Para Çağı

21 Eylül 2011 admin

“Bu kesinlikle yeni bir durum ve gayet devrimci, demek ki bundan cehennemden korkar gibi korkmamız gerek.” (Bankacı Sholom Rosen)
Paranın tarihi, bakır, gümüş, deniz kabukları ve altın gibi basit metalarla birlikte başlar ancak bugün bu tarihe demir paralar, banknotlar, çekler ve banka hesapları, defter-i kebirdeki sayılar, banka kartları üzerindeki mühürler, bilgisayar ekranlarındaki elektronik sinyaller, silikon çiplere kayıtlı rakamlar dâhil olmuştur. Finans gazeteleri, para arzına dair bilgiler verirler ve bu noktada paranın ne olabilirliğine ya da bonolar, banka hesapları ve diğer finansal olgular türünden unsurları ne vakit ihtiva etmesi gerektiğine ilişkin farklı bir dizi izahata başvururlar. Modern paranın nasıl ölçüleceği ve tarif edileceği noktasında para uzmanlarının kafaları hayli karışıktır.
Paranın yaklaşık üç bin yıl önce icat edilmesinden beri insanlar onun üzerinden fırtınalar kopartmışlar ve her ne şekilde olursa olsun onu elde edebilmek için bir yığın mücadele içine girmişlerdir. Külçe altın, gümüş parçalar, bakır paralar, kâğıt banknotlar ya da deniz kabukları, hangi türden olursa olsun para, her daim temini noktasında ciddi kavgalara yol açmıştır. Para, hiçbir zaman sakin ve pasif bir araç olmamış, aynı ellerde ya da aynı yerde hiçbir zaman uzun süre kalmamıştır. Yüzyıllar boyunca batı mitolojisi ve edebiyatı büyük miktarlarda para kazanan ya da kaybeden insanların keyiflerini ya da hüsranlarını yazmıştır. Ancak bu hikâyeler esasta, büyük milletlerin, kurumların ve güçlü şahsiyetlerin paranın üretimi ve dağıtımı noktasında verdikleri ebedî mücadeleleri anlatmaktadır. Bu mücadelelerde bir yandan da paranın neyden meydana geldiği bile tayin edilmeye çalışılmıştır.
Tarihsel süreç boyunca paranın üretimi ve düzenlemesi işlemi, birbirinden farklı kesimler ve kurumlar eliyle gerçekleşmiştir. Devlet, farklı alt birimler, kilise ya da kimi özgül dinî tarikatlar, tüccar birlikleri, esnaf loncaları, bankacı aileler ve özel sanayiciler, millî bankalar ve döviz tüccarları, belirli tarihsel momentlerde özel kimi roller oynamışlardır. Para, sadece zenginlik ve lüks kaynağı olduğu için değil, ayrıca efendilere güç bahşettiği için de kavgaların sebebi olmuştur. Para, ordular inşa etmenin ve dağları yerinden oynatmanın büyülü anahtarıdır. Saraylar ve şehirler inşa etmek, toprağı, suyu ve havayı kontrol altında tutmak, kanallar açmak, donanmalar kurmak için para gereklidir. İktidarı elde etmek ve başkalarının kaybetmesini sağlamak için de para zaruridir.
Modern dünya ticaret sistemi Kolomb’un Yeni Dünya’ya ve Vasco da Gama’nın da Hindistan’a yaptıkları sehayatlerle başlar. Tarihte ilk kez gemiler büyük denizleri aşıp her kıtada ticaretin küresel şebekesine ait yeni bir liman inşa ederler. Kolomb ve Vasco da Gama’nın seyahatleri beynelmilel ticaretin çağını başlatır. İktidara ve zenginliğe uzanan yol, gemicilikten ve ticaretten geçmektedir.
Küresel ticaretin iki yüzyıllık macerası ardından ana güzergâhlar netleşir ve birçok rakip unsur, baharatları ve ipekleri Asya’dan Avrupa’ya taşımak, Afrika’dan Amerika’ya köle götürmek ve gümüşle şekeri Amerika’dan Avrupa’ya getirmek için kavgaya tutuşur. Ticaretin kontrolü Portekiz ve İspanya’dan İngiltere, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin eline geçer. Zamanla, on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında, sanayi üretiminin gelişimi ile birlikte, İngiltere yeni bir güzergâha sahip olur. Faaliyet merkezleri ve kâr kaynakları ticaretten üretime doğru kayar. Bu süreç yirminci yüzyılın sonlarına dek devam eder.
