Katar: Savaş Çığırtkanlarının İyilik Meleği

6 Ekim 2014 admin
14 Temmuz 2014’te Pentagon’da ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Katar hükümeti temsilcileriyle 11 milyar dolarlık bir silâh anlaşması imzaladı. Anlaşma, Apaçi helikopterleri, gelişmiş karadan havaya fırlatılan füzeler ve Javelin modeli elde taşınır karadan havaya savunma sistemlerinin dünyanın en acımasız ve gerici diktatörlüklerinden birine verilmesini öngörüyor. 2014 yılında imza edilmiş en büyük silâh anlaşması, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ABD’nin emperyalist çıkarlarının savunulmasında Katar yönetici sınıfının iyi bir tutum sergilemesinin karşılığında bir hediye olarak imza ediliyor. Katar, bu ödülü ayrıca Suriye’deki isyancı gruplara silâh tedarik ettiği, Libya’daki NATO işgalinde rol oynadığı ve Körfez’de devrime karşı kale gibi durduğu için alıyor. Katar’ın ABD, Britanya ve Fransa ile imzaladığı bir dizi savunma anlaşması mevcut, ülke aynı zamanda Ortadoğu’daki en büyük askerî üssüne de ev sahipliği ediyor.
Geçen Ağustos ayında, iki yıl önce Türkiye’nin güneyinde Nusret Cephesi tarafından kaçırılan ABD’li yazar Peter Theo Curtis, Katar temsilcilerinin yaptığı görüşmeler sonucu serbest bırakıldı. Katar, “Curtis’in serbest bırakılmasının Suriye’deki doğru insanlarla kurulan iletişimin bir sonucu olduğunu” söyledi. Bu olay, 13 Rum Ortodoks rahibenin beş ay önce serbest bırakılmasının ardından gerçekleşti. Bu “insanî yardım” amaçlı serbest bırakma karşılığında Katar 43 milyon sterlin ödedi. Robert Fisk’in yorumuna göre, “Bu rahibeler dünyadaki en pahalı rahibeler olmalı. Eğer öyleyse, dili zehirli basına ve iç savaşa dair yoğun dedikodulara kulak asmamak gerek.” Bu olaylar, Katar’ın Suriye’deki varlığının insanî yardım düzeyinde olduğunu göstermek için planlanıyor. Ama aynı zamanda Katar, aşırı köktenci grupların Baasçı devleti yıkmaya dönük çabalarını da destekliyor. Katar, Obama’nın isteklerinin ötesine geçen ve isyancılara geçen yıl ısı güdümlü omuzdan ateşlemeli füzeler gönderdi. Geçen yıl o, Sudan hükümeti tarafından bu gruplara satılan silâhların aracısı olarak rol oynadı. Teslimat ise Türkiye üzerinden gerçekleştirildi. Gemiler, Çin yapımı uçaksavar roket rampaları getirdiler ve bu roketler, Suriye ordusuna ait uçaklara fırlatıldılar.
Katar, Kasım 2013’te İslamî Cephe’yi kuran ana unsur. Cephe’nin ana programatik hedefi, Esad rejimini yıkmak. Örgüt, hem sekülerizme hem de Kürd bağımsızlığına karşı. Katar hükümeti Cephe’nin içeriğini tayin etti, bu noktada El Cezire’yi kullanarak grubun “adalet devletini, hukuk ve özgürlük nizamını” amaçladığını propaganda etti. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Aralık 2013’te ifade ettiği üzere, “ABD, henüz İslamî Cephe ile görüşme imkânı bulamadı. Herhangi bir tartışma olmadı. Böylesi bir görüşmenin olması mümkün.” Katar, cephenin en büyük grubu olan, El-Kaide ile bağlantılı Ahraruş Şam grubunu destekledi. O ve diğer bileşenler mezhepçi katliamlar gerçekleştirdiler. Bunlardan biri de Ağustos 2013’te Lazkiye’de katledilen 190 sivil. Katar’ın desteklediği grup, IŞİD ve Nusret Cephesi ile çatışmalı. Katar’ın bugüne dek Suriye için 3 milyar dolar harcadığı tahmin ediliyor. Bir kez daha, emperyalizmin desteklediği savaş oyunlarının bedeli sıradan insanların çektiği çile oluyor.
