Gazze’yi Hatırlayan Var mı?

6 Ocak 2012 admin
Bugün itibarıyla Arap devrimleri Filistin davasını bir kenara itti. Son elli yıldır ilk kez hem hükümetler hem de halk düzeyinde tüm Arap dünyasının ajandasını İsrail-Filistin çatışması değil, sefalet, ekonomik kalkınma ve demokrasi gibi, yüzleşilen toplumsal ve politik kimi güçlükler tayin etti. Filistin davası bir kenara itilince Gazze Şeridi de iyice tecrit edilmiş oldu.
Gazze’yi Batı Şeria’yla olan ilişkisini kesmek niyetindeki o eski İsrail-Amerikan fesadı hem toplumsal hem de politik düzeyde başarılı oldu. Batı Şeria’da İsrail askerî kontrolü ile Filistin yönetimi arasında bir işbölümü mevcut. Yerleşim bölgeleri (ki neredeyse Batı Şeria’nın yarısını kapsıyor) ile özerk Filistin şehirleri arasında ciddi bir bölünme var. Gazze’de İsrail askerî rejimi sahneyi terk etmiş görünüyor. Ancak İsrail işgali ne sona erdi ne de kurtarılmış bir bölgenin oluşumuna imkân veriyor. İşgal sadece mevcut berbat durumu daha da kötüleştiriyor. Çocuk ve kadın, 1.5 milyon insan, tam anlamıyla bir toplama kampına dönüştürülmüş olan Gazze’de altı yıldır yoğunlaşarak devam eden bir kuşatma içinde yaşamaya çalışıyor. “İnsanî yardım” için hiçbir giriş ve çıkış imkânı bulunmuyor, bağımsız herhangi bir ticarî temasa bile izin verilmiyor.
Mısır’daki bahar devrimi ardından kuşatma içinde küçük bir çatlağın açılmış olduğu doğru elbette. Mısır sınırı, hiçbir şeyin geçişine izin vermeyecek bir hâlde değil artık. Ama henüz kuşatmanın sona erdiğinden de bahsedemiyoruz. Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki “güvenli geçiş” imkânı hâlâ mevcut değil.
Ancak Filistin Yönetimi, bu ayrışma karşısında pek de üzülüyorlarmış gibi görünmüyor. Çoğunluğu Başkan Mahmud Abbas’ı ve Başbakan Selam Fayyad’ı desteklemeyen bir halkın sorumluluğu yönetim tarafından bir kenara itiliyor sadece. Öte yandan Hamas da muhtemelen kazanacağı bir sonraki seçimlere dek doğru dürüst çalışan bir hükümet olarak görünmeyi umut ediyor ve İsrail devleti ile ileride yapılacak her türden politik görüşmeye dolaylı olarak katılma yollarını arıyor.
Oysa İsrail’in Filistinlilerle yapılması muhtemel görüşmeleri reddeden tutumu ardından Gazze’deki mevcut kuşatma varlığını muhafaza ediyor. Öyleyse bu gerçek ve Filistin yönetiminin Birleşmiş Milletler’deki kısır diplomatik manevraları küresel dayanışma hareketinin ajandasını tayin etmeli. Bizim Gazze Şeridi’ni ve orada yaşayan insanları İsrail hükümeti ve Filistin yönetiminin başındakiler tarafından mahkûm edildikleri tecritten kurtarmamız gerek.
Mısır’ın arabuluculuk ettiği, Hamas ile El-Fetih arasında imzalanan anlaşma bir umut ışığı. Bu anlaşma Gazze, Batı Şeria ve Filistin ulusal hareketinin muhtelif hizipleri arasındaki çatlağı tamir edecek gibi görünüyor. İsrail, söz konusu anlaşmayı sabote etmek için elinden gelen her şeyi yapacak, Gazze’yi daha fazla bombalayacak ve belki de 2008-2009’daki gibi bir kez daha Dökme Kurşun Operasyonu’na başvuracak. Ancak mesele Gazzelilerin İsrail’in tüm saldırılarına karşı sabrını muhafaza edip etmemesi değil, Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi’nin uzlaşma anlaşmasına son vermesi için yapılacak uluslararası baskıya karşı direnme becerisi.
Tüm Arap dünyasında milyonların ortak şiarı şu: “Defol”. Ramallah, Beytüllahim ve Gazze’deki genç Filistinli kadınlar ve erkekler ise gösterilerde “birleşin” diye bağırıyorlar. Bu çağrı, Filistin liderliğine ve onun muhtelif hiziplerine rehberlik eden aslî şiar olmalıdır.
Michael Warshawski

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>