Zenginlik, tüccarların elinden, tekstille başlayıp, ilerleyen süreçte çeliğe ve diğer metallere doğru kayan bir üretime odaklanmış sanayicilerin eline geçer. Sanayi kapitalizminin büyük eleştirmeninin, Karl Marx’ın ifadesiyle, iktidar ve zenginlik, “üretim araçları”nı, fabrikaları ellerinde bulunduranlarındır artık. Yirminci yüzyıl başlarında araba gibi kimi tüketim mallarına odaklanmış olan üretimin odak noktası, yüzyıl sonunda, bilgisayar benzeri ürünlerin ve yüzyılı hükmü altına alan bir dizi savaşı besleyen silâhların üretimine kaymıştır.
Kolomb ve Vasco da Gama’dan sonra küresel ticaret üzerindeki tekellerini bir biçimde muhafaza edemeyen Portekiz ve İspanya gibi sanayileşmiş ülkeler de üretim üzerindeki tekel oluşlarını süreklileştirememişlerdir. Bu süre zarfında Kuzey Amerika, Japonya ve dünyanın geri kalan kısmı üretimin tekelini ellerine geçirmiştir. Üretim, iktisadî bir asalet olmaktan çıkıp verili bir nitelik arz etmeye başlamıştır. Bir süre sonra Brezilya ve Hindistan, eski sömürgeci efendilerinden daha fazla üretir konuma gelmiştir. Bilgisayar ve tekstil ürünleri, Almanya ya da ABD yerine, Malezya ve Meksika gibi ülkelerde daha ucuza üretilmeye başlanmıştır.
1990’larla birlikte üretimin eskiye nazaran ekonomiyi artık kontrol edemediği ortaya çıkmıştır. Üretim araçlarının sahipleri artık birkaç tekil şahıs ya da ailenin elindedir ve özgül bir sınıfı teşkil etmekten uzaktır. Şirketler, sınırlı ve sabit gelirli emeklilerden yüzlerce firmanın hisse senedini elinde bulunduran milyarderlere kadar, milyonlarca hissedara aittir.
Yeni zuhur eden bu sistemde iktidar, büyük miktarlarda paraya sahip olan, kimi zaman da bu parayı aracı kurumlar, bankalar, emeklilik planları, sigorta acenteleri ya da yatırım fonu yönetimi aracılığıyla kontrol eden yeni bir finansçı sınıfının eline geçmektedir. Bu sınıf baharat, ipek ya da köle ticareti ile uğraşmaz ama füzeden videoya ya da kahve makinesine dek tüm ürünlerin üretimini kontrol eder. Aynı sınıf, para akışını, daha doğru bir ifade ile paranın formunu kontrol altında tutar. Paranın metal ve kâğıt formundan, plastik ve bilgisayar çipleri formuna geçişinde, bu finansçılar, paranın bir para biriminden diğerine, hisse senedinden belediye tahviline, mevduat tahvilinden satın alma opsiyonlarına, ipotekten yatırım fonlarına ya da vadeli hesaptan çürük tahvile doğru her türden hareketini kontrol ederler.
Yeni yüzyıl, önemi giderek daha fazla artan paranın koşulladığı yeni mücadelelere tanık olacaktır. Bizler uzun bir rekabet dönemi süresince birden ortaya çıkan, hızla çoğalan ve aniden çarpışan dalgalar içinde kaybolan çok sayıda para türünü göreceğiz. Yeni paranın kontrolüne ilişkin yolların arandığı bu süre zarfında birçok rakip unsur yeniçağın temel para kurumu olmak için mücadele edecektir.
Tarihin de tekrar tekrar gösterdiği üzere, ne hükümet ne de piyasa paranın düzenlenmesi noktasında kâfidir. Neron’dan Nixon’a dek hükümet görevlileri ve finansçılar kısa erimli çıkarları için parayı kontrol etme kudretlerini her daim istismar etmişlerdir. Roma imparatorları, ordunun ve bürokrasinin giderek artan masraflarını karşılamak adına demir para içindeki gümüş miktarını azaltmışlardır. Fransız bankacılar ve finansçılar saf halka değersiz kâğıt para ve hisse senedi basmışlardır. Neron döneminde tedavülde olan Roma dinarından Arkansas Dükü dönemindeki Fransız assignat’ya kadar politikacılar ve finansçılar yeni para sistemleri kurmuşlar, bu sistemler başlarda ekonomik durumu iyileştirmiş ama nihayetinde sarhoşluk hâli geçip alacakların vadesi dolunca değeri düşürülmüş paraya dayalı sistem çökmüştür.
Takvim ve ölçüm sistemi gibi para da keyfi yönleri olabilen bir kültürel yapıdır. Paranın makul düzeyde işlerlik kazanabilmesi için istikrara ve tahmin edilebilirliğe ihtiyacı vardır. Bir toplum takvimini güneşe, aya ya da her ikisine birden dayandırabilir ancak takvim gerçek dünyanın bir yerinde bağlayıcı bir çapayı gerektirir. Buradaki mühim mesele, takvimin istikrarlı bir sistemin parçası olarak işlemesi ve tüm insanlarca anlaşılmasıdır. Aynı şekilde para da deniz kabuğu, boncuk, altın, gümüş, plastik ya da elektrona dayanıyor da olsa pratik ve tahmin edilebilir olmak zorundadır.
Son birkaç yüzyıldır hükümetler söz konusu istikrarı para birimlerini düzenlemek ya da parayı düzenleyen bankaları kontrol etmek suretiyle sağlamaya çalışmışlardır. Millî para birimleri bugün önemini yitirmekte ve tüm dünya yeni bir sistemle karşı karşıya kalmaktadır. Bizler bugün değer bakımından tek başına hiçbirisinin belirleyici olmadığı, birbirine rakip bir dizi para sisteminin işlediği bir geçiş aşamasına giriyoruz.
Kimi yönlerden bu yeni sistem farklı para türlerinin ve değerli malların bir arada işlediği ilkel sistemlere benzemektedir. Bu, üst üste binen, paralel para sistemlerine işaret etmektedir.
Her ne kadar dolar ya da yen gibi millî para birimleri varlıklarını muhafaza etmeyi sürdürecek olsalar da, elektronik teknoloji, en azından bir süre, birbirinden farklı para biçimleri üretecek ve bu üretim devletin kontrolüne asla giremeyecektir. Devlet kontrolünden azade olmakla para hayatımızda geçmişte olduğundan daha fazla önemli olacaktır.
Dünya tarihinde ilk ortaya çıktığından bu yana para yeni kurumlar ve yeni hayat tarzlarını koşullamış ama aynı zamanda yeni sistemleri aşındırıp yerlerine başkalarının gelmesine neden olmuştur. Para biçiminde meydana gelen teknolojik ve sosyal her türden değişim paranın hayatlarımızdaki rolünü artırmıştır. Yüzyıllar boyunca para sadece ticarî ilişkilerde değil, ayrıca giderek daha fazla, dinsellikle, cinsellikle ve aileyle ilgili tüm ilişki biçimlerine ait tanımlayıcı bir değişken olarak rol oynamıştır.
Henüz ortaya çıkmakta olan küresel ekonomide paranın ve onun üzerine kurulu olan kurumların iktidarı, tüm milletlerin, milletlerarası birliğin ve beynelmilel örgütlenmelerin gücünü aşacak niteliktedir. Elektronik teknolojinin kudreti tarafından ileri sürülüp muhafaza edilen ve hiçbir ülkeye sadık olmayan yeni bir küresel seçkin gurubu ortaya çıkmaktadır. Ancak tarihin de gösterdiği üzere, parasal devrimler yapan insanlar sonuçta her daim bu devrimlerden fayda görenler olmazlar. Parada yapılmış mevcut elektronik devrim, paranın kamusal ve özel hayattaki önemini artırmayı, toplumsal hayatın tanımlayıcı unsurları olarak akrabalık ilişkilerinin, dinin, mesleğin ve yurttaşlığın etkisini kırmayı vaat etmektedir. Özetle hep birlikte bir Para Çağı’nın şafağında olduğumuzu görmemiz gerekmektedir.
Homo oeconomicus artık bizim arkamızda değil, önümüzdedir.” (Marcel Mavss)
Jack Weatherford

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>