Panetta’nın Ortadoğu Turu

2 Ağustos 2012 admin

İki gün önce bir hafta sürecek Ortadoğu turuna başlayan ABD Savunma Bakanı Leon Panetta Suriye’de rejimin değişmesini istedi, ayrıca İran’ı da yaptırımlarla ve savaşla tehdit etti.
Panetta, Tunus’taki Nahda Partisi’nden başbakan Hamadi Cibali liderliğinde işleyen İslamcı rejimi, Mısır’ın İslamcı cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi ve ABD destekli askerî cuntanın lideri Mareşal Hüseyin Tantavi’yi ziyaret edecek. Panetta, ardından İsrail’e gidecek ve oradan da Ürdün Kralı Abdullah’la bir araya gelecek.
Panetta’nın ziyaretinin amacı, bir yandan ABD’nin Tunus ve Mısır’da kütlesel emekçi ayaklanmaları ardından iktidara gelen İslamcı rejimlerle bağlarını güçlendirmek ve bölge genelinde Washington’un gerçekleştirdiği askerî müdahale sürecini derinleştirmek.
Başkent Tunus’ta Panetta, Mali’deki El-Kaide bağlantılı güçlerin takibinde terörizmle mücadele için görevlendirilmiş Tunuslu subaylarla ABD’li subayların daha sıkı bir işbirliği içine girmesini talep etti. Geçen yıl Albay Muammer Kaddafi’nin NATO eliyle devrilmesi sonrası komşu Mali’ye kaçan Tuareg güçleriyle işbirliğine giden ve Bamako’daki merkezî hükümete karşı isyan eden bu gruplar, bugün itibarıyla kuzey Mali’nin önemli bir bölümünü kontrol altında tutuyorlar.
Panetta, tur boyunca yaptığı açıklamalarda İran’ı da tehdit etti ve “savaş dâhil tüm seçeneklerin masada durduğu”na ilişkin Obama yönetiminin alışıldık tehdidini tekrarladı.
Hafta sonu boyunca ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon da Tahran nükleer programını terk etmezse, İran’la savaşılması ve ülkedeki nükleer tesislere baskınlar düzenlenmesine ilişkin ABD menşeli acil durum planları konusunda İsrailli subaylara brifing verdi.
Ancak öte yandan Panetta, mevcut uluslararası yaptırımların Washington’un kabul edebileceği bir anlaşmanın görüşülmesi noktasında İran’ı zorlayabileceğini söylüyor. ABD ve Avrupa Birliği, uyguladığı yaptırımlar sonucu, İran’ın petrol ihracatını yüzde 40 oranında azalttı. İran para birimi dolar karşısında yarı yarıya değer kaybetti. Bu hamleler gıda dâhil, ithal ürünlerinin fiyatlarını yükseltmek suretiyle İranlı işçileri daha fazla sefalete sürükledi.
Panetta’nın ifadesiyle, “bu yaptırımlar İran ekonomisi üzerinde ciddi sonuçlar doğurdu. İran verili durum dâhilinde açık biçimde ifade edilmese de görüşmeler konusunda niyetli görünüyor ve diplomatik bir çözüm bulmaya çalışıyor.”
Bu yılın başında İsrail’in 2012 Bahar’ında İran’a “muhtemelen” saldıracağına ilişkin değerlendirmesini terk etmiş görünen Panetta, şimdi İsrail’in İran’la ilişkili olarak herhangi bir karara varmadığını söylüyor.
Ayrıca Panetta, İran’ın önemli bir müttefikini, ABD desteğiyle Suriye’yi bir iç savaşa sürükleyen Sünni ayaklanması ile yüz yüze olan rejimin başındaki Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ı da tehdit ediyor.
Panetta’nın Tunus’ta verdiği beyanata göre, Suriye’nin kuzeyindeki Halep şehrinde Esad karşıtı milislerin birçok kilit bölgeyi ve kontrol noktasını ele geçirdi. Ordu birlikleri Selahaddin ve Sahur mahallelerine saldırdı. “Asi” güçler ayrıca Esad karşıtı güçleri destekleyip silâhlandıran Türkiye’nin Suriye sınırı ile Halep arasındaki güzergâhı kontrol etmelerini sağlayacak, Anadan’daki bir kontrol noktasını da ele geçirdiler.
Kızıl Haç/Kızılay görevlilerinin iddiasına göre, Halep’ten 200.000 kişi kaçtı.
“Esad’ın devrilmesi” için uluslararası planda gayret gösterilmesini isteyen Panetta şu tespiti yaptı: “Eğer Halep’te kendi halkına karşı bu tarz bir trajik saldırı gerçekleştirmeyi sürdürürse kanaatimce Esad tabutuna o son çiviyi de çakacaktır. Esad’ın kendi halkına yaptığı ve hâlâ yapmaya devam ettiği şey, Esad rejiminin sona geldiğini açık biçimde gösterdi. Rejim tüm meşruiyetini kaybetti. Artık rejimin sona erip ermediği ya da ne zaman sona ereceği sorusu hükmünü yitirdi.”