General Sisi’nin Temmuz 2013’te Mısır’da gerçekleştirdiği askerî darbeden beri Katar Müslüman Kardeşler’i desteklemeyi sürdürdü. İhvan, kendisini ve Hamas’ı terörist örgüt ilân eden, ayrıca Gazze kuşatmasının sürdürülmesi noktasında İsrail ordusu ile işbirliği kuran Mısır hükümetinin yoğun baskısına uğradı. Katar’ın darbe eleştirisine cevap olarak Mısır Katar elçisini çekti ve Mısır’ın iç işlerine müdahale etme, El Cezire üzerinden nefret ve şiddeti kışkırtma, dedikodular yayma politikasına son vermesini, suçluları teslim etmesini öngören bir anlaşma imzalamayı talep etti. Mısır, El Cezire muhabirlerini hapiste tutmaya devam ediyor. Katar ise Suriye’de yaşananın aksine, el konulan kişiler için tek kuruş ödemediği gibi, müzakerelerin pek kolay olmadığını da biliyor.
ABD ve müttefikleri, Mısır’da Sisi rejimini yoğun biçimde desteklediler. Öte yandan Katar’la kurdukları ilişki, onların bölgenin istikrarsızlaştırılması politikasını kabul ettiklerinin bir delili. Obama hükümeti Mübarek’e, Mursi’ye ve Sisi’ye silâh temin etmeyi sürdürdü. Mursi’nin devrilmesinden sonra askerî yardımın 1,3 milyar dolarlık bir kısmını dondurdu ama darbeden beri bu kısmın verilmesi için kimi adımlar attı. John Kerry, kısa süre önce Mısırlı yöneticilere, “Apaçilerin geleceğinden, hatta çok kısa süre içinde geleceğinden eminim” diyerek teminat verdi.
Katar’ın Mısır’da oynadığı rol, ülkenin diğer Körfez diktatörlükleri ile ilişkilerini gerdi. Mart ayında, Suudilerin hâkimiyetindeki Körfez İşbirliği Konseyi toplantısı ardından Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri beklenmedik bir karar alarak, Katar’ın iç işlerine karışmasını bahane edip elçiliklerini çekti. Mesele, Katar’daki yönetici sınıfın Mısır’da İhvan’ı, Filistin’de Hamas’ı, Suriye’de Suudi karşıtı isyancı güçleri ve Lübnan’da Hizbullah’ı desteklemesiydi. BAE, Kuveyt ve Suudi Arabistan Sisi rejimini finanse ediyor, İhvan’ı ulusötesi bir tehdit olarak görüyor, onun kendi ülkelerindeki istikrarı bozabileceğini düşünüyordu. Bu ülkelerdeki İhvancıların faaliyetleri yasaklandı ve bu kişiler hapse atıldılar.
Hem Suudi Arabistan hem Katar, Arap Baharı’nın politik kontrolü için belirli bir mücadele vermekte, Körfez’i ve Kuzey Afrika’nın emperyalistlerce yağmalanması süreci ile kurdukları bağları tehdit eden her türden gücü söküp atmaya çalışmakta.
Emperyalistler ise her iki ata birden oynuyorlar. ABD’li ve Avrupalı liderler Batı müdahalesine yönelen uluslararası muhalefetin ve İsrail’e güvenmenin sınırlarının farkındalar. Katar ise Taliban, İhvan veya Hamas ile müzakere etme noktasında yegâne imkânı sunan ülke. Katar, bu aşamada bölge genelinde tüm gerici güçlerin safında sürece müdahale etmeye gönüllü bir ajan ve stratejik açıdan önemli bir Körfez ülkesi olarak faaliyet yürütecek. Katar, Rusya’dan sonra dünyanın en büyük ikinci gaz ihracatçısı ve Gaz Troykası’nın bir parçası, aynı zamanda İran ve Rusya ile müttefik. Bugün AB’li kapitalistler, Katar’ın Avrupa’yı Rus gazına mahkûm olmaktan kurtarmasından söz ediyorlar. Ama saraylar ve futbol stadyumları inşa etmek için her ay 20 Hintli göçmen işçinin öldüğü bir ülkede direniş de asla çok uzak bir ihtimal değil.
Louis Brehony

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>