Haset

10 Ekim 2014 admin
“Kötülük” üzerine olan o espriyi yine anlatayım; adamın biri bir lamba bulmuş, hikâye bu ya, ovalamış ve içinden cin çıkmış. Cin demiş ki, “bana bir dilek dile ama bak komşuna iki katını vereceğim.”
Adam da demiş ki, “o zaman lütfen bir gözümü çıkar.”
Türklerin durumu da bence bu; Kürtlerle birlikte IŞİD’e ve onun arkasında ne varsa ona karşı özgürleşmektense, IŞİD’e eğer Kürtler de köle olacaksa, mahkûm olmayı yeğlerler.
Çünkü haset fena şey, yıllardır baskı ve zulüm altında olmalarına rağmen Kürt halkının bedelini ödeyerek geliştirdiği özgürleştirici dinamiğin yarısı yok Türklerin arasında. O kültürel canlılığın… İnsanlar bir Rojava kurarken ve savunurken, öteki taraf hâlâ sivil bir anayasa bile yapamadı. Düşünün.
Gezi mi? Hani bir laf vardı; “tek bir kırlangıçla bahar gelmez” diye.
Türkler de bir tek Gezi deneyimiyle toplumsal özgürleştirici dinamikleri tamamen içselleştirdiklerini sakın sanmasınlar.
İşte Gezi’yle göz kırpan eşitlikçi yeni toplum düşünün, birden hasedin ve ırkçılığın kâbusuna dönmesi tehlikesi var.
Sebebi mi? Bunun günahı, “Gezi”de “iktidarın karşısında olmayan” Kürtlerin değil, “Rojava”da iktidarın karşısında olmayan Türklerin üstüne. Al sana bölücülük, ikiyüzlülük.
Çünkü o ikiyüzlülük, aynı polisin karşısında batıda çıkılınca “iktidara ve baskıya karşı mücadele”, doğuda çıkınca “terörist” olunduğunu düşünen zihniyetin kendisi.
Kobanê ile bunu bir kez daha net gördük, açık bir vicdan arızası.
Ege

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>