Panetta’nın Esad’ın tabutuyla ilgili ifadesi esasında geçen yıl devrilen ve katledilen Kaddafi’ye dönük bir atfı içeriyor. Bu ifade açıktan bir suikast tehdidi barındırıyor.
Aynı zamanda bugüne dek asileri silâhlandırmadığını iddia eden ve onların esas olarak kendi müttefikleri Suudi Arabistan ile Katar tarafından silâhlandırıldığını söyleyen Washington, Pazar gününden itibaren açıktan silâh temini noktasında önemli bir adım attı. Reuters’in tespitine göre, Beyaz Saray asilere örtülü olarak yardım edilmesi yönünde talimat verdi.
Fransız hükümeti de bu hafta Suriye meselesinin ele alınması ve Esad rejimine “baskı uygulanması” amacıyla BM Güvenlik Konseyi’nin toplanmasını istedi.
Panetta’nın seyahati, ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik emperyalist çıkarlarını savunmak amacıyla, Pentagon’un bölgede gerçekleştirdiği operasyonların yeniden organize edilmesi niyetini yansıtıyor. Bu noktada Tunus ve Mısır’daki ABD destekli seküler diktatörlükleri deviren emekçi ayaklanmaları sonrası iktidara gelen sağcı İslamcı partilerle kurulan bağların güçlendirilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda ABD’nin bölgesel çıkarlarına karşı duran Suriye ve İran gibi rejimlerin devrilmesi amacıyla bölgeye müdahale ediliyor.
Panetta’nın ABD’nin El-Kaide ile savaştığı ya da Esad’ın “kendi halk”ını öldürmesine mani olmaya çalıştığına ilişkin argümanları gülünç ve yanlış. Esasında ABD, Suudi ve Katar monarşileri gibi Sünni İslamcı rejimlerle kurduğu işbirliğinin bir parçası olarak, yabancı İslamcı savaşçıların Suriye’ye sızıp Suriye ordusuna saldırmaları için seferber edilmelerine yaslıyor sırtını.
Wall Street Journal’da eski ABD Özel Operasyonlar danışmanı Seth Jones şunu yazıyor: “Önemli bir bölümü Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan gelen ve Suriye’de çoğunlukla “Levant Halkı için El-Nusra Cephesi” ismi altında faaliyet gösteren El Kaide üyeleri bir kısmı ideolojik olarak aynı safta duran, bir kısmı ise sadece para kazanmak için eyleme geçen kaçakçıları kullanıyor ve böylelikle ülke dışından gelen savaşçılar için Türkiye ile Irak güzergâhını kontrol altına almaya çalışıyor. ABD Hazine Bakanlığı görevlilerine göre, Körfez ve Levant’taki bu güçlere mali destek veren bağışçıların sayısı giderek artıyor.”
Jones şunu da ekliyor: Irak’taki El-Kaide, Suriye’deki ABD destekli güçlere tüfek, hafif makineli silâhlar ve roket güdümlü el bombaları ile bomba yapımı uzmanları temin ediyor.
ABD’nin Esad rejimini devirmeyi hedefleyen operasyonu tüm bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Esas olarak Türkiye merkezli hareket eden Esad karşıtı Hür Suriye Ordusu, Guardiangazetesine yaptığı açıklamada, Suriye’de kendilerine bağlı olmayan en az dört birliğin olduğunu ve bunların arasında Libyalı bir gerilla tugayının da bulunduğunu söylüyor. Bu açıklamaya göre, Esad’a karşı hareket eden bağımsız yabancı birliklerin toplam sayısı muhtemelen “bilinenden daha fazla.”
Türkiye ise Kürd ayrılıkçı milislerin Suriye’de belli bölgeleri ele geçirip ülkeye sızmalarından endişeli. New York Times’ın haberine göre, Türkiye, Kürd gruplarının Suriye içinden ülkeye saldırması durumunda, Türkiye’nin Suriye’ye saldırmakta tereddüt etmeyeceğini söylüyor.
Türkiye, Suriye sınırı boyunca kendi konumunu takviye etmek amacıyla buraya birlikler, silâhlı personel taşıyıcılar ve füze bataryaları gönderdi.
Ürdün de Suriye’nin kimyasal ve biyolojik silâh stoklarını ele geçirmek için bu ülkeye Özel Kuvvetler’ini göndermeyi düşünüyor.
Alex Lantier

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>