IŞİD, Rojava, Barış Süreci

24 Haziran 2014 admin
Bugün tüm dünya genelinde, Irak-Şam İslam Devleti’nin Suriye ve Irak’ta kontrol ettiği bölgenin genişliğini gören herkes üzüntü ve çaresizlikten ellerini ovuşturup duruyor. Bilhassa isyancı grubun son dönemde Irak’ta ele geçirdiği bölge oran olarak epey endişe verici bir boyutta. Ancak IŞİD büyük ölçüde kendi iradesiyle ilerliyor, Irak ordusunu düzenli olarak püskürtse bile, IŞİD komutanları, Irak’ta Kürtlerin ellerinde bulunduğu bölgeden gayet bilinçli biçimde çekiniyorlar. Açık olan şu ki bu komutanlar, Kürd peşmerge savaşçılarıyla kavgaya tutuşmak istemiyorlar.
VICE News Cemil Bayık ile birlikteydi. Yoldaşları arasında “Cuma” olarak bilinen Cemil Bayık’la Musul’un 75 mil doğusunda bir noktada buluştuk. Bayık, 1978’de kurulan Kürdistan İşçi Partisi’nin kurucu isimlerinden biri. Yıllarca askerî kanatta faaliyet yürüten Bayık, kendisini Suriye ve Lübnan askerî kamplarında eğitmiş. Bugün Suriye, Türkiye, İran ve Irak’ta bulunan kısımlarda kendi özerk devletlerini tesis etmek için verilen Kürd savaşında uzun süredir kilit bir isim olagelmiş. Kanaatince IŞİD’in Irak ve Suriye’de gerçekleştirdiği ilerleme, bölgede Kürdlerin elde ettiği kazanımları engellemeye dönük önceden tasarlanıp koordine edilmiş bir plan dairesinde, başkalarının yardımıyla gerçekleşti.
VICE News: IŞİD’in Ortadoğu’daki IŞİD saldırısına tepkiniz ne oldu?
Cemil Bayık: Ortadoğu, sadece bölge halkları değil, tüm insanlık için büyük bir tehdit olan, hızlı bir parçalanma sürecinden mustarip. Mezhep savaşı büyük bir yıkıma yol açacak, bu sebeple demokrasi, özgürlük ve adalet ciddi bir darbe alacak. ABD ve Avrupa bu tehdidin başlıca sorumlularıdır. Onlar bölgeye yönelik gerçekleştirdikleri müdahaleyi politik İslam’ı destekleme stratejisine dayandırdılar, IŞİD de bu stratejinin bir uzantısıydı. Söz konusu strateji Irak’ın parçalanmasını getirecek; önümüzde sadece iki seçenek var: Irak’ın birliğini muhafaza etmek için konfederal bir devlet oluşturma ya da yeni devletlerin ortaya çıkması.
VN: IŞİD’in bu denli hızla ilerlemesi sizi şaşırttı mı?
CB: IŞİD’in Musul ve (Tıkrit’in bulunduğu) Selahaddin şehrini herhangi bir direnişle karşılaşmaksızın ele geçirmesi, bölgesel ve uluslararası güçlerin müdahil olduğu, önceden tasarlanmış bir planın varlığını gösterir, zira IŞİD’in tek başına bu denli hızla ilerlemesi mümkün değildi. Söz konusu planın ana hedefi, halkları ve devletleri parçalamak, yenilerini oluşturmak, ayrıca Rojava (Batı Kürdistan) devrimci güçlerini tasfiye etmektir.
VN: Eğer gerekirse, PKK IŞİD’le savaşma noktasında peşmergeye askerî destek verecek mi?
CB: Suriye ve Irak’taki Kürdleri ne pahasına olursa olsun savunmaya hazırız.
VN: Kürdler arasında güçlü politik ayrışmalar söz konusu. IŞİD’in ortak düşman olarak sizin bu farklılıkları bir kenara koymanızı sağlayacak mı?
CB: Bölgede değişikliklerin gerçekleştirilmesi görevimiz uyarınca Kürdler birleşmeli ve Ortadoğu’nun tüm diğer halklarına örnek olmalıdır. Kürd halkının millî stratejik çıkarları ile her bir politik gücün çıkarlarını birbirine karıştırmamalıyız. Muhtelif Kürd partileri arasındaki farklılıklar millî birliğin tahkimine müdahale etmemeli ya da ona engel teşkil etmemelidir.
VN: Tüm Kürdistan genelinden yüzlerce savaşçı var Suriye’de. PKK bölgedeki kontrolünü pekiştirmek mi istiyor?
CB: Batı Kürdistan’daki devrimin müdafaa edilmesi demokrasi ve özgürlük için savaşan tüm güçlerin görevidir. Başından beri bunu yaptık, bundan sonra da bu görevi yerine getirmeye devam edeceğiz. Bu devrim, sadece Suriye’deki Kürd bölgesiyle ilişkili bir devrim değildir, söz konusu devrim tüm Ortadoğu’ya ihraç edilebilir niteliktedir. Rojava modeli dışında hiçbir model Suriye ve Irak’taki sorunlara kalıcı bir çözüm sunamaz.
VN: Gelen haberlere göre, Türk devleti düzinelerce askerî karakol inşa etmek amacıyla Türkiye ile PKK arasındaki mevcut ateşkesi kullandı. Barış süreci kaderine mi terk edildi?
CB: Askerî karakol inşası savaşın teşvik edilmesi yöntemidir. [Türkiye Başbakanı Recep Tayyip] Erdoğan’ın Kürd meselesini demokratik araçlara başvurarak gerçek manada çözmek gibi bir niyeti yok. Halk arasında boş ümitlere yol açmak amacıyla, sadece propaganda yapıyor ve halkı Kürd meselesinin ileride çözüleceğine inandırmak istiyor oysa somut tek bir tedbir bile alınmıyor. Tayyip hükümeti, bizi askerî açıdan mağlup edememesi ardından, psikolojik savaş aracılığıyla Kürd hareketini tasfiye etmeye çalışıyor.
VN: Türkiye ile yürütülen barış süreci bugün ne durumda?
CB: Oslo’da konuşmaya başladık, ardından somutluk kazanmayan bir dizi görüşme gerçekleşti. Yeni tekliflerin getirildiği yeni toplantıların düzenlenmesi zorunlu, bizim masada belli ölçüde somut bir şeyle söz konusu görüşmelere başlamamız gerekiyor. Ankara, PKK ile müzakere etmeyip zaman kazanarak bizi yıpratacağını ve hareketi sona erdireceğini düşünüyor. PKK’yi kimse tasfiye edemez çünkü biz kökleri halk içinde olan gayet sağlam bir örgütüz. Tek taraflı ateşkes ve birliklerimizin Türk bölgesinden çekilmesi güçsüzlüğün alameti değil, barışa bağlılığımızın güçlü bir kanıtıdır.
VN: PKK ateşkesi sürdürecek mi?
CB: Her şey Türk devletinin tavrına bağlı. Ateşkes ve birliklerimizin geri çekilmesi tek taraflı atılmış adımlardı; Ankara askerî operasyonlar yürütmemeyi taahhüt etmişti. Yeni askerî üslerin inşa edilmesi, köy korucularının sayısının artırılması ve Suriye’de radikal grupların desteklenmesi ateşkes şartlarını ihlal eden eylemlerdi. Eğer Ankara, ateşkes şartlarının tanımlanması konusunda yardımcı olmaz ve müzakerelere başlamazsa, biz meşru özsavunma hakkımızı kullanacağız.
David Meseguer
24 Haziran 2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>