Seyyid Derviş

29 Aralık 2011 admin
Şeyh Seyyid Derviş: Kimliğinin Peşindeki Ses
Seyyid Derviş, Türkiye’de müziğe çok detaylı yaklaşanlar dışında geniş kitlelerce pek bilinmeyen, ancak doğu coğrafyası, en azından Arap Müziği için, önemi hiç azalmayacak bir müzik adamıydı. Birçok sıradışı yetenek gibi, yaşarken kadir kıymet görmemiş, öldükten sonra neredeyse bir mit olmuştu. 1893 doğumlu olan ve Mısır Arap Cumhuriyeti Milli Marşı’nın da bestecisi olan Derviş, tatmin edici bir kariyere ulaşmak üzereyken hayatını kaybettiğinde yıl 1923’tü. Ardından, müzik okulları onu, Arap Müziği’nde modernizme geçişin, yaşanan dönüşümün simgesi olarak, bayrak yaptı. Özellikle Mısır’da, kültürel emperyalist Osmanlı’nın etkisiyle, bir seçkinler sınıfının eğlence aracı olan “doğu ezgileri”nin, halka yayılmasında, bir anlamda ulusal bir çerçeveye bürünüp, kimlik kazanmasında başrolü oynayan besteci olarak, okullarda ders konusu hâline gelmesi, kuşkusuz ki ölümünden sonra oldu. Seyyid Derviş de bir ayağa kalkandı, karşı çıkan ve kendi yolunu çizen bir besteciydi.
İskenderiye doğumlu Derviş, çocukluğunda bir münşid(*)olmak üzere eğitildi. Derler ki, ailesine bakmak için işçilik yaptığı bir gün, sıvacı olarak tuğlaları dizerken söylediği şarkıyla, gezgin bir tiyatro ekibinin dikkatini çekiyor. Ekiple birlikte Suriye’yi turlayan Derviş ülkesine döndüğünde, savaşın da etkisiyle iş bulamayınca, turne sırasında aldığı müzik eğitiminin katkısıyla kafelerde ya da bulduğu her fırsatta sahnelerde söylediği şarkılarla geçiniyor. Sesi, dönemin ünlü şarkıcılarıyla karşılaştırıldığında alelade değildir Derviş’in. Bilinen, güçlü Arap sesine karşılık, Derviş’in güçlü yanı sesi değil, beste yeteneğidir.
1918 yılına kadar, basmakalıp bir mücadele içinde şarkı söyleyerek hayatını kazanmaya çalışan Derviş, sahneye çıktığı birçok mekânda başarısız olarak addedilir. İş bulmakta zorlanır. 1918 yılında ise, kendisi için radikal bir karar alır ve Arap lirik tiyatrosuyla uğraşan Selim Higazi’nin ekibine katılıp Kahire’ye yerleşir. 1920’lerin başlangıcına kadar, hem tiyatro oyunlarına beste yapar, operetler/librettolar besteler, dönemin “Sahnelerin Kraliçesi” diye tanınan Mısırlı şarkıcı Munire Mehdiye ile şarkılar söyler. Mısır, tiyatronun da gücüyle, arka arkaya milliyetçi görüşleri öne çıkaran, Mısır kültürüne sahip çıkan şarkı kitap ve oyunlarla hareketlenirken, besteci olarak Derviş bu hareketin tam göbeğinde yer alır. 1920 yılında opera bestelemeye başlar ve “Kleopatra ile Mark-Anthony” isimli bu opera ancak 1927 yılında (ölümünden sonra) sahnelenir.
1920’lerin başlarında Derviş artık tiyatro kumpanyalarının aranan bestecisi olmuştur. Hatta kendi tiyatrosunu kurup, başrol oyuncusu olduğu dönemleri de yaşar, ancak bu oyunlar başarısız olur. 1922 yılında yine tiyatro oyunları için beste yapmaya başlar, 1923 yılında ise yaşamı sona erer.
Sesini üç plak firması kaydeder. Bir Ermeni göçmenin sahibi olduğu küçük bir plak şirketi 1914-20 arası çalışmalarını, Alman firması Odeon 1922 yılı çalışmalarını ve bir başka firma da 1922 yılına ait çalışmalarını kaydetmiştir. Bu kayıtlar, ilerleyen yıllarda dijital olarak temizlenir. Birçok bestesi ise farklı şarkıcı ya da müzik grubu tarafından yorumlanmış ve icra edilmiştir. Ölümünden sonra yaratılan mite uygun olarak, aşırı kokainden öldüğü söylense de, oğlu Hasan Derviş yazdığı kitapta bunun doğru olmadığını söylemiştir. Müziğe yaklaşımıyla kendi alanının “devrimci” ruhlu bestecisi, yıldızlardan bir yıldızdır artık o.
(*) Güzel şiir/şarkı okuyan/söyleyen. Arap ülkelerinde ayrıca müezzinlik benzeri bir sorumluluğu olan kişilerdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>