çekilmelidir. Kitle genelde panzer üzerlerine sürüldüğünde geriye doğru kaçışır. Bu noktada yolun kenarlarına geçilmeli, panzerin arkasından gelen polisler taşlanmalıdır. Panzeri kitlenin üzerine sürme amacı, direniş hâlindeki kitlenin bütünlüğünü panzerle bozup, arkadan gelen polis birliklerine müdahale için uygun zemin hazırlamaktır. Bu yüzden asıl taşlanacak olan panzer değil, arkadan gelen polis birlikleridir. Panzerin geri çekildiği durumlar gözlemlendiğinde, genellikle polis birliklerinin gelemediği durumlardır.
Çatışmalarda kitleye sık sık konuşmalar yapılmalı, kararlı olunduğu ortaya konulmalıdır. Yapılması gereken şeyler söylenirken tek eylemli ifadeler kullanılmalı ve ifadeler tartışmaya kapalı, net olmalıdır. Bu şekilde hitap tarzı kitleye güven verir ve her kafadan bir ses çıkmasını önler. Çatışmanın öncüsü birlik sorumlularıdır. Birlik sorumluları arasında da bir hiyerarşi eylem öncesinde kurulmuş olmalıdır. Birlikler sadece kendilerinden değil, birlikler şeklinde hareket etmeyen kitleden de sorumlu olarak hareket etmelidir. Bu noktada çatışmaya örgütsüz hareket eden kitleleri de dâhil edecek biçimde tavır geliştirmelidir.
Çatışmada “tüm kazanımları kendi hanene yazmak yerine, emeğini mücadelenin kendisine harcamak” gerekir. En iyi propaganda çatışmanın hakkını vermektir.
Polise saldırırken ya da polis püskürtülürken bağırılmalı, slogan atılmalı, yani çıkarılabildiği kadar ses çıkarılmalıdır. Çünkü ses çıkarmak karşı tarafta olduğundan daha güçlü bir izlenime yol açar, hem kitlenin birliğini güçlendirir, hem de karşı saflardaki paniği tırmandırır. Çatışmayı izleyen halka anonslar yapmak, ajitasyon çekmek önemlidir. Özellikle polisler püskürtüldüğünde ajitasyon çekilmeli, polisin kaçtığı halka teşhir edilmelidir. Atlanmaması gereken önemli bir ayrıntı daha vardır: kaçan kitleye “kaçmayın” demek paniği arttırır. Bunun yerine “dağılmayın” denmelidir.
Taş atma konusu önemlidir. Sapanların nasıl ve ne zaman kullanılacağı, taşların nasıl ve ne zaman atılacağı önemlidir. Kitle genellikle taşları paniğe kapılıp kontrolsüz kullanır, hem taşlar boşa gider, hem de kitle gereksiz bir şekilde yorulur. Bu noktada yeniden altını çizerek vurgulamak gerekir: taş atamayacak durumdaki eylemcilere başka görevler verilerek onların taş atmaları önlenmelidir. “Siz taş atmayın” türünden bir ifade olumsuz etki yaratır. Bunun yerine, “siz taş kırın, gazdan etkilenenlere limon verin…” gibi yönlendirmeler sonuç alıcıdır. Kitlenin kontrolsüz taş atması önlenmeli, ellerinde taşla bekletilmeli ve polis yaklaşınca taşlar bir ânda atılmalıdır. Bu noktada birlik sorumluları gerekli çağrıları yapmalıdır. Köşelerde bireysel olarak taş atmalar önlenmelidir. En etkili yöntem, polisin iyice yaklaşmasını bekleyip köşeden birden çıkarak taş atmaktır. Polisin attığı gaz köşeyi dönmeden bir işe yaramadığı için etkisizdir. Bu yöntem polise oldukça ciddî kayıplar verdirir. Hattâ geri çekilmeye çalışan birlikler darmadağın edilebilir.
Taş atarken hedef polis içerisindeki gazcılar olmalıdır. Hattâ gazcıya atılması yönünde kitle bilgilendirilmelidir. Bu yöndeki anonslar gazcıları da paniğe sürükler, çoğu zaman gazcılar geri kaçıp gaz atamaz hâle gelirler.
Çatışmada gerçekleşen dağılmaları önlemek için büyük bayraklar kullanılabilir. Örgütlü birlikler dağılma sonrası bu bayrakların altında birleşebilirler ve yeniden koordine edilebilirler.
Dağıtılan bir polis birliği ya da barikatı, karakol-barikat konumundaki birliklere sığınır. Bu aşamada püskürttükleri barikattan ya da birlikten daha kalabalık bir güçle karşılaşan kitlenin paniğe kapılmasını önlemek ve polisi şoka uğratmak için beklemeden hemen yeni barikata saldırılmalıdır. Polis kitleyi püskürtmeden geri çekilmemek gerekir.
Özellikle binlerce kişinin katıldığı bir çatışmada kitlenin ne tarafa yönleneceği önemlidir. Kitlenin gideceği, yönleneceği yer kitleye bildirilmelidir. Böylece kitlenin kafasında soyut birçok konu somut hâle gelir. Örneğin 2008 1 Mayıs’ında kitleler DİSK’e, Agos’a ve Taksim’e yönlendirilmiştir. (Bu yönlendirmeler eylem öncesinde yapılmış olsaydı, birçok dağılma durumu önlenmiş olacaktı.)
2008 1 Mayıs’ında çatışma sabahın ilk ışıklarıyla başlamış ve saat 14:00-15:00 civarına kadar devam etmiştir. Bu noktada açlığın kitleyi olumsuz etkilediği durumlar gözlemlenmiştir. Açlık birkaç istenmeyen sonucu doğurabilir. Bunlardan ilki yorgunluktur. Çoğu zaman kitle yorgun düştüğünü fark edemez. İkincisi gerginlik ve strestir. Üçüncüsü, karar alma durumlarında iradenin eksik kalmasıdır. Bu durumlar çoğu zaman çatışmanın heyecanından açlığın fark etmeden ortaya çıkardığı durumlardır. Bu yüzden eylemden iki-üç saat öncesinden bir şeyler yenilmelidir. Fazla yemek yenmemelidir. Tokluk hissi uysallaştırır. Eylem esnasında karnı doyurmadan gerekli enerjinin sağlanabileceği yiyecekler tüketilmelidir. Örneğin her eylemci cebinde fındık, kuru üzüm gibi çerezler ve şeker, maden suyu bulundurabilir, en ideal olan yiyecek şekerdir.
Yazıda sözkonusu olan bu taktikler mutlaka eksiktir ve yeni yöntemlere göre geliştirilmelidir. Çatışmaya her türlü öngörülmemiş duruma hazırlıklı bir bilinçle çıkılmalıdır. Polis günden güne yeni yöntemler geliştirmektedir. Sokak çatışmalarında en deneyimli ve dünyaya bu konuda öncülük eden devlet İsrail‘dir. Dolayısıyla dünyadaki sokak çatışmalarında deneyimlerinden en çok faydalanılacak yer de Filistin’dir.
Son olarak özetlersek: kitle birliklere bölünmeli, gazlar geri atılmalı, kontrollü çekilip hemen toparlanmalı, taşlar sistemli bir şekilde atılmalıdır, herkes çatışmanın bir şekilde parçası hâline getirilmeli, her köşe barikata dönüştürülmeli, kitlede oluşacak panik önlenmelidir.
Ali Kılıç

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>