Suriye’de Gölge Savaş

2 Aralık 2011 admin
Hedef Suriye: Libya’nın da üzerine çıkan stratejik bir ödül. Sahne kuruldu. Bahisler fazla yüksek olamazdı. Suriye, Libya’nın ikinci sürümü mü? Libya 2.0. remiksi. Koruma sorumluluğu ile sürece dâhil olan siviller demokrasi ile bombalandı. Ama (Rusya ve Çin’in veto etmesi muhtemel) BM Güvenlik Konseyi’nin kararını beklemeden. Sadece Türkiye bir yıldız gibi parladı, öne çıktı ve iç savaşın ateşi içinde safını tuttu.
“Geldik, gördük, öldürdük”ten gayrı laf etmeyen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, birkaç hafta önce Endonezya televizyonunda kehanette bulunarak, Suriye’de bir iç savaşın başlayacağını söyledi. Bu savaşın bir tarafı, iyi finanse edilmiş ve silâhlandırılmış asker kaçaklarından oluşan muhalif güçler olacaktı.
Şimdi sıra NATO-Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi ittifakındaydı. Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi ile NATO arasındaki simbiyotik ilişki önemli bir başarı aslında. Britanya ve Fransa gibi NATO üyeleri ile KİK’e mensup Katar ve BAE gibi monarşik ülkeler önemli bir güçbirliği oluşturuyorlar.
Yakın zamanda tutuşturulacak ateşin sıcaklığında, girişi paralı o cennetlerinde, ısınmak niyetindeler.
NATO-KİK Savaşı
Eskiden asi olarak bilinen Libyalılar, diğer adı Celil olan Mustafa Abdul’un ve dolayısıyla Geçici Ulusal Konsey’in rızası ile kısa süre önce Türkiye üzerinden Kaddafi’yi deviren 600 kişilik bir birlik dâhilinde, Özgür Suriye Ordusu safında savaşmak için gemiyle Suriye’ye gittiler.
Her ân tetik düşürmeye hazır ve nazır olan Libyalılar, Kaddafi rejimine ait askerî depolardan yağmaladıkları ya da NATO ve Katar tarafından bağışlanan çok sayıda silâha sahipler. Bu gelişme, İslamcıları kendi yurtlarını cehenneme çevirmeleri yerine Afganistan’a savaşmaları için gönderen Suud Sarayı’nın eski hamlesine benziyor.
Geçici Ulusal Konsey için testosteronu hayli yüksek bu işsiz savaşçıların Kuzey Afrika’dan uzaklaştırılıp Ortadoğu’ya gönderilmesi gayet hayırlı olacaktı. Ayrıca NATO üyesi Türkiye için de savaşın olmadığı koşullarda (o başbelâsı Rusları ve Çinlileri suçlayarak) tercih edilebilecek en iyi seçenek, söz konusu işi paralı askerlere yaptırmaktı.
Baskı gayet acımasız bir düzeyde. Brüksel’deki diplomatlar Asia Times Online’a teyit ettikleri kadarıyla NATO-KİK operasyonlar için Hatay, İskenderun’da bir komuta merkezi kurdular. Hayatî önemdeki Halep, kuzeybatıdaki bu Suriye şehri, Türkiye-Suriye sınırına en yakın nokta. Bu komuta merkezi için uydurulan hikâye ise Suriye’ye açılan bir “insanî yardım koridoru” oluşturmak.
Bu “insanî yardımlar” ABD, Kanada, Fransa gibi NATO üyeleri ile Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi KİK üyesi ülkelerden geliyor, KİK ülkeleri, NATO’nun parçası olmadıklarını söyleyip sadece “izleyici” olarak sürece dâhil olduklarını iddia ediyorlar. Söz konusu yardımların kara, deniz ve hava gücü ile uzman mühendisleri içerdiğini söylemeye gerek bile yok. Görevleri ise şu: kuzey Suriye’ye, özellikle İdlib, Rastan ve en önemlisi Halep’e sızmak. Halep 2.5 milyonluk nüfusu ile ülkenin en büyük şehri. Ekseriyeti, Sünni ve Kürt.
Brüksel’den gelen bu haberden çok önce haftalık Fransız dergisi Le Canard Enchaine ile günlük Türk gazetesi Milliyet Fransız istihbaratından ve İngiliz MI6’ten komandoların Özgür Suriye Ordusu’nu Hatay’da, kuzey Lübnan’da ve Trablus’ta şehir gerillacılığı teknikleri üzerine eğittiğini ortaya çıkardı. Tüfekten İsrail menşeili makineli tüfeklere ve RPG’lere kadar birçok silâh topluca ve gizli olarak bölgeye sokuldu.
Suriye’de Selefilerden küçük suçlu çetelerine kadar kimi silâhlı birliklerin askerlere, polise ve sivillere ta protesto hareketlerinin başlarından beri saldırdığı sır değil. Son yedi ay içinde 3.500 insan öldürüldü. Önemli bir bölümü sivil. Öldürülen asker sayısı ise 1.100’den fazla.
Ayrıca bir de asker kaçakları var. Esad rejimi, ülkedeki bu trajedi konusunda ısrarcı bir tavır takındığı süreçte paralı asker olarak nitelendirilemeyecek, silâhlı ve parasal desteğe sahip, dış güçlerin hizmetinde kimi güçlerden de bahsetmek gerekiyor.
Oy Hesabı
Libya’da olduğu gibi Arap Birliği NATO-KİK için kapı paspası görevini usulen yerine getirdi ve Suriye hükümetinin mal varlıklarını dondurma, merkez bankası ile ilişkili her türden ticarî ilişkiyi kesme ve yatırımları iptal etme dâhil, tüm tedbirleri oyladı. Özetle ekonomik sahada yürütülecek savaşı bizzat üstlendi. Lübnan gazetesi L’Orient Le Jour bunu kibar bir ifade ile “politik bir örtmece” olarak ifade etti. Birliğin 22 üyesinin 19’u Suriye’nin ilişkisini askıya aldı. Çoğunluğu Şiilerin teşkil ettiği Irak hükümeti ile Hizbullah’ın bir parçası olduğu Lübnan aleyhte oy kullandı.
Bu arada kirli bir fırsatçılığın sergilendiği bu müzikal oyununda Suriye Ulusal Konseyi ve onun İslamcı destekçileri hükümetle kurulacak her türden teması tümüyle reddettiğini açıkladı. Suriye İhvan’ının genel sekreteri Riad Şakfi, “Libya isyanı”ndan dem vurup Türk ordusunun kuzey Suriye’yi işgal etmesini ve bir tampon bölge tesis edilmesini istedi. Paris’te sürgünde bulunan eski başkan yardımcısı Abdulhalim Kaddam ve İspanya’da sürgünde bulunan diğer bir başkan yardımcısı Rıfat Esad gibi kimi fırsatçılar büyük bir yanılsama ile Müslüman Kardeşler’in kendilerine tahta geçme izni vereceklerini zannettiler.
Oysa yeni Suriye tümüyle Suud Sarayı’nın güdümünde olacak. Saray, Mısır’daki Müslüman Kardeşler ile (bu hareket son günlerde hızla iktidara yaklaşıyor) Türkiye’deki AKP ve Suriye’deki Müslüman Kardeşler arasındaki hayati bağ. Suudiler Türkiye’de önemli yatırımlar yapıyorlar. Mısır’da da güçlü bir konumdalar. Yeni Suriye’de de en büyük yatırımcı olarak öne çıkmak için can atıyorlar.
Bu noktada kilit mesele, Türkiye’nin oyundaki hamlesi. Türkiye, Suriye dosyası konusunda artık bir arabulucu değil. Rejim değişikliği müdafaasında herkesten önce öne atıldı. Tahran-Şam-Ankara arasındaki anlaşma 2010 itibarıyla unutuldu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun öne sürdüğü “komşularla sıfır sorun” politikası, o yumuşak güçle ilgili sıkça reklâmı yapılmış tez, çürüdü.
Davutoğlu, ülkesinin Suriye’ye dönük tedbirlerini ilân etti. Arap Birliği’nin kararlarını tekrarlayarak hükümetin finansal varlıklarını dondurduğunu ve merkez bankası ile her türden işlemin iptal edildiğini açıkladı. Davutoğlu, Suriye içinde, Türkiye sınırında askerî bir tampon bölge oluşturmak gibi bir gündemlerinin olmadığını söylese de NATO-KİK eliyle yapılan “insanî izleme” faaliyetlerine duhul etti. Kasım ortasında Türk medyası, kuzey Suriye’de uçuşa kapalı alan oluşturulması yönünde hazırlanmış planları aktardı. Sözkonusu tampon bölge de Halep olacaktı.
Peki, amaçlanan ne? “Kâhin” Hillary Clinton’a göre, bir iç savaş çıkartmak.
Hesaplaşma
Kendi politik modelini (KİK ülkeleri dışındaki) Arap dünyasının ekseriyeti Sünni kesimine satmaya çalışan Türkiye, İran ve Rusya ile ilişkilerinde yanlış bir hesap yapıyor. Enerjisinin yaklaşık %70’ini bu iki ülkeden temin ediyor. Rusya ve İran’ın Türkiye’nin NATO basıncı ile füze savunma sisteminin parçası olan bir radar istasyonuna ev sahipliği yapmasına kızdığını belirtmeye bile gerek yok.
Rusya’nın Suriye senaryosu ile ilgili gayet açık fikirleri var. Rus Dış İşleri Bakanlığı haftalardır şunu söylüyor: “Biz Suriye’ye dönük her türden askerî müdahale senaryosunu kesin olarak reddediyoruz.”
Bu tespit, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika dışişleri bakan yardımcılarının Moskova’da düzenlenen geçen haftaki toplantısında da gayet açık bir biçimde ifade edildi.
Bu noktada BRHÇGA kırmızı çizgilerini çekti. Suriye’ye dönük bir dış müdahalenin herhangi bir bahanesi yoktu. “Suriye’nin iç işlerine BM kararı olmaksızın dışarıdan müdahale etme ihtimali dışarıda bırakılmalı”ydı. “İran’ı bombalama” seçeneği yerine diyalog ve görüşme yoluna başvurulmalıydı. Ters tepecek her türden ek tedbirden uzak durulmalıydı. BRHÇGA, Libya senaryosunun yavaş yavaş bir NATO-KİK savaşına doğru evrildiğini açık biçimde görmüş oldu.
Tüm bunların üzerine uçak gemisi Amiral Kuznetsov nükleer füzeleri ile Murmansk limanından ayrılıp Doğu Akdeniz’e doğru yola çıktı. Ona Amiral Şabanenko isimli bir destroyer ile Ladny isimli bir firkateyn eşlik etti. Ocak ortasında bu gemiler Suriye’nin Tartus üssüne varmış olacak ve orada Karadeniz’deki Rus filosuna ait bazı gemilerle buluşacak.
Rus Savunma Bakanlığı’na bağlı 600 civarında askere ve teknisyene ev sahipliği yapan Tartus, Rusya’nın Karadeniz filosu için bakım ve ikmal hizmeti veren bir üs. İleride Rusların Bush Uçak Gemisi personelini bir voleybol maçına davet edip etmeyecek olmaları heyecanla beklenen bir husus.
Suriye halkının Esad rejimi dışında bir rejim istedikleri açık. Ama onlar aynı zamanda insanî bombardımanları ve iç savaşı da istemiyorlar. NATO’nun Libya’da yaptığını gördüler. Ülkenin tüm altyapısı tahrip edildi, şehirler bombalandı, on binlerce insan öldü ya da yaralandı, El-Kaide Trablus’ta iktidara geldi ve etnik nefret giderek yaygınlaştı. Onlar yeni bir katliam istemiyorlar. Ama NATO-KİK istiyor.
Pepe Escobar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>