Filistin, Dünyalaştırma ve Avrupa Sömürgeciliği

12 Temmuz 2014 admin
Siyonizm melanetini kavramak için atacağımız ilk adım, Avrupa sömürgeciliğini etraflı biçimde sorgulamak olmalı. Siyonizm, Avrupa sömürgeciliğinin mirasçısıdır. Sadece engizisyondan ya da “holokost”tan pişmanlık duyan beyaz Avrupa’nın liberal vicdan azabından ya da Avrupa’da oldum olası varolan İslâmofobia gediğinden faydalanmaz Siyonizm, onun sömürgecilik stratejilerini de şeytanî bir biçimde devşirir (İsrail’i kuran siyonistlerin Avrupa sömürgeciliğinin kucağında yetişmiş Avrupalı Yahudiler olduğunu unutmayalım): ilk iş, Filistin’i 1948 öncesinde “yerli”lerin(*) yaşamadığı “boş bir toprak parçası” olarak göstermektir; bir tabula rasa’dan, “boş levha”dan başlandığını sözümona kanıtlamak adına… Böylece, daha başlangıçta Filistinli, ontolojik ve epistemolojik olarak, silinir. Bu meşum sürecin halkalarından birinde, 1969’da, İsrail Başbakanı Golda Meir, bunu şeytanî bir açıklıkla ileri sürmüştür: “Filistinli diye birşey yoktur”.(**)
Diğer yandan, orada “yerliler” varsa bile, İsrail, onlara, Avrupalı sömürgeciliğin söylemindeki gibi, “beyaz adamın yükü”nü sırtlayarak, bir “misyon” duygusuyla uygarlık götürmektedir; “geri” bir köylülüğe dayanan Filistin ekonomisi “medenî” bir tutumla ele alınacak, tarım teknikleri geliştirilecek, “yerliler” adam edilerek “ileri” bir uygarlık seviyesine geçilecektir vs. Velhasılı kelâm, Avrupa’nın sömürgecilik tarihi olmaksızın siyonizmi anlamak neredeyse imkânsızdır. Siyonizmin kurucuları, Avrupa’nın topraklarını katladığı sömürgecilik sürecine hayran seküler Avrupalılardı; onlar, “elimde imkân olsa gezegenleri bile fethederdim” diyen bir Avrupalı sömürgecinin evlatlarıydı…
* “Gazze’de açık bir işgal var elbet ama bu işgal, emperyalistlerin eski argümanlarına başvurularak meşrulaştırılıyor. Batı kamuoyunun bu işgale çok büyük çoğunlukla destek verebilmesini hep “Batının çifte standardı”yla açıklamak yerine (tabii ki bir çifte standart yok değil ama) siyonizmin bölgede Batılılaştırıcı bir güç olarak iş gördüğünü anlatmakta çok başarılı olmasıyla açıklarsak daha iyi anlarız. Theodor Herlz’den Netenyahu’ya kadar siyonistlerin söylemi, işgal ettiği toprakların ilk kez dünyaya dâhil edildiği, daha önce varolmadıkları (“yerli”nin görünmez kılınması) ve bu boş toprağın Siyonistler tarafından imar edilmesinin insanlığın çıkarına uygun düştüğü tezinin yanısıra “barbar”ları/”yerli”leri Batılılaştırmak, oralara uygarlık götürmek olmuştur. Siyonist, Ortadoğu’nun “beyaz adamı” olmakla ileri bir karakol vazifesi üstlenmiştir. E uygarlık götürülüyorsa, “yerli”lerden fikir almaya gerek yok.

** Heidegger’in “dünya resimleri çağı” yazısından yola çıkan Spivak, emperyalizmin bu türden taktiklerini “dünyalaştırma” olarak açıklamakta -yani Filistin sanki önceden “dünya” değilken, boş bir arazi iken siyonist müdahale ile dünyaya dâhil kılınır, dünyalaş(tırıl)ır. O halde, burada, dünyalaştırma hamlesi, “yerli”yi (tarihten) silmek üzere inşa edilen bir emperyalist epistemoloji ve ontolojiyi yansıtmